District 9

Yönetmenlik kariyerinin ilk ve tek uzun metraj sinema deneyimi 2 yıl önce District 9 ile yapan Neill Blomkamp, kısa filmlerinden ziyade daha çok çeşitli TV dizilerinin efekt ekibinde çalışmasıyla bilinen bir yönetmen. Blomkamp’e, senaryosunun yazımında da rol üstlendiği ve En İyi Film dahil 4 dalda Oscar’a aday gösterilen District 9’da herkesin tanıdığı deha Peter Jackson eşlik ediyor.

Nedeni bilinmeyen bir şekilde Johannesburg semalarında bozulan bir uzay gemisinden bir milyondan fazla uzaylı, bir esir kampında 20 yıl boyunca yaşamaya zorlanmıştır. Johannesburg halkının böyle sıra dışı bir duruma daha fazla dayanamaması üzerine uzaylıların, bulundukları 9. Bölge’den 10. Bölge’ye tahliye işlemleri başlamış fakat bu işlemler süresince bazı sorunlar da insanoğlunun peşinden gelmiştir.

Bir yandan derin devlet diye nitelendirebileceğimiz hükümet yetkilileri, bir yandan siyahi çete mensupları, bir yandan bir şeyleri düzeltmeye çalışan kahraman beyazlar ve tüm bunların karşısında neler olduğundan bihaber uzaylılar. Bu dört grubun çatışmalarını izlediğimiz District 9, çıktığı sene bir hayli kendinden bahsettiren bir film olmuştu. Alışılmışın dışında uzaylılarla insanoğlunun ilişkisini daha kabul edilebilir/olağan şekilde yansıtan film, başta bu yönüyle olmak üzere bir takım ögeleriyle benzerlerinden ve türdeşlerinden ayrılıyor. Bu, elbette, artık klişelerden uzaklaşmak isteyen her sinema seyircisi için artı olarak kabul edilecek bir özellik. Bir diğer göze batan özellik ise filmin belgesel kıvamında ilerliyor oluşu. Fakat film, dahilinde hala bir takım sabitleri barındırıyor. Halkı karşısına almış, üstelik siyahilerin ülkesinde, bir beyaz kahraman; bu beyaz kahramanın çok sevgili eşi, kahramanımızın karşısında duran devlet ve aslında uzaylıların kötü olmadıklarını bize gösteren bazı insan-uzaylı ilişkileri. Bu gibi artık imgeleşmiş çeşitli noktalarla bir değerlendirme kaybına uğrayan film, çok şükür ki, efektleri ve finali ile bu kayıpları biraz olsun unutturuyor.

Kahraman beyaz olarak karşımıza çıkan Sharlto Copley, geçtiğimiz sene tekrar sinemaya uyarlanan A Takımı filminden sizlere tanıdık gelebilir. Oyunculuk geçmişi neredeyse olmayan Copley, o çekici aksanı ve bazen-saf-bazen-zehir karaktere hayat verdiği performansıyla benden iyi bir not aldı. Neill Blomkamp ile 2013 baharında Elysium isimli bilim kurguda tekrar karşımıza çıkacak olan Copley’ye filmde Matt Damon ve Jodie Foster eşlik edecek. Bu sefer Peter Jackson’ı arkalarına almayan ekibin yeni işi, District 9 kadar tutar mı bilinmez ama 9’ın hatrına seyirciyi salona çekecekleri kesin.

Diğer bilim kurgu, uzaylı temalı filmlerden bir şekilde ayrılan District 9 izlenebilir bir film. İzlemeniz durumunda neler demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız, eğer bir sci-fi tutkunu iseniz zaten sizin için kaçırılmayacak bir yapım duruyor karşınızda.

Unutmadan… Filmde güldüğüm tek sahne olarak uzaylıların tahliyesi sırasında İnsan Hakları Örgütü’nün eylem yapması da ironik kabul edilebilir. Uzaylılarla 20 yıldır yaşamaya alışmış bir toplumda, uzaylı haklarını İHÖ’nün koruması bana biraz komik geldi açıkçası. 

Diğer yazıları Burak Hazine

How to Train Your Dragon (2010) Ejderhanı Nasıl Eğitirsin

Kurulduğu 1997 yılından beri Shrek, Shark Tale, Madagascar, Over the Hedge, Kung...
Devamı

1 Comment

  • Benim mallığım mı bilmiyorum, ama ben bu filmi baştan ayağa göçmen/mülteci sembolü olarak izlemiştim. Sonra baktım ki kimse böyle bir anlam çıkarmamış. Legal/illegal alien olayı gibi gelmişti bana oysa ki. Bir an için bile bilim kurguymuş, uzaylılardan bahsediyormuş gibi düşünmemiştim. -_-

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir