Dirty Dancing (1987) İlk Aşk İlk Dans

70’lerde doğan neslin en çok izlediği, hatta bazıları için en çok sevdiği film nedir diye sorsanız alacağınız birkaç cevaptan biri hiç şüphesiz Dirty Dancing olur. 90’ların başında doğan biri olarak elbette bu film çok sonra izledim ve o neslin niçin çok sevdiği bir film olduğunu anlamakta zorlanmadım. Dönemin filmlerinde aranan masumiyet, aşk ve müzik üçlüsünü dozundan da fazla barındıran Dirty Dancing, başrollerine Patrick Swayze ve Jennifer Grey’i alarak sizi bir yaz tatiline götürüyor.

Baby olarak bilinen Frances (Jennifer Gray), ailesi ile birlikte üç haftalık bir tatile çıkar. Tatil köyündeki dans hocası Johnny Castle’a (Patrick Swayze) ilk gördüğü an tutulan Baby, daha sonra Johnny’nin bir arkadaşına önemli bir konuda yardım etmek ister, bu vesileyle de daha önce hiç tatmadığı bir şeyi, dans etmeyi deneyimler. İnsan hakları üzerinde kafa yoran zengin kızı, idealist Baby ile fakir ama gururlu, hepsinden de önemlisi seksi ve yakışıklı Johnny’nin aşkı çevredeki bir takım insanları kıskandıracaktır. Yalanlar, iftiralar, itiraflar ve masumiyet ile film devam ederken müzik ise hiç susmayacaktır.

Yazının başında da belirttiğim gibi Dirty Dancing, 70’lerde doğan nesil dışında kimseyi kolay kolay memnun edebilecek gibi durmuyor. İnandırıcılıktan uzak bir kadın başkarakter, sinemanın daha sonra defalarca işlediği bir konu, artık günümüzde tipleme adını almış karakterler ve neler olacağını film başlarında anlayacağınız bir gidişat ile hiç de parlak gözükmüyor bu film. Yine de değerlendirmeyi dönem şartlarına göre yapmamız gerektiği için Dirty Dancing’i kabul edilebilir bir film olarak görebiliriz. Yakın dönemde hayata gözlerini yuman efsane oyuncu Patrick Swayze için izlemeye değer, tek kayda değer sekansı en sondaki dans sahnesi olan bir film için bir buçuk saat harcamaya değer mi bilinmez aslında –şimdilerde en azından. Ama işte… O zamanlar müzik iş yapıyordu ve yapımcılar da bunu kullanmanın yollarını arıyordu.

2004 yılında Dirty Dancing: Havana Nights ismiyle bir başka versiyonu çekilen ama tam anlamıyla facia yaratılan filmin en kayda değer kısmı, daha önce de belirttiğim gibi en sondaki fakirli zenginli dans sahnesi. Aynı zamanda filmde seyredeni güldürecek ve karşımıza iki kez çıkan, dans eden iki çocuk mevcut. Herhalde Patrick Swayze dahil tüm oyuncu kadrosuna ders verircesine bir havalarda olan bu ikili dışında filmde güldürü öğesi de yok. O fakirli zenginli dans sahnesinde de boy gösteren çocukların eşlik ettiği I’ve Had the Time of My Life isimli şarkının çok uzun süre listelerde kaldığını hepimiz biliyoruz. Aynı zamanda en iyi şarkı kategorisinde Oscar ödülü de kazanan bu şarkıyı, filmin kendi sekansıyla izlemenizi önerip yazıyı bitireyim. Yoksa filmin kendisini izlemenize pek gerek yok bence.  Patrick Swayze’ın anısına gelsin o halde…

Diğer yazıları Burak Hazine

Jîn (2013)

Beş Vakit, Hayat Var ve Kosmos gibi beğenilen filmlerin ardından çizgisini bozmadan,...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir