True Grit (2010) İz Peşinde

Geçtiğimiz sene elde ettikleri 3 adaylıkla Akademi tarafından toplamda 13 kez Oscar’a aday gösterilen Ethan & Joel Coen, nam-ı diğer Coen Kardeşler, elde ettikleri adaylıklar söz konusu olduğunda A.M.P.A.S. tarafından en çok sevilen sinemacılardan. Big Lebowski haricinde yaptıkları her iyi işle Oscar’a aday olan Coen’ler, 2008 yılında No Country For Old Men ile ödüle doymuşlardı.

Yapımcı, yönetmen ve senarist olarak oldukça başarılı işlere imza atan ikilinin son filmi True Grit, ABD’de box-office listelerinde haftalar boyunca yer alarak birlikte 155 milyon Dolar ile çıktığı senenin en fazla hasılat yapan filmlerinden oldu. (En iyi film Oscarı adayları arasında hasılat söz konusu olduğunda, True Grit, Toy Story 3 ve Inception’ın arkasında 3. sırada bulunuyordu.) Babası talihsizce öldürülmüş küçük bir kızın, babasının katilini aramak, bulmak ve yargıya teslim etmek amacıyla çıktığı yolculuğunu izlediğimiz filmin, 10 dalda Oscar’a aday olması başta Coen Kardeşler olmak üzere bazı kesimleri büyük şaşkınlığa uğratırken bazı kesimlerce “normal” olarak karşılandı. (Akademi’nin Coen Kardeşler aşkından biraz önce bahsetmiştim.) Gerçi aday olduğu hiçbir Oscar ödülünü de kazanamadı film. Bu özelliği bakımından da Akademi tarihine geçti.

Filmi Western olduğu gerekçesiyle izleyip izlememe konusunda benim gibi kararsız kalanlar, önyargılarını bir kenara bırakıp öyle ekran karşısına geçmeli. Diğer pek çok Western filminin aksine, sanatı, teknikleri, ilgi çekici konusu ve fazla başarılı oyunculuklarıyla son dönemlerin en dikkat çeken yapımlarından biri True Grit. Jeff Bridges’ın ağzını her açışında hissettiğiniz titreme, Hailee Steinfeld’in usta oyunculara verdiği oyunculuk dersleri, Matt Damon’ın başarıyla yansıttığı karakteri; izlenmesi gereken filmler listenizde True Grit’in bulunması için birer sebep.

İki sene önce en iyi erkek oyuncu kategorisinde Oscar kazanan Jeff Bridges, bu fazlasıyla geç onurlandırmanın ardından True Grit’teki performansı ile 6. kez Oscar adaylığı kazandı. Fakat True Grit ve oyunculuk ikilisi yanyana geldiğinde akla gelen ilk isim ne yazık ki Bridges değil. Evet, Hailee Steinfeld’in ta kendisi. 15 yaşındaki Steinfeld, True Grit’te oynayarak, daha doğrusu True Grit’te bu performansısergileyerek geleceğini kendi elleriyle şekillendirmeyi başarmış bir aktris. İleriki yıllarda çok daha büyük başarılara adım atacağından sonuna kadar emin olduğum oyuncu, başta Hollywood olmak üzere şu sıralar tüm sinema çevrelerinin odağında bulunuyor.

Sevmediğim bir türü bana sevdiren Coen Kardeşler, daha önce de dediğim gibi True Grit’in yönetmen, yapımcı ve senarist sıfatları ile Oscar’a bilmemkaçıncı kez aday olmuşlardı. Bunların yanında sanatıyla öne çıkan film, dönemini başarıyla yansıtan kostümleri ile dikkat çekiyor. Steinfeld’in performansı dışında filmin en başarılı bulduğum özelliği ise görüntü yönetimi. Bu konuda hâlihazırda pek çok övgü toplayan filmin görüntü yönetmeni, daha önce 8 kez Oscar’a aday olmuş fakat hiçbirini kazanamamış Roger Deakins. Her ne kadar True Grit ile favori gösterilse de dokuzuncu kez de altın heykelciğe ulaşamamıştı. Deakins’in başarısını görüntü yönetmenliği yaptığı filmleri izleyenler rahatlıkla fark edebilir: The Shawshank Redemption, Fargo, The Big Lebowski, A Beautiful Mind, No Country For Old Men, In The Walley of Elah, The Assassination of Jesse James By The Coward Robert Ford, Doubt, The Reader, Revalutionary Road, A Serious Man. Tabii ki Deakins’in elini attığı iyi işler bunlarla sınırlı değil, merak edenler küçük bir araştırmayla kendisinin tüm işlerini görebilir.

Western türünün neredeyse ölmek üzere olduğu bir dönemde, bir yeniden yapımla karşımıza çıkan True Grit, çekildiği dönemden bağımsız olmak kaydıyla türünün en iyi örneklerinden biridir benim gözümde. Dedim ya, bana Western’i zevk eşliğinde izlettirmeniz pek mümkün değilken True Grit’i ağzım açık izledim. Ondan sonra bu duyguyu yaşatan tek film ise Blackthorn oldu.

Diğer yazıları Burak Hazine

Paris’ten Pera’ya Sinema ve Rum Sinemacılar

Beyoğlu’nda sinema ve Rum sinemacılar YKY Sanat Dizisi’nin 200. kitabı Sinemanın Pera’ya...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir