Bağımsız Sinema

Published on Ocak 24th, 2012 | by Burak Hazine

2

Carnage (2011) Acımasız Tanrı

Share Button

2002 yapımı II. Dünya Savaşı dramı The Pianist ile en iyi yönetmen Oscar’ını kucaklayan Roman Polanski’nin geçmişte ve gelecekte yoluna devam ettiği dram türünün geçtiğimiz seneki son örneği The Ghost Writer’dan sonra hiç beklenmedik şekilde izleyiciye sunduğu komedi filmi Carnage, yönetmenin her alanda başarılı olabileceğini kanıtlayan bir film. İki çocuğun yaşadıkları bir husumet sonrasında bu durumun ailelerine nasıl yansıdığını izlediğimiz film Hollywood’un usta oyuncularını bir araya getiriyor.

Penelope Longstreet (Jodie Foster) ve Michael Longstreet (John C. Reilly), oğulları bir başka çocuk olan Zachary (her ne kadar kendisi filmde net olarak gözükmese de Roman Polanski’nin gerçek hayattaki oğlu Elvis Polanski tarafından filmin başlangıç sekansında hayat bulan bir karakter) tarafından aralarında geçen küçük bir tartışma sonucu yaralanan evli bir çifttir. Penelope sanat tarihi ile ilgilenen bir yazar, Michael ise eşya tasarımcısıdır. Diğer tarafta Zachary’nin annesi Nancy Cowan (Kate Winslet) ve babası Alan Cowan (Christoph Waltz) ise işlerinde başarılı birer borsacı ve avukat olmakla beraber evlilikleri iyi gitmeyen bir çifttir. Aslında filmin başında her birinin oldukça sorunsuz ve entelektüel, modern yaşamın getirisi gereği medeni insanlar olduğunu sanıyoruz fakat zamanla bu dört karakterin iç yüzleriyle, oldukça eğlenceli bir şekilde tanışıyoruz.

Tek bir mekanda çekilen komedi filmlerinin son örneği, hatta tümü arasında en iyiler klasmanında zirveye oynayacak olan Carnage, benim komedi adına izlediğim bu sezonun en iyi filmlerinden biri oldu. Filmin senaryosu gereği kısa süresi (75 dakika gibi göz açıp kapayıncaya kadar geçecek bir uzunluk) boyunca hiçbir şekilde sıkılmıyorsunuz. Yasmina Reza’nın “Le Dieu du carnage (Vahşet Tanrısı)” isimli tiyatro oyunundan filme aktarılmış olan Carnage’ta bu dört bireyin ikili kombinasyonlar halinde ilişkilerini, başlarda düşmanca kesilen tavırları sonrasında komik şekillerde ortaya çıkan birbirlerinin arkasını koruma ve birbirlerine destek çıkma hikayelerini izliyoruz; izlerken de bir hayli gülüyoruz. Özellikle Inglourious Basterds’daki karakteri ve performansı sonrası Carnage’daki gibi eğlenceli bir karakteri nasıl yansıtacağını merak ettiğim Christoph Waltz’un filmin en iyi yanlarından biri olduğunu belirtmem gerek. Beni Waltz’tan daha çok güldüren tek şey ikili diyaloglar oldu açıkçası. Diğer tarafta Kate Winslet gibi geleceğin Meryl Streep’i olacak bir oyuncuyu performansıyla döven Jodie Foster (ki kendisinin ne derece büyük bir oyuncu olduğunu herkes biliyor, Winslet’a o yakıştırmayı yaparak Foster’ı aşağıda gördüğümü düşünmeyin) ağzını açıp gözünü yuman, idealist ve dünyanın doğrusu anne karakterini olabilecek en iyi şekilde ortaya koyuyor. Waltz ve Foster’ın ustalıklarıyla giden, Winslet’ın sarhoş haliyle güldüren, filmde yaşayan pek çok olayın tek sebebi olan telefondaki-adam-Walter sayesinde doruklara çıkan yapım, bir saatten biraz uzun zamanınızı almaya fazlasıyla değecek bir komedi. Başlangıç ve bitiş sekanslarındaki müzikleriyle de kendine bağlayan filmin bestelerini de Oscar adayı muhteşem müzisyen Alexandre Desplat yaptı. Kendisinin bir hayli yoğun olduğunu düşünürken bir de Carnage’ın bestelerini nasıl aradan çıkardı diye düşünüyordum, meğer pek uğraşmasına gerek kalmamış.

Birbirlerine yaptıkları suçlamalar, içlerinde bulundukları çelişkiler, savunma stratejilerine rağmen her daim özlerinde yatan acizliklerinin seyirciyi güldüren versiyonlarını izlediğimiz dört usta oyuncu ve Roman Polanski gibi bir yeteneği buluşturan Carnage insan psikolojisi üstünde önemle duruyor. Filmin herhangi bir noktasında kendinizi bulacağınızdan hiç şüphem yok zira oyuncuların hiç beklenmedik anlarda değişen karakterleri aynı filmin afişinde görüldüğü gibi fazlasıyla renkli. O renklerden birinin sizinki olduğunu bu filmi izlediğinizde anlayacaksınız.


Yazar Hakkında

İstanbul’da doğdu. Liseyi bitirdikten sonra öğrenimini sinema üzerinde devam ettirmek istediyse de 6 sene sonunda tıp doktoru oldu. Biletsiz.com ve Sinema Kulübü‘nde yazdı. 2 sene süren Blogger macerasını sonlandırarak Sinematopya'yı kurdu. Şimdilerde ise junior bir hekim. Bir yandan mesleğini icra edip bir yandan da sinema konusunda kendini geliştirmeyi hedefliyor. E-posta: info@sinematopya.com



2 Responses to Carnage (2011) Acımasız Tanrı

  1. Çağatay Güner says:

    Böyle dolu dolu bir film üzerine eleştiri kaleme alıp bu kadar boş bir metin ortaya çıkarmak için ekstra çabanız oldu mu çok merak ediyorum. Oyuncular, yönetmen, oyuncular, filmin müzikleri ve komedi filmi olduğuna dair bir kaç kez yapılan vurgu… Açık açık filmi izlemediğinizi ve sitede dursun, dolu gözüksün diye beş dakikada yazıyı hallettiğinizi düşündüm. Kendi işinin haricinde severek ilgilendiği bir alanda blog açan ve yıllarını bu alana ve bloguna emek vererek geçiren birisi için özellikle çok üzücü bir hadise. Hepsini geçtim filme ayıp. Gerçi iki sene geçmiş üzerinden ancak kimsenin “Aga bu nedir?” dememesi de patolojik kanımca… Eleştirmek ve eleştirilmek iyidir. Eleştirmek için ciddiye almak gerekir. Bu yüzden, bu seviyede bir yazıya böyle eleştiri gelmesinden rahatsız olacağınızı düşünmüyorum. Hassasiyetinizi ileriki çalışmalarınızı daha “hakkını veren” düzeylere çıkartmak için kullanmanızı diliyorum. Sevgilerle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑