La Voz Dormida (The Sleeping Voice – 2011) Uyuyan Ses

Yazdığı senaryoları sinemaya uyarlayan İspanyol yönetmen Benito Zambrano’nun bu sene ülkesinde bir hayli ses getiren ve İspanyol Oscar’ları diye bilinen Goya Ödülleri’ne en iyi film ve en iyi yönetmen dahil 9 dalda aday olan La Voz Dormida, İspanya İç Savaşı sonrasında komünistlerin maruz kaldıkları acımasız uygulamaları, bir abla ve kızkardeşi üzerinden anlatıyor.

Savaş suçlusu olarak ağırlaştırılmış hapis cezası alan ve idam edilmek için hamileliğinin bitmesi beklenen Hortensia (Inma Cuesta), kızkardeşi Pepita (Maria Leon) aracılığıyla dağda mücadeleyi sürdüren kocası ile iletişime geçer. Pepita ise bu aracılık sayesinde komünist elebaşı, acımasız Kara Parka ile tutkulu bir aşk yaşamaya başlar. Öte yandan General Franco’nun zulmü gün ve gün artarak devam etmektedir.

Özgürlük şarkısı. Yok yere canı alınan üç binden fazla yoldaşın ardından bir umutla söylenen özgürlüğün şarkısı. Pepita’nın tüm çabalarına rağmen Hortensia’nın göğsün o kurşun çarpana kadar söylenen ve sonrasında da söylenmeye devam eden şarkı. Kafalarında yarattığı bir tanrının onların kurtuluşu olacağını düşünen zalimlerin kıydığı onlarca, yüzlerce, binlerce masumun tek bir ağızdan söylediği bu şarkı ne yazık ki La Voz Dormida’nın sonunda izleyiciyi mutlu edebilecek kadar güçlü olamıyor. Daha bebeği Tersi’ye doyamadan onu zalimlerin kucağına vermek zorunda olan, yobazların emellerine karşı her defasında başı dik duran Hortensia’nın ölmeden önce bağırdığı cumhuriyet ne yazık ki yaşamıyordu. Onun gibilerin bu uğurda verdiği mücadele ise bugün dahi devam ediyor, bebeği Tersi gibiler de annelerinden devraldığı görevi aksatmadan yerine getiriyor.

Duygu dozu yüksek ve seyirciyi daha fazla üzmemek için yıkılan onca şeyin karşısına yeşeren bir aşkı koyan La Voz Dormida, özgürlük mücadelesini daha önce defalarca işlendiği şekline bir takım farklılıklar katarak ele alıyor. Bu bağlamda öne çıkarılacak pek bir yönü olmayan film, yine de izleyenin duygulanımını değiştirmeyi başarıyor. Acaba tek sümüklü ben miyim diye düşünürken salonda bir anda artan burun çekme sesleri sayesinde bu konuda yalnız olmadığını ve bu filmin gerçekten de izleyeni üzdüğünü anladım. Üzmeye çalışmaktan ziyade “üzmesi” ve düzen hakkında düşündürmesi sebebiyle diğer dram filmlerinden ayrılan bu ve benzeri filmleri sevdiğimi de bir kez daha anladım. Yoksa insanlar Yaprak Dökümü’ne de üzülüyor. İş olsun.

Mücadeleleri sırasında ölen özgürlükçü kadınlara adanan La Voz Dormida’da haliyle bir kadın hakimiyeti mevcut. Hapishanede ölümü bekleyen kadınlardan acımasız rahibelere, kadın gardiyanlardan bizzat Pepita’ya ve dışarıdaki özgürlük savaşçılarına; filmdeki her kadın oyuncu rolünün hakkını fazlasıyla veriyor. Neredeyse her sahnede göze batacak hatalardan kaçınıyorlar. Bu kadınlara eşlik eden asıl erkekler ise daha çok estetik olmaları sebebiyle dikkat çekiyor. Filmin oyuncularından Maria Leon ve Ana Wagener’in Goya Ödülleri’nde onurlandırıldıklarını da ekleyelim.

Filmin en az kendisi kadar duygusal ve içten müziklere ve karakterlerin söylediği özgürlük şarkılarına ise hayran kalmamak elde değil. Sanatın birden fazla yönünün olumlu yorumlanacak şekilde kullanıldığını da filmi izleyen herkes anlayacaktır. Yine Goya Ödülleri’nde en iyi şarkı ödülünü kazanan şu şarkıya kulak verin (videonun sonunda yer alıyor):

Bazılarına göre “her şeye rağmen fazla dramatik” gelebilecek ama en azından dramı olması gerektiği yönüyle kullanan La Voz Dormida, festivalde izlediğim iyi filmlerden biriydi. İdeolojiniz ne olursa olsun bu savaşı veren ve savaşa karşı olan herkesin yerine kendinizi koyarak düşünmeniz gereken bir yapım bu.

Diğer yazıları Burak Hazine

Film Comment’in 2012 Seçimleri

Sinema dergisi Film Comment, her sene olduğu gibi bu sene de sezonun...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir