Las Acacias (2011) Akasyalar

Yönetmen Pablo Giorgelli’nin ilk filmi olan Las Acacias, geçtiğimiz sene Cannes Film Festivali’nde en iyi ilk film ödülünü kazanarak bende merak uyandırmıştı. 31. İstanbul Film Festivali’nde izleme şansına eriştiğim film, daha önce gösterildiği festivallerde de benzer ödüller kazanmıştı. Bir ilk film için yeteri miktarda kişisel ve sinemanın hakkını veren bir yapım olan Las Acacias, söylenene göre yönetmen Giorgelli’nin babasının hastalığı sonrasında başlayan duygusal yolculuğundan esinlenmekte. Sevginin en doğal hallerinden “birkaçına” tanık olduğumuz bu film, süresi kısa ama mesafesi uzun bir yol filmi.

Tır şoförü Ruben, yanına Jacinta ve küçük kızı Anahi’yi de alarak Paraguay’dan Buenos Aires’e doğru yola çıkar. Jacinta’yı  istediği yere götürmeye söz vermiş olan Ruben, yolculuğun başlarında anne ve kızına karşı mesafesini korusa da zamanla bu ikiliye alışır ve hep birlikte uzunca bir yol öyküsüne başlarız. Uzun olan şey, üst paragrafta da bahsettiğim gibi filmin kendisi değil; yol, planlar ve elde pek malzeme olmadığı için sekanslar.

Film, bir yol öyküsü olsa da içinde maceraya dair pek bir şey yok –gerek de yok aslında. Filmi izleyen herkes bunun farkına kolaylıkla varacaktır. Sadece bir takım beklentilerle izleyecek olanları baştan bu şekilde uyarmakta fayda var. Las Acacias, yolculuğumuzun sebebi olan kerestelerin kesilmesi sahnesiyle açılıyor ve daha bu sahneden, pek çok başarılı bağımsız yol filminde (dış mekan çekimlerinin de getirdiği avantajla) seyirciye harikulade bir kamera işi vaat ediyor. Yolculuk henüz başlamadan, daha Ruben ve Jacinta yeni karşılaştıklarında dahi uzun tutulan planlar yer yer izleyiciyi sıkabiliyor zira nereden baksanız üçlünün yaptığı yolculuk kadar uzun süreli bir öykü izlediğinizi hissedebiliyorsunuz zaman zaman. Daha önce de belirttiğim gibi bu öyküde duygunluk var, hiçbir sahnede neler olacağını merak etmemizi istemiyor yönetmen. Zaten seyirci de az çok anlıyor filmin hangi yönde ilerleyeceğini. Bir tırın kabininde geçirdiğimiz uzun dakikalar boyunca kendini sınırlamış bir erkeğin yelkenleri nasıl suya indirdiğini gözlemliyoruz. Bu noktada yönetmenin bize bahsetmediği veya bahsetmek istemediği, muhtemelen filmin çıkış noktalarından birini oluşturan Ruben’in ailesine dair hiçbir bilgi edinemiyoruz desek yeridir. Yalnızca oğlunu ilk ve son kez ne zaman gördüğünü; niçin ilk olarak dört yaşında karşılaştıklarını, neden sekiz senedir görüşmediklerini Giorgelli bize anlatmayı tercih etmiyor. Aynı şekilde Jacinto’nun (muhtemel) eski kocasıyla yahut kızının babasıyla neden şu an ayrı olduğunu da hiçbir şekilde öğrenemiyoruz. Jacinto birden fazla kez “kızının babasının olmadığından” bahsediyor ama devamı gelmiyor. Yani karşımızda duran iki karakterin ikisinin de hayatlarına dair bildiğimiz şeyler fazlasıyla sınırlı –hatta sadece yolculuk kısmını biliyoruz desek yeridir. Aslında Las Acacias’ın seyirciye verdiği samimiyet duygusu da burada başlıyor bir bakıma. Seyirci istese kendini karakterlerini yaratıyor, bir yandan da yönetmenimiz kişisel film yapmanın sınırlarında dolaşmış oluyor.

Filmin en göze çarpan yanının görüntü yönetmenliği olduğunu düşünmekteyim. Daha ilk plandaki ağaç kesme ve orman görüntülerinden etkileniyor seyirci. En az sinematografi kadar güzel olan ve bu durağan filmde seyirciyi eğlendirmeyi başaran bebek Anahi karakteri de, canlandıran bebeğin daha o yaşında neler yapabildiğinin kanıtı. Aslında yönetmenin en uygun bebek davranışlarını, filmin en uygun noktalarına montelediğini düşünürsek bir bakıma Giorgelli’nin başarısı bu. Abarttığımı düşünebilirsiniz bu bebek mevzunu ama inanın o üç karakter içerisinde çoğu zaman Ruben’den (German de Silva) daha doğal işler izliyoruz kendisinden. Beni defalarca güldürdüğü de bir gerçek.

Las Acacias, olabilecek en muhtemel sonla seyircisini uğurluyor. Son sahnenin başlarında umutsuzluğa kapılsak da salondan mutlu şekilde ayrıldığımızı rahatlıkla söyleyebilirim. Ruben’in Anahi için verdiği hediyenin de bu mutlulukta büyük payının olduğu su götürmez bir gerçek.

Diğer yazıları Burak Hazine

Scorsese’den Hollywood Yıldızlarıyla Yeni Reklam Filmi

Daha önce de Armani için çektiği ve hiçbir yerde kopyası bulunmayan Made...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir