Hanna (2012)

Pride & Prejudice ve Atonement gibi romantik dram filmlerinin yönetmeni olan, şimdilerde Anna Karenina’yı beyazperdeye uyarlayan yönetmen Joe Wright’ın yüksek beklentiler eşliğinde sinema salonlarında gösterime giren aksiyon filmi Hanna; Saoirse Ronan, Cate Blanchett ve Eric Bana gibi Hollywood’un üç başarılı oyuncusunu bir araya getiriyor. 2009 başlarında Danny Boyle’un çekmeyi planladığı ama daha sonra vazgeçtiği, daha sonraları yönetmen koltuğu için Alfonso Cuaron’un isminin anıldığı fakat en sonunda Joe Wright’ta karar kılınan Hanna, senarist Seth Lochhead’in uzun süren çalışmalarının bir sonucu.

Fiziksel ve duygusal anlamda en mükemmel askeri yaratmak adına 20 döllenmiş yumurtanın DNA’sıyla oynanmıştır. Zigotların anne karnına yerleştirilip doğumlarının gerçekleşmesinin ardından, 2 sene sonra bu dosya kapanmış ve çocukların peşine düşülmeye başlanmıştır. Babası Erik (Eric Bana) tarafından senelerce ıssız bir ormanın içinde yetiştirilen Hanna (Saoirse Ronan) bu sırada fiziksel kabiliyetlerinimükemmele yakın hale getirmiş, zekâsını ve hafızasını ileri seviyelere eriştirmiştir. Artık içinde bulunduğu dış dünyadan ayrılma vaktinin geldiğine inanan Hanna, bu kararı ile başta Marissa (Cate Blanchett) olmak üzere pek çok tehlikeyi göze almış sayılmaktadır.

Yazının başında da belirttiğim gibi seyircinin büyük ümitler ve beklentilerle vizyona girmesini gözlediği Hanna, her ne kadar aksiyonu düşürmeden, seyirciyi filmle tutabilecek bir kurguya sahip olsa da izleyiciye kendini pek beğendiremedi. Oyuncuların vasat üstü performansları kayda değer kabul edilse de film, bu konuda sınıfta kalıyor. Evet, Cate Blanchett gibi bir kraliçeyi kötü ajan rolünde izlediğimiz Hanna’da oyuncunun kendisi bile seviyeyi yükseltmeyi başaramıyor –hoş, kendi performansı da ne yazık ki başarılı değil. Rollerine odaklanabilmek için oyuncuların sarf ettikleri emeğin karşılığını aldıkları ise bir muallâk. Zira Cate Blanchett’in karakterine uyum sağlayabilmesi için eski bir CIA ajanı ile anlaşıldığı ve Saoirse Ronan’ı gerekli forma getirmek için bir Uzakdoğu dövüş sporu ustası ile 2 ay boyunca çalıştığı biliniyor.

Özellikle Grimm Haus’taki renkler ve dekorun geçer not aldığı filmin sanatsal açıdan herhangi bir aksiyon filminden farkı yok. Görüntü yönetmeninin yine vasat üstü bir iş sergilediğine şahit oluyoruz. Öte yandan filmin en ilgi çekici yanı olan müzikleri, sizi bir an olsun yalnız bırakmıyor. The Chemical Brothers tarafından bestelenen müzikler, pek çok sinemasever ve eleştirmen için filmin tek olumlu yanı.

Vasat bir senaryo, senaryonun kalitesine yakın bir oyuncu performansı ve bol aksiyonlu, güzel tınılı izlenebilir bir film Hanna. Joe Wright’ın tekrar Ortaçağ Avrupa’sında geçen tutkulu ve sansasyonel aşk hikayelerine dönme vaktinin geldiğinin de bir işareti. Film sırasında sizi ürpertecek tek şey ise yine The Chemical Brothers imzalı The Devil is in the Details:

Diğer yazıları Burak Hazine

Tom à la ferme Fragmanı

Yönetmen: Xavier Dolan Oyuncular: Xavier Dolan, Pierre-Yves Cardinal, Lise Roy Vizyon Tarihi: Belirsiz
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir