Le gamin au velo (2011) Bisikletli Çocuk

Belçika doğumlu yönetmen kardeşler Jean-Pierre Dardenne ve Luc Dardenne’in geçtiğimiz yıl sinema salonlarına uğrayan son filmi Le gamin au velo (The Kid with a Bike), ekim ayında ülkemizde Filmekimi 2011 dahilinde gösterilmiş ve sonrasında da beyazperdede seyirci ile buluşmuştu. Festival sırasında programıma uymadığı için izleyemediğim ama bir hayli merak ettiğim bu yapımı izleme fırsatını sonunda yakaladım. Dardenne Kardeşlerin bir diğer sevimli ama sorunlu hikayesi olan Le gamin au vélo öncelikle oyunculuklarıyla izleyicileri kendine bağlayan bir film.

Cyril (Thomas Doret) babası tarafından istenmeyen ve yetimhanede kalan bir çocuktur. Başlarda babasına ve babasının para kazanmak için sattığı bisikletine ulaşmaya çalışan Cyril, daha sonra koruyucu annesi olacak Samantha (Cecile De France) ile karşılaşır. Babası ve bisikleti konusundaki amacına Samantha’nın yardımlarıyla ulaşan Cyril, daha sonra doğru ile yanlışın ayrımını yapması gereken oyunlarla karşılaşacaktır.

Bir çocuğun saflığını anlatmak için yola çıkan Le gamin au velo bu amacını sonuna kadar gerçekleştirmeyi başarıyor. Başlarda Cyril’in tavırlarına, oynadığı sorunlu çocuk rolüne anlam vermeseniz de zamanla babası tarafından kabul edilmeyen bir çocuğun içinde bulunabileceği duygu yükünü kavrayabiliyorsunuz. Sinemada problemli çocuk ekolünün İngiliz yapımı We Need to Talk About Kevin’dan sonraki örneği olan filmde Kevin’ın hikayesinden farklı olarak yanlışlara değil de doğru ile yanlışın ayırt edilemeyeceği saflık düzeyine tanık oluyoruz. Tanıştığı sokak serserilerinin emirlerini yerine getirirken bir kez olsun düşünmeyen, koruyucu annesi Samantha’nın sevgisini ve yok yere ortaya çıkan dürtülerini anlayamayan Cyril’in zamanla başına gelenler ona neyin ne olduğu konusunda fikir veriyor. Daha filmin ilk sahnesinde telefon konusundaki hırsıyla ne kadar inatçı olduğunu gördüğümüz Cyril, filmin son sahnesinde ise tamamen farklı bir duygu durumla karşımıza çıkıyor. Bu noktada da filmin Kevin ile olan benzerliği bir anda The Tree of Life’ta izlediğimiz hikayeye dönüyor. Ama ortak nokta bir nevi aynı: Aileden alınamayan sevgi, ilgi ve şefkat.

Filmin oyunculuk konusunda hiçbir eksiği olmadığı aşikar. İsimden de anlayacağımız üzere tek bir çocuğu odak noktası olarak kabul eden Le gamin au vélo için Dardenne’lerin çok iyi bir çocuk oyuncu seçimi yapmaları gerekiyordu. Filmi izlediğinizde görüyorsunuz ki aranan o isyankar, vurdumduymaz, hınzır fakat suçluluk duygusu taşıyabilen ve sevgi dolu çocuğu rahatlıkla bulmuş yönetmen kardeşler. Thomas Doret’nin üstün performansı ile Cecile De France’ın olgun kabiliyeti bir araya gelince izlerken keyfinize bakacağınız bir yapım çıkıyor karşınıza. Filme son anda dahil olan gazeteci baba ve oğlu da sadece birkaç dakika gözükmesine rağmen dikkatimi çeken diğer oyuncular olmayı başardılar.

Senaryo açısından başlarda eksiği bulunduğunu düşündüğüm filmi izledikçe aklımdaki soruların ve boşlukların cevaplandığını ve doldurulduğunu görmek ise yönetmenlerin benim açımdan bir başarısı çünkü yanıtları fark ettirmeden, araya serpiştirerek vermek her sinemacının yapabileceği bir şey değildir. Müzikleri ise yalnızca belli kısımlarda kullanan ikili, ezgiyi seyirci ihtiyaç duyacağı zaman vermeyi tercih etmeleriyle tanınıyor zaten. Zira filmi izlediğinizde diyalogların ne kadar güçlü oluşturulduğunu ve birbirlerini nasıl tamamladığını fark ettiğinizde karakterlerin konuştukları sıralarda müziğe ihtiyaç duymayacağınızı anlayacaksınız (Hoş, Dardenne’lerin herhangi bir filmini izleyen biri bunun zaten farkındadır).

Cannes Film Festivali’nde Nuri Bilge Ceylan’ın Bir Zamanlar Anadolu’da filmiyle birlikte büyük jüri ödülüne layık görülen Le gamin au vélo gösterildiği her festivalde büyük övgü aldı. Vizyona girdiği ülkelerde de beğeni toplayan film Belçika adına Oscar için yarışsa da aday olmayı ne yazık ki başaramadı. Avrupa sinemasının geçtiğimiz yılki nadide örneklerinden olan Le gamin au vélo, izlediğinizde içinizde sıcacık kıpırtılar bırakacak başarılı bir yapım. Film hakkında yazılanları okurken gözüme takılan ve komik gibi gelse de filme dair pek çok şey anlatan bir cümleyle yazıyı bitirmiş olayım:

Cyril bisikletse, Samantha o bisikletin çamurluğudur.

Diğer yazıları Burak Hazine

The Final Member (2012) Son Üye

2007 yılında Egg Love isimli kısa metraj filmde birlikte çalışan ikili Jonah...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir