Slumdog Millionaire (2008) Milyoner

İlk büyük çıkışını Trainspotting ile yapan, bu filmin başarısının üstüne The Beach ile endüstriye biraz gülümsedikten sonra felaket filmi 28 Days Later… ile türe yeni bir soluk kazandıran Danny Boyle’un benim için ustalık eseri diyebileceğim Slumdog Millionaire, 2008 yapımları arasında kendini en çok gösteren filmdi hiç şüphesiz. Hollywood sinemasının o sene çıkardığı en büyük iki yapımın Nolan filmi The Dark Knight ve David Fincher imzalı The Curious Case of Benjamin Button olduğunu düşünürsek, İngiliz sinemasının tek film ile Hollywood merkezli zirveye oturduğunun kanıtıydı Slumdog Millionaire.

Hindistan’da din uğruna öldürülen binlerce insandan biri anneleri olan Jamal (Dev Patel) ve Salim’in (Madhur Mittal) daha sonra akranları olan Latika (Freida Pinto) ile karşılaşmaları ve küçücük birer çocuk olmalarından yetişkinliklerine doğru uzanan hikayeyi izliyoruz Slumdog Millionaire’de. Film, Jamal’ın “Kim Milyoner Olmak İster?” yarışmasına katılması üzerinden ilerliyor. Tam bir kurgu harikası ile zaman çizgisinde geçmişle geleceği ustalıkla birleştiren filmde geçmişten ve gelecekten seyirciye yansıtılması gereken her ayrıntı tam vaktinde perdeye yansıyor. İnsanların inançlarının yol açtığı yıkım ve boşluğun, umutsuzluk ve tesadüflerin dokundurmalarıyla ilerleyen Slumdog Millionaire, her bir öğesiyle övgüyü hak edebilecek bir yapım. 

Film, anlattığı tesadüfler eseri başarı ve masum aşk öyküsünün yanında Hindistan gerçeğini gözler önüne sermesiyle önemli bir pozisyonda bulunuyor. Fakirliğin hüküm sürdüğü ülkeyi, daha önce o diyarlar hakkında hiçbir fikri olmayan kişilere bir nevi tanıtan Slumdog Millionaire bu yönüyle üçüncü dünya ülkeleri düzenleri, üstün güçlerin bu memleketler üzerindeki politikaları gibi konuları çok da öne çıkarmadan anlatmayı başarıyor. Daha filmin başında gördüğümüz ve katliam diye nitelendirebileceğimiz olaydan yarışma programı sunucusu ve yapımcılarının tavırlarına kadar pek çok sahne altta kalmış ve ezilmişlerin yaşadıklarına ve onlara yaşatılanlara birer örnek teşkil ediyor. Latika’nın daha sonraları adeta köle konumuna geçtiği, zengin insanların eline düştüğü bölümler ve Jamal’ın da bu sahnelere dahil oluş biçimi de yine fakir-zengin çatışması, sonradan görmelik ve üçüncü dünya ülkeleri dahilindeki sınıf farklılıklarını gözler önüne seriyor. Slumdog Millionare, bu fakir Hindistan ile “Kim Milyoner Olmak İster?” yarışmasının Hint versiyonu ile orta noktada bir köprü kurmaya çalışıyor. Bombay’ın kenar mahallelerinden gelen bir yetimin bellek gücünün getirisi ile nelere ulaşabileceğini anlatıyor. 

Film göz kamaştırıcı bir görüntü yönetimi, nefes kesen bir kurgu ve izleyiciyi harekete geçiren müzikler kullanıyor. Bir yandan sevimli bir romantizm öyküsü izletirken, diğer yandan çarpıcı bir hayatta kalma savaşı anlatıyor. Neredeyse deneyimsiz oyuncuların sergilediği harikulade performanslarla süsleniyor. Çocuk oyuncuların filmin önemli bir kesimini kapladığı da göz önünde bulundurulunca Danny Boyle’un önünde böylesi zorlu bir ekibi kontrol ettiği için şapka çıkarmak gerekiyor. Boyle ile birlikte çalışmaya devam eden ve son yılların en iyi uyarlama senaryolarından birine imza atan Simon Beaufoy’un başarısını takdir etmekten başka elimizden bir şey gelmiyor. Filme dair en çok akılda kalıcı şeyin müzikleri olduğu da su götürmez bir gerçek. Tüm dünyada yüz milyonlarca albüm satmış A.R. Rahman’ın elinden çıkan film müzikleri tabiri caizse efsaneleşmiş durumda. Televizyonlarda sık sık izlediğimiz, eski zamanların Hint filmi müzikleri ile modern zamanların ezgilerini birleştiren usta yapımcı bu başarıları ile 2 Oscar ödülünü de kucaklamıştı. 

En iyi film ve en iyi yönetmen dahil 8 Oscar, 7 BAFTA ve 4 Altın Küre ödülü kazanan Slumdog Millionaire, uzun yıllardır bir sezon dahilinde ipi tek başına eline almış nadir filmlerden. Kazandığı sayısız ödül, her kesimden insanın ve her kültürden sinema seyircisinin böylesi bir başyapıtı ne kadar beğendiğinin kanıtı.  Amerikan Akademisi’nin ise son yıllarda yaptığı en doğru seçim olduğuna hiç şüphe yok.

Diğer yazıları Burak Hazine

33. İstanbul Film Festivali Başvuruları Başlıyor!

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 33. İstanbul Film Festivali, 5-20...
Devamı

1 Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir