Journey 2: The Mysterious Island (2012) Gizemli Adaya Yolculuk

Kısa filmler yapmaya devam etmesi gereken yönetmen Brad Peyton’ın muhtemelen “Hadi kötü birileri toplanıp Jules Verne’in öykülerinden saçma bir senaryo çıkarsın, teknolojinin nimetlerinden faydalanıp bir görsel şölen yaratalım. Oyuncular ise o kadar kötü olsun ki seyirciyi bu şekilde eğlendirelim!” şeklinde bir fikir öne sürerek bizlere kazandırdığı(!) ve vaktimizi çaldığı filmi Journey 2: The Mysterious Island vizyona girebilmeyi başardı.

Daha ilk sahnesinde asi genç Sean (Josh Hutcherson) ve üvey babası Hank’in (Dwayne Johnson) aralarında geçen gizem çözmeyeli dayalı diyaloglarla bizi kırıp geçiren filmin güldürü öğelerini, filmin kendi öğeleriyle barındırdığını söylersem hiç de yalan olmaz. Oyuncular, diyaloglar, senaryo; her şey ama her şey o kadar kötü ki Hababam Sınıfı Üç Buçuk ve Journey to the Center of the Earth’ten beri sinema salonunda, üstelik IMAX teknolojisi ile, izlediğim en kötü film oldu bu. Aslında bu yazıyı niçin yazıyorum bilmiyorum ama filmin ben ve birlikte izlediğim arkadaşıma pek çok şey kattığı bir gerçek. O saçmasapan diyaloglardan uzunca bir süre dalga malzemesi çıkaracağımıza hiç şüphem yok zira “Adadan kurtulduğumuza sevindim” gibi bir repliği böyle bir filmde duyunca aslında çok da şaşırmıyorsunuz. “We made it!” cümlesine karşılık gelen “The Nautilus” cevabı ise efsane oldu diyebilirim. Filme eğlence öğesi olarak eklenen karakter Gabato (Luis Guzman) ise tek kelimeyle berbat. Usta oyuncu Michael Caine’in ise böyle bir rol teklifini nasıl oldu da kabul ettiğine hiçbir anlam veremedim.

Filmde var olan otuz yıllık komedi öğelerinin yanında, onlardan daha da eski moda dramatik sahneler mevcut. Kızını üniversiteye göndermek için altın peşinde koşan bir baba var filmde, daha ne olsun? İkili çatışmalar ve ikili ilişkilerdeki dram boyutundan bahsetmek bile istemiyorum. Her karakterin vakti gelince adeta birer Einstein’a dönüştüğünü gördükçe katıla katıla gülüyorsunuz, onu da belirtmek isterim.

Filmin yukarıda verdiğim puanı hak etmesinin tek sebebi görsel açıdan bir hayli tatmin edici olması. Real D’de nasıl bir görüntü elde ettiğini sadece fragmanlarından bilsem de IMAX perdesinde tam bir görsel şölen yaşayacağınızın garantisini verebilirim.

Kısaca Journey 2: The Mysterious Island, Jules Verne’in kemiklerini sızlatacak ve sadece vakit öldürmek için izleyebileceğiniz vasatın çok ama çok altında, “öylesine” bir film. Salonun boşluğundan da bir şeyler çıkarmak gerekirdi tabi…

Diğer yazıları Burak Hazine

Cheatin’ (2013) Aldatma

Kendine özgü stiliyle uzunlu kısalı 60’tan fazla animasyon filmin yaratıcısı olan, bağımsız...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir