The Best Exotic Marigold Hotel (2011) Hayatımın Tatili

Önüne gelen bütün Oscar ödüllerini silip süpürmesiyle antipati uyandıran Shakespeare in Love’ın Oscarsız yönetmeni John Madden’ın yaptığı en iyi iş olduğunu düşündüğüm The Best Exotic Marigold Hotel, ülkemizde önce 31. İstanbul Film Festivali’nde gösterildikten sonra Hayatımın Tatili ismiyle festivalden kısa bir süre sonra vizyona girmişti. En az afişi, en fazlaysa Hint kültürünün egzotik renkleri kadar şatafatlı görüntülerle dolu bu film başta yaşlıları anlatan, sıkıcı olması muhtemel, hayatın kıymetini bilmeliyiz dersini veren bir film gibi gözükse de aslında Madden’ın anlattığı şey çok daha farklı.

The Best Exotic Marigold Hotel, Britanya’da yaşayan yedi yaşlı insanın hayatlarındaki farklı dönüm noktalarının sonrasında Hindistan’da tatil yapmak üzere havalimanında karşılaşmalarıyla başlıyor. Evelyn (Judi Dench), kocası ölmüş ve onun borçlarını kapatmak için evini satmak zorunda olan bir kadındır. Graham (Tom Wilkinson), çocukluğunu Hindistan’da geçirmiş ve evlerinde çalışan bir adama aşık olmuş fakat bunun öğrenilmesi üzerine adamdan ayrı kalmak zorunda kalmış bir eşcinseldir. Douglas (Bill Nighy) ve Jean (Penelope Wilton), emekli memur bir çiftken devletin kendilerine sağladığı olanakları beğenmemiş ve tüm paralarını kızlarının internet şirketine yatırdıkları için sıkıntı çeken ve mutsuz bir ikilidir. Muriel (Maggie Smith), kalçasından ameliyat olması gereken fakat altı ay beklememek için Hindistan’da ameliyat olmayı kabul eden ve hafif ırkçı yaşlı bir kadındır. Bu beşliye eşlik eden diğer karakterler ise yaşına başına bakmadan karşı cins peşinde koşan azgın Norman (Ronald Pickup) ve aynı Norman gibi yalnızlık çeken Madge (Celia Imrie) isimli bir kadındır.

Başroller diye nitelendirebileceğimiz bu ekibin kalabalıklığı bir yana, bir de filmde en az bunlar kadar (hatta bazılarından daha fazla) ön planda olan isimler var. Slumdog Millionaire ile ünlenen Dev Patel, yaşlı grubun kaldığı The Best Exotic Marigold Hotel’in sahibi çılgın Sonny olarak karşımıza çıkıyor. Onun sırılsıklam aşık olduğu ama annesinin izin vermediği güzeller güzeli Sunaina’yı ise Tena Dease canlandırıyor.

The Best Exotic Marigold Hotel dediğimiz otel, aslında müşteri çekmek adına yalan reklam yapan kırık dökük, odasında kuşlar yuva yapmış, muslukları damlayan (first world problems!) eski püskü bir binadan başka bir yer değil. Bazı karakterler bu duruma hemen uyum sağlasa da Jean gibi hiçbir şeyden memnun kalmayan ve kocasını Evelyn’den kıskanan kadınlar elbette bu binadan ve servisten de hoşnut olmayacaktır tahmin edeceğiniz gibi.

O kadar yaşlıyı bir araya koyarsanız aralarında bir takım ilişkilerin gelişmesi de normal karşılanabilir. Medeni durumlarına bakılmaksızın gerçek yoldaşlarını bir şekilde bulan bu ekipte böylesi yüz güldüren gelişmelerin yanında umutsuzluğun ışığa kavuştuğu fakat o ışığın kısa sürede acıya dönüştüğü haller de mevcut. Evelyn karakteri bu konuda filmde çok güzel bir söz söylüyor aslında, “Bu kadar yaşlı insanın olduğu yerde ölüm kaçınılmazdır.”

Bol bol gülümseten, yeri geldiğindeyse şöyle bir durup düşündüren yahut hüzünlendiren The Best Exotic Marigold Hotel’in oyuncu kadrosu hakkında pek bir şey söylemeye gerek yok sanırım. Birbirinden yetenekli ve geçmişi başarı öyküleriyle dolu usta oyuncuları birleştiren filmdeki genç isimler de zaten kendilerini bir şekilde kanıtlamış ve kabiliyetleri göze batmayan isimler. Bu sebeplerden ötürü filmin genelinde, hakkında en ufak bir kötü yorum almayacak yönü de oyunculuklarıdır diye düşünüyorum. Yaşlı insanların dudaklarından dökülen kelimelerin ne kadar manidar olacağını da bundan yola çıkarak anlayabiliriz öyleyse. Filmin senaryosunun da bu bağlamda tatmin edici olduğunu belirtmek gerekir. Senarist Ol Parker, Deborah Moggach’in These Foolish Things isimli romanından beyazperdeye uyarlamış The Best Exotic Marigold Hotel’i.

Hint ezgilerinin başından sonuna kadar seyirciye eşlik ettiği ve kültürün de katkısıyla çok güzel görüntüler izleme garantisi sunan The Best Exotic Marigold Hotel, senenin en sıcak filmlerinden. Hayata bir şekilde tutunanların, hiçbir şeyin bitmediğinin anlatıldığı bir esinti. Ben oldukça sevdim, sizin de seveceğinizi düşünüyorum. İyi seyirler.

Diğer yazıları Burak Hazine

Le magasin des suicidés (2012) İntihar Dükkanı

Jean Teulé’nin aynı isimle beyazperdeye uyarlanan öyküsü İntihar Dükkanı, Ridicule isimli filmiyle...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir