Young Adult (2011) Genç Yetişkin

Benim de içinde bulunduğum bir gelişim evresi genç yetişkinlik. İnsanların problemlerine daha kolay çözümler sunmak amacıyla belli kesimlerce konan bu etiketleri pek tasvip etmesem de güzel, çirkin, iyi, kötü gibi bir sıfat bu da. Ergenliğin getirdiği mental ve psikolojik sorunların henüz aşılmadığına inandığım bu dönemin insanları –kendim de dahil olmak üzere- pek ilgimi çekmiyor. Aslında bu bağlamda bu gruptaki insanların başlı başına yetişkin sıfatına sahip olmamaları olumlu bir şey gibi gözüküyor. Thank You for Smoking, Juno ve Up in the Air ile çok kısa sürede ve çok genç yaşta Hollywood’un parlak yönetmenleri arasına giren Jason Reitman’ın son filmi Young Adult da isminden anlayacağınız üzere bu dönemle ilgili.

Söz konusu dönemi bir yaş aralığı ile sınırlandırmanın mümkün olmayışı filmin başlıca mesajlarından aslında. Bir gençlik serisi yazarı olan Mavis’in (Charlize Theron) alkolik olmasının da getirileriyle hala yaşının gerektirdiği olgunluğa erişememesinin hikayesini anlatan filmin hikayesi ve senaryosu, aynı Reitman gibi kısa sürede sempati toplamış Diablo Cody’e ait. İkilinin Juno ile başlayan serüveni çeşitli çevrelerce olumlu karşılanmıştı ve ben de Juno’yu bir hayli beğenmiştim. Lakin ikinci ve son işbirlikleri Young Adult hakkında aynı düşüncelere sahip olduğumu söyleyemeyeceğim. Suçun senaryoyu yazmayı becerememiş olduğunu düşündüğüm Cody’de mi yoksa seyirciyi filme çekmeyi başaramamış Reitman’da mı olduğuysa tartışılır.

Söylediğim gibi filmde alkolik, kola tutkunu (hatta kendisiyle evdeki kolaya yaptığımız muamele aynı), oldukça pis ve anlamsız bir yaşantıya sahip Mavis karakterinin aşılamamış ergenlik problemlerini izliyoruz. Karakter bir gün e-posta kutusuna bakıyor ve gelen kutusunda lise aşkının henüz doğan kızının fotoğrafını görüyor. Ona geçmiş günlerini hatırlatan bu fotoğraf sonrasında doğup büyüdüğü kasabaya gidip eski aşkı Buddy Slade’i (Patrick Wilson) tekrar elde edebileceğini düşünüyor. Pılını pırtını topluyor ve arabasına atlayıp Mercury denen malum kasabaya gidiyor. Orada olduğu süre boyunca liseden arkadaşlarıyla karşılaşıyor fakat bunlardan yalnızca biri filmde önemli bir yere sahip: Matt Freehauf (Patton Oswalt). Lise zamanlarında okuldaki bir grup erkek tarafından eşcinsel sanılıp belden aşağısına ağır darbeler alan Matt o günden beri kötürüm haldedir. Mavis’in planını öğrendikten sonra henüz gelişimini tamamlayamamış kızımıza akıl hocalığı yapmak da Matt’ten başkasına düşmeyecektir. Eh, tahmin edersiniz ki sonunda büyük (gerçekten büyük) bir ödülle mükâfatlandırılacaktır.

Bir yandan yazdığı serinin son kitabını yetiştirmeye de çalışan Mavis, hem çevredeki kızlardan duyduğu cümleleri kitabında kullanırken hem de kendi yaşantısında süregelen değişiklikleri kitabına aktarmaktadır. Hatta bir zaman sonra fark ediyoruz ki kitabın tamamı Mavis’in Mercury’de olduğu süre boyunca yaşadıklarıyla ilişkili olarak şekillenmiş durumda. Sorunsa şu: Filmin kendisi ne kadar sıkıcıysa Mavis’in yazdığı kitap da o kadar sıkıcı. Diablo Cody böylesi bir filmin senaryosunu herhangi bir amaç gütmeden kaleme almış olamaz diye düşünürken karşımda gerçek anlamda boş bir film olduğunu fark ettiğimde artık çok geçti ve filmi kapatamadım. O kadar yorucu ve klişe bir hikaye anlatılıyor ki filmde onlarca benzerini geçmişte izlediğinize bahse girebilirim. İşin kötü yanı Jason Reitman’ın anlatımında bir özgünlük saptayamamam. Filmden fazla sıkıldığım için mi bunu başaramadım bilmiyorum ama yönetmenin önceki filmleriyle karşılaştırdığımda Young Adult’ın vasatın çok altında kaldığını düşündüm.

Filmde beni hiç tatmin etmeyen şeylerden biri de Matt’in kardeşi rolündeki Sandra (Collette Wolfe) idi. Sonlara doğru Mavis tam anlamıyla batmışken onu gaza getirme ve ona aslında kim olduğunu hatırlatma görevi bu ne idüğü belirsiz karaktere bırakılmış. Böyle bir durumda insan “Niçin?” diye sormaktan kendini alamıyor çünkü filmde hiçbir önem arz etmeyen bir karakterin birden bire ortaya çıkıp yaptığı konuşmayla baş karakterin dünyasını değiştirmesi beni hoşnut etmedi. Hadi bu bir korku filmi olsa ve Sandra da esrarengiz ama her şeyi bilen yaşlı adam olsa neyse diyeceğim.

Yine de filmin birkaç artısı mevcut. Tahmin edeceğiniz üzere ilk artılarımız Charlize Theron ve Patrick Wilson ikilisi. Her iki oyuncunun da kariyerlerinde attığı adımların genelini beğenen ben, bu film için ikisini de yetersiz bulsam da en azından böyle bir hikayeyi daha da kötüleştirmedikleri için işe olumlu yanından bakıyor ve kendilerini övülebilecekler kısmına dahil ediyorum. Diğer artımız ise filmin müzikleri. Gerçi hoş, onlar da böyle bir kenar kasaba temalı filmlerin hepsinde yer alan müziklerden farksız.

Young Adult’ın en sevmediğim yanı arada kalmış bir film olmasıdır herhalde. Ne dram statüsüne oturuyor, ne de komedi. Kendini bulamamış, aceleye getirilmiş bir hali var gibi. Yine de izleyip beğenenler olabilir lakin benim umduğumun çok gerisinde kalan, geneline baktığımızda vasatın bir hayli altında konumlandırabileceğimiz bir Hollywood çıkıntısı olmuş bu. Bakalım Jason Reitman’ın Kate Winslet ve Josh Brolin’i yanına alarak yaptığı yeni filmi Labor Day nasıl olacak? Umarım şu son inişten sonra iddialı bir çıkış bizi bekliyordur.

Diğer yazıları Burak Hazine

Super 8

Efsane dizi Lost’un yapımcısı, bir o kadar efsane Alias’ın yönetmeni J.J. Abrams‘ı,...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir