Harry Potter and the Sorcerer’s Stone (2001) Harry Potter ve Felsefe Taşı

Kolay değil, tüm zamanların en çok satan ve en çok okunan kitap serisinin beyazperdeye aktarılma fikri ortaya çıktığı anda herkesi büyük bir heyecan kaplamıştı. Birleşik Krallık’ın en zengin kadınlarından biri haline gelen J.K. Rowling’in edebiyat dünyasına çıp gibi düşen ve fantastik kurguyla gerçeği olabilecek en akıllıca biçimde birleştiren kitabı Harry Potter and the Philosopher’s Stone, 1997 yılında ilk olarak yayınlandı. 1000 kopyayla başlayan maceranın o ilk eserleri günümüzde 15 ila 25 bin sterlin fiyat aralığında satılıyor. Tüm bunlardan yalnızca 4 yıl sonra, çocuk filmlerinin aranan isimlerinden Chris Columbus’un yönetmen koltuğuna oturduğu ve Warner Bros. stüdyolarını tarihinde daha önce yaşamadığı bir zenginliğe götürecek olan ilk film, Harry Potter and the Sorcerer’s Stone ismiyle vizyona girdi.

Annesi ve babası trajik bir biçimde öldürülen küçük Harry Potter (Daniel Radcliffe), kendisinden nefret eden teyzesi, eniştesi ve kuzeni ile birlikte yaşamaktadır. Bir gün ansızın gelen davetsiz bir misafir, Harry’nin aslında sihirli güçlerini olduğunu anlamasına ve anlamamıza sebep olur. Harry, Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’na kabul edilmiştir. Fantastik canavarlar, iyilerle kötülerin savaşı ve Harry’nin kaderinin belirleneceği bu Hogwarts’ta ilk yılı anlatan filmde iki buçuk saatlik bir maceraya çıkıyoruz.

Filmin konusunu anlatmaya daha fazla gerek yok, hatta yukarıdaki paragrafa da gerek yoktu belki de. Ama yine de bir takım kurallar gereği bahsetmek gerekiyor. Eminim ki bu yazıyı okuyan herkes bu filmi defalarca izledi. J.K. Rowling’in önce senaryo yazımına yardım ettiği, daha sonra yapımcılığını üstlendiği serinin bu ilk filmini kaleme alan isim Steve Kloves. Serinin beşinci filmi olan The Order of the Phoenix hariç geri kalan yedi filmin senaryosuyla birlikte Harry Potter and the Forbidden Journey isimli kısa filmi de yazan Steve Kloves, bu sene vizyona girecek olan The Amazing Spider-Man filmine de el atmış durumda. Wonder Boys filmi için yazdığı senaryo ile Oscar’a aday olan senarist, aslında tüm Harry Potter filmleri gözden geçirildiğinde karşımıza çıkan en iyi senaryo örneklerinden birini bu ilk filmde ortaya koyuyor. Bir çocuğun masalını, olması gerektiği gibi yani bir çocuk masalı şeklinde kaleme alan Kloves, ağır ve gereksiz diyaloglardan kaçınarak hikayenin yalnızca pür kısımlarına odaklanıyor. Rowling’in bir hayli dolu olan kitabını beyazperdeye aktarırken elinden gelenin en iyisini yaparak daha sonraki filmlerde hayranları kızdıracak adımlarının önüne geçmeyi başarıyor.

Filmin oyuncu kadrosu, daha sonra genişleyip daha güzel bir hal alacak olsa da, yapılabilecek en iyi seçimlerle oluşturulmuş. Çocuk oyuncuları bir kenara bırakırsak, daha sonra vefat ettiği için rolünü Michael Gambon’a devredecek olan Richard Harris, Gambon’ın çizdiği çılgın Dumbledore imajından daha tatmin edici bir performans sergilemişti. Minerva McGonagall rolüyle kendisini tanımayan herkese de artık ulaşmış olan, Britanya’dan çıkmış en başarılı ve büyük aktrislerden olan Maggie Smith’in harikulade performansını zaten daha sonra yedi film boyunca izleyeceğimizi biliyorsunuz. Alan Rickman’dan bahsetmek bile istemiyorum çünkü bu oyuncu kadrosunda hakkı en çok yenen isimdir kendisi. Sekiz film boyunca en başarılı performansı sergilemeyi başka hiçbir oyuncuya da kaptırmayacak kadar ustadır. Zaten hep demişimdir, Harry Potter serisinin oyuncu kadrosu, Britanya’dan çıkan en usta kadroyu barındırmakta. Daha sonra katılan oyuncularla iyice zenginleşecek olan serinin muhtemelen hiç değişmeyen tek olumlu özelliği de bu. Yine de Daniel Radcliffe’in gittikçe kötüleşen bir oyuncu olduğunu düşündüğümü söylemek isterim. Keşke hep bacak kadar kalsaydı.

Daha önce Oscar Yarışında Son 10 Yılın En İyi 10 Film Müziği listemin zirvesine de oturttuğum, John Williams imzalı ve efsaneleşmiş film müzikleri, Sorcerer’s Stone’un belki de en iyi tarafıydı. Sayısız Oscar’a aday gösterilen (tamam sayılı ama sayısız) yaşayan en büyük müzisyen diyebileceğimiz Williams’ın daha sonraki Harry Potter filmlerinde de kullanıcak meşhur bestesi Oscar’a aday olmuş olsa da kazanamadı.

Toplamda 10 kez Oscar’a aday olan ve bu adaylıklardan üçünü zafere dönüştüren ve her zaman işlerini severek takip ettiğim Stuart Craig’in sanat yönetmenliğinde adeta sinemada devrim yaratan Harry Potter and the Sorcerer’s Stone, Quidditch’ten tutun Hogwarts şatosuna, Seçmen Şapka’dan satranç taşlarına, Gryffindor’un kılıcından Erised Aynası’na, asalardan tutun her türlü sihirli nesneye kadar Star Wars’tan bu yana en iyi yapım tasarımı işini ortaya koydu. Serinin sonraki filmlerinde daha da zenginleşecek olan set dekorları ve yapım tasarımları ne yazık ki hiçbir zaman Akademi’nin hoşuna gitmeyi başaramadı. Aynı şekilde kostüm tasarımında da bir çığır açan Harry Potter serisi, ilk filmiyle bu konudaki başarısında ne kadar iddialı olacağının sinyallerini vermişti.

Bir yönetmen filmi olmaktan çok uzak, hayranların bir kısmını memnun edemese de genel anlamda bir çocuk kitabını sinemaya aktarmak konusunda bana göre oldukça başarılı bir iş olan Harry Potter and the Sorcerer’s Stone, daha sonra izlenebilirlik ve başarı konusunda inişli çıkışlı bir yol izleyecek bir serinin ilk filmi. Chris Columbus’la bir sonraki çocuk filmini de yapacak olan yapımcılar, daha sonra Alfonso Cuaron gibi usta bir yönetmene teslim edecekler bu seriyi –tek film için dahi olsa. 1 milyar dolara yakın gişe hasılatı da filmin ne kadar iddialı olduğunun kanıtı. Tek yapmanız gereken bunun bir çocuk filmi olduğunu anlamak, bir çocuk filmi olarak da nasıl bir çağı başlattığını görmekten ibaret. O bile bu filme verdiğim puan için yeterli bir sebep.

Yazıyı da o ünlü besteyle sonlandırmış olayım:

Diğer yazıları Burak Hazine

IMDb Kullanıcıları En İyileri Seçti

İnternet aleminin aylık 100 milyon tıklama ile en çok ziyaret edilen sinema...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir