Tomboy (2011) Erkek Fatma

Céline Sciamma’nın ikinci uzun metraj denemesi olan Tomboy, çocukluk çağındaki cinsel bunalımları ele alan başarılı bir film. Erkek gibi giyinmekten ve davranmaktan zevk alan 10 yaşındaki Laure’un (Zoé Héran) ailesiyle yeni taşındığı mahallede çocuklara kendini Michael ismiyle bir erkek olarak tanıtmasıyla başlayan film, başta seyirciyi de karakterin erkek olduğuna inandırabilecek bir kurguyla gitse de isminden pek çok şeyi ele verdiği için aslında neler olduğunu ve olacağını tahmin edebiliyoruz.

Kardeşlik ilişkileri üzerinde de duran filmde çocuk kadrosunun performansı tek kelimeyle şahane. Yönetmen Sciamma’nın böylesi geniş bir çocuk oyuncu kadrosunu idare edebilmesinin altında ciddi bir yetenek yatıyor olmalı. Zoé Héran’ın başarılı performansına kardeşi Jeanne rolündeki Malonn Lévana’nın sevimlilik abidesi karakteri de eklenince oldukça sıcak bir çocuk filmi izliyorsunuz.

Çocuk filmi derken, filmin odağında bir çocuğun olmasından bahsediyorum elbette. Bu sene The Kid with a Bike, Hugo, The Tree of Life, Extremely Loud & Incredibly Close gibi filmlerde de çocuk oyuncuların söz konusu yapımları domine ettiğine tanık olduk. The Kid with a Bike’ta ebeveyn kontrolünden uzak bir çocuğun yaşadıklarına tanık olurken The Tree of Life’ta ebeveynlerin çocuk gelişimini nasıl yönlendirebildikleri konusunda fikir sahibi olduk. Diğer iki film ise Tomboy’la bağdaşmayacak biçimde ele alındıkları için onları ekarte edebiliriz. Tomboy’da ise cinsel kimliğini oturtmaya çalışan bir çocuğun, ebeveynlerinin davranışlarındaki tutarsızlıkları görüyoruz. Bu senaryonun bir eksiği mi yoksa yönetmenin işini tam anlamıyla yapamamasının bir göstergesi midir bilinmez (her ne kadar senarist ile yönetmen aynı da olsa) ama filmde yetişkinlerin karakterlerinde, çocuk oyuncu karakterlerinin doğallığının eser yok diyebiliriz. Yanardöner ve ne yaptığına anlam veremediğimiz bir anne, olaylardan tamamen kopuk bir baba ile film bu anlamda sınıfta kalıyor. Öte yandan karakter odaklı planların bolluğu beni memnun etti. Filmin başlangıç sahnesinde havada uzun süre gördüğümüz el ise iyi düşünülmüş, hoş bir ayrıntıydı.

Önceki paragrafta örnek vererek karşılaştırma yaptığım iki filmde olduğu gibi Tomboy’da da çocukluğun saflığı üzerinde durulmuş. Laure’un aslında kız olduğunu öğrendikten sonra çocukların Laure’u kovalaması ve onun kız olduğunu kanıtlamasını istemeleri ise ergenlik sancılarına bir gönderme gibi. Tamamen tesadüf müdür bilmiyorum ama bu kovalamaca sonrasında kız olduğunu kanıtlamasını isteyerek Laure’u ağlatan çocuğun serseri ağzıyla konuşan siyahi ırka mensup olması düşündürücü. Hatta biraz altını eşelersek yönetmeni bu noktada ırkçılıkça bile suçlayabiliriz.

Yine de senenin izlenebilir filmlerinden biri olduğunu söyleyebilirim Tomboy’un. İlk gösterimini Berlin Film Festivali’nde yapan filmin 80 dakika kadar süren uzunluğuyla bir çırpıda bittiğini de belirteyim.

Diğer yazıları Burak Hazine

İstanbul Film Festivali 2014 Önerileri: Kaçırılmaması Gereken 11 Film

Bu sene 5-20 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek olan İstanbul Film Festivali için...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir