Thor (2011)

Gün geçmiyor ki Hollywood, para uğruna yeni bir süper kahraman filmi çekmesin. Bu sene yapımcılar The Avengers ile paraya para demezken geçtiğimiz sene kendilerine para kazandıran filmlerden biri de Thor’du. Elindeki çekici ile dokuz diyarı dize getirme yetisine sahip olan tanrımsı (ya da yarı tanrı, her neyse) karakter Thor’un dünyaya sürgününü ve kötü kalpli(!) kardeşi Loki ile olan mücadelesini anlatan yapım, hem oyunculuk hem de yönetmenlik arenalarında başarılarından sık sık söz ettiren Kenneth Branagh’nın imzasıyla karşımıza çıkıyor.

Asi tavırları, egoist kişiliği ve vurdumduymaz karakteri ile babası Kral Odin’e (Anthony Hopkins) karşı gelerek dünyaya sürgüne gönderilen Thor (Chris Hemsworth), her zaman olduğu gibi Amerika Birleşik Devletleri’nin bir kasabasına düştükten sonra üç bilim insanından oluşan (Natalie Portman, Stellan Skarsgard ve Kat Dennings) bir grubun yardımıyla kendi dünyasına dönmenin yollarını arar. Bu sırada babasının uykusundan (bir çeşit derin uyku) yararlanarak tahtı ele geçiren kardeşi Loki (Tom Hiddleston) ise işleri daha da karmaşık hale getirmektedir. Arkadaşlarının da yardımıyla Thor, hem insanların dünyasını hem de kendi dünyasını kötülüğe karşı koruyacaktır.

Pek çizgi roman okumayan, haliyle filmlerde anlatılanların özüne olan bağlılığı hakkında pek fikri olmayan biri olarak yalnızca eldeki malzeme ile filmin senaryosuna baktığımda pek olumsuz şeyler görmedim diyebilirim. Bir süper kahraman filminden beklenenleri karşılayan Thor’da hikaye seyirciye oldukça yerinde aktarılmış. Gereksiz ayrıntılardan arındırıldığını düşündüğüm senaryo Stan Lee, Larry Lieber ve Jack Kirby’nin çizgi romanından uyarlanarak Ashley Miller, Zack Stentz ve Don Payne tarafından sinemaya aktarılmış. Story board kısmının emanet edildiği kişiler ise Michael Straczynski ve Mark Protosevich. Bu kadar kalabalık bir ekipten insan biraz daha tutarlı ve doyurucu bir senaryo bekliyor tabii; lakin yine de dediğim gibi çerezlik bir süper kahraman filmi için diyaloglarında aranacak bir şeyi olmayan ve yalnızca hikayeye odaklanmış bir senaryo yazılmış. 2013’te vizyona girmesi planlanan devam filmine yönelik son göz kırpış ile sonlanan filmin ikincisinin Alan Taylor tarafından yönetileceği bilinse de senaryosunu kaleme alacak isimlerin tamamı henüz kesinleşmiş değil. Yine de The Simpsons ve Fantastic 4: Rise of the Silver Surfer’ın da senaristliğini yapan Don Payne’e bir kalem emanet edilmiş durumda.

Yeni nesil bilim kurgu, aksiyon ve maceraların olmazsa olmazı ileri teknoloji harikası özel efektlerin kendine hayran bırakacak şekilde kullanıldığını söylememe gerek yok sanırım. Her ne kadar üçüncü boyutun getirileriyle izlememiş olsam da ekrana ağzım açık baktığımı söylemem gerekir. Eğer gerçekten Asgard gibi diyarlar varsa bizim dünyamız gerçekten çok çirkin ve ben oralara göç etmek istiyorum, o kadar.

Bu filmin vizyona girdiği sene Oscar ödülü kazanan Natalie Portman’ın da dahil olduğu oyuncu kadrosu izleyeni tatmin edecek bir iş çıkarmıyor. Chris Hemsworth’un geliştirilmeye ihtiyaç duyan oyunculuğunun yanında Portman ve Anthony Hopkins’in de filme bir şey katmıyor oluşu üzücü. İyi karakterlerin her zaman uyduruk kaldığı bu gibi filmlerde ilk bakacağımız yer kötü karakterler oluyor fakat baş kötümüz Loki’ye hayat veren Tom Hiddleston da oldukça sönük kalmış. Belki de suç bende; her izlediğim filmde oyunculuk oyunu oynayanlara bu kadar dikkat etmemem gerekir (şaka; gerçekten kötüler).

Filmi izlerken düşündüğüm ilk şey The Avengers’ta kullandıkları kötü karakterin niçin Loki olduğuydu. Diğer kahramanların karşılaştığı onca kötü varken daha bir sene önce karşımıza çıkan bir kötünün allanıp pullanıp tekrar önümüze konmuş olması pek hoşuma gitmedi. Gerçi bunun sebebi The Avengers ile Thor’u iki gün arayla izlemiş olmam olabilir fakat yine de hoş değil. Resmen kötü karakter bulmakta zorlanmışlar.

Sonuç olarak diğer pek çok süper kahraman filmi gibi göze hitap etme konusunda üstüne olmayan, geri kalan pek çok yönüyle vasatın altında kalmaya mahkum bir film Thor. Çıtır çerezlik, vakit geçirmelik ama izlemelik.

Diğer yazıları Burak Hazine

For Ellen (2012) Kızım İçin

Milenyum sonrası bağımsız sinema sektörüne giren yönetmen So Yong Kim’in 2012 yapımı...
Devamı

1 Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir