Poulet aux prunes (Chicken with Plums – 2011) Azrail’i Beklerken

31. İstanbul Film Festivali için ülkemize uğradığı sırada yaptığı bir konuşmada ödüller hakkında şunları söylüyor Marjane Satrapi: “Sinemayı Oscar almak için ya da kırmızı halıda yürümek için. Elbette ödül almak güzel bir şey. Ama ödül alınca sanılıyor ki ikinci film için hemen para bulunuyor. Tabii ki öyle olmadı. Herkes yine siyah beyaz bir animasyon film yapmanı bekliyor. Yeni bir şey yapmak istediğinde kimse kesenin ağzını açmak istemiyor. Ama aynı güzel şeyi ikinci defa tekrar edemezsin. O bir kere olur. Her zaman o şeyler bir araya gelip aynı sinerjiyi yaratamaz.”

Marjane Satrapi’yi tanımayanlar bile bu paragrafta geçen birkaç anahtar sözcük (Oscar, siyah, beyaz, animasyon) sayesinde onun kim olduğunu ve nasıl bir üne sahip olduğunu hemen anlayacaktır. Birkaç yıl önce kendi ülkesinin rejiminin nasıl başladığını ve devam ettiğini anlattığı Persepolis ile tüm gözleri üzerine çeken Satrapi, aynı Persepolis’te olduğu gibi Vincent Paronnaud’yu yanına alıp bu sefer biraz farklı sularda gezinmeyi tercih ediyor ve seyircinin karşısına olabildiğince saf bir aşk öyküsüyle çıkıyor: Poulet aux prunes (Chicken with Plums).

Sıkı bir keman eğitiminden geçmiş olan müzisyen Nasser Ali (Mathieu Amalric), yirmi yıl boyunca doğup büyüdüğü yerden ayrı kaldıktan sonra eve dönüp hiç de sevmediği bir kadın olan Faringuisse (Maria de Medeiros) ile evlenir. İki çocuğu olmasına rağmen bir türlü mutlu olamayan Nasser Ali için hayatının dönüm noktası, yine malum kadın tarafından çizilir: Faringuisse, müzik hocası tarafından Nasser Ali’ye hediye edilen kemanı bir sinirle kırmıştır. Başka keman arayışlarına girişen kahramanımızı Mozart’ın kemanı bile mutlu edemez. Bunun sonucunda ölme kararı alan Nasser Ali, Azrail’i beklemeye koyulur. Tam sekiz gün boyunca kendini kapattığı odada hayal gücüyle yarışırken bir yandan da seyirciye asıl hüznünün kaynağını anlatacaktır.

Festival sırasında bu filmi izleme fırsatı bulamadığım için üzülmüştüm çünkü izleyen herkes ayıla bayıla çıkıyordu salondan. Fakat yakın zamanda vizyona gireceğini öğrendiğimde üzüntüm geçti; gerçi filmi İstanbul’da oynatan bir tek Beyoğlu Sineması varmış, o da ayrı bir hüzün sebebi ya neyse. Aynı Satrapi’nin dediği gibi, bir şey bir kere olur felsefesini kafama yerleştirerek Poulet aux prunes’yi izlemeye koyuldum. Fakat kendisinin bu konuda pek de samimi olduğunu söyleyemeyeceğim zira Persepolis ile bu film arasında oldukça fazla benzerlik var diye düşünmekteyim. Öyle ki Persepolis’i izlemiş biri, bu filmin yönetmenlerinin kimliğinden bihaber şekilde izlemeye koyulsa olayı anında çözecektir. Gerçi bunun sebebi tamamen ikilinin tarzıyla alakalı. Persepolis’te olduğu gibi Poulet aux prunes’de de temelde yatan dramatik olayları yönetmenler mizahi bir dille seyirciye aktarmayı seçiyor.

Film, komedi öğeleri ağırlıklı kısımlarıyla açılıyor ve devam ediyor. Pek de uzun olmayan 1,5 saatlik sürenin sonlarına yaklaştığımızda ise komedi yerini tamamen drama bırakıyor ve perdeyi hüzünlü bir şekilde kapatıyoruz. Hüznün sebebi ise ana karakterin ölümünden ziyade onun geçmişindeki gölgeler. Bu özelliği ile sağ gösterip sol vuran bir film gibi durabilir Poulet aux prunes fakat yönetmenler seyirciye hiçbir zaman daha farklı bir şey vaat etmediğini filmin en başında belli ediyor.

Filmdeki her karakterin yaşantıların kesitleri bize anlatmayı seçen Paronnaud ve Satrapi, bu vesileyle Hollywood ve Avrupa sinemasını bir kez daha dalgaya alıyor. Amerikan sinemasını “her zaman daha iyi insanlar olmamız gerektiği öğüdünü veren”, Avrupa sinemasını ise sosyolog gibi davranmakla suçlayan Satrapi, kendi filminde Nasser Ali’nin oğlu Cyrus’ın yetişkinliğini anlatırken bir yandan seyirciye filmin en eğlenceli dakikalarını yaşatırken bir yandan da çöp sinema yahut televizyon diye tabir edebileceğimiz, robotlaştırılmış oyuncular ve senaryolarla insanlara sunulan şamataya göndermelerde bulunuyor.

Orijinal ismi gereği “Erikli Tavuk” şeklinde çevirebileceğimiz filmin isminin Türkçeye çevrilmiş hali de –ne tuhaftır ki- oldukça manidar. Nasser Ali karakteri Azrail’i beklerken biz de ona eşlik ediyoruz, en sonunda Azrail geldiğinde ise filmin komedi dozunun yavaştan azalmaya başladığını hissediyoruz. Yine de yönetmen ikili Azrail karakterini kullanarak son birkaç nükteyi de sunuyor (sigara kutusu ve üzerindeki A harfi!). Bu buluşmadan sonra artık Nasser Ali’nin gerçek aşkı Irane (Güşşifte Ferahani) ile muhatap olmaya başlıyoruz. Filmin son bir dakikası ise göğsünüzün sol tarafına bir fil oturmuşçasına hüzün ve gözyaşı dolu.

Persepolis’in hatrına mıdır bilinmez ama Satrapi, Poulet aux prunes’nin küçük bir kısmına bir animasyon hikayesi sıkıştırmayı da başarmış. Malum filmden farklı olarak renkli olan bu kısa animasyon, Azrail’in hem Nasser Ali’ye hem de seyirciye verdiği bir öğüdü anlatmak için tercih edilmiş. Çok da iyi kotarılmış bir iş olduğunu düşünüyorum –hele ki filmin bütünüyle olan atmosfer yakınlığı düşünüldüğünde. Tüm film boyunca fantastik mekanlarda geziyoruz. Bu mekanlara fantastik olaylar eşlik ediyor. Gerçeklikten olabildiğince uzak kalabilmeyi deneyen yönetmenler, bu metotla hem filmi kendine özgün kılmayı başarıyor hem de seyirciye yalnızca bir komedi ve dram öyküsü sunmaktan ötesini vaat ediyor.

Satrapi ve Paronnaud’nun ellerinden çıkan, umduğumdan çok daha farklı ve özgün bir film oldu bu. Persepolis’i sevin ya da sevmeyin; İran ve Fransız sinemalarına uzak olun ya da olmayın… Şu bir gerçek ki Poulet aux prunes’de seveceğiniz pek çok şey bulacaksınız ve elinizde hatırladıkça gülümseyebileceğiniz bir malzeme olmuş olacak.

Diğer yazıları Burak Hazine

Under The Skin Fragmanı

Yönetmen: Jonathan Glazer Oyuncular: Scarlett Johansson, Paul Brannigan, Krystof Hádek Vizyon tarihi:...
Devamı

2 Comments

  • online film izleme siteme 90x90px gibi küçük bir banner vermek istiyorum veya linkte alabilirim.. 3 aylık veya 6 aylık fiyat alabilirmiyim.. site hiti nedir..

    eticaret siteleri gibi bannerdan bi beklentim yok ..backlink olması açısından almak istiyorum… o yüzden çok fiyat çekmezsen sevinirim :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir