Elena (2011)

Vozvrashchenie ve Izgnanie ile yaptığı sivri çıkışlardan sonra merakla beklenen üçüncü filmi Elena’yı sinema seyircisiyle buluşturan ve artık usta diyebileceğimiz yönetmen Andrei Zvyagintsev, geçtiğimiz sene filmekimi’nde Türk seyircisi ile buluşan ve Cannes Film Festivali’nden jüri özel ödülü ile dönen Elena, yönetmenin ilk iki filmindeki baba figürünün yerini bu sefer anneye bırakıyor. Yine de bir nebze olsun babalık kavramına dokunduran Zvyagintsev, bana öyle geldi ki tarzında da bir takım değişikliklere gitmeyi denemiş.

Eski bir hemşire olan Elena (Nadezhda Markina), on yıl önce tanıştığı zengin dul Vladimir (Andrey Smirnov) ile iki sene önce evlenmiştir. Vladimir’in, yanına pek uğramayan ve kısaca isyankar olarak tanıtılan bir kızı (Katerina – Elena Lyadova), Elena’nın ise işsiz ve çulsuz, iki çocuk babası bir oğlu (Sergey – Aleksey Rozin) vardır. Torununu askeriye yerine üniversiteye göndermek için Vladimir’den maddi yardım isteyen Elena, para uğruna seyircinin kendisinden ummadığı adımlar atmaya başlar.

İlk iki filminde olduğu gibi senaryolarında olaylardan ziyade insanlara odaklanan Zvyagintsev, nedendir bilinmez, bu son filminde seyircinin kafasını boş yere kurcalayan öğelere yer vermeyi pek tercih etmemiş. Belki de bu sebepten ötürü senaryosunu daha güçlü bulduğum Elena’da, yönetmenin tarz değişikliğine gitmediği yönü ise fotografik anlatımı olmuş. Birbiri ardına ekrana yansıyan fotoğraf kareleri misali hayranlıkla izlediğimiz film, Izgnanie gibi uzun ve yer yer seyirciyi filmden koparabilen planlara yer vermese de en az onun kadar sürükleyici bir anlatımla perdeye yansıyor.

Filmde yönetmenin ele aldığı asıl kavram bu sefer para. Fakat kendisi, aile ilişkileri üzerinden devam ettiği kariyerinde bu noktada sekteye uğramıyor ve bu sefer bir babaanne ile torun, baba ile kız, anne ile oğul ikilileri üzerinden derdini anlatmaya çalışıyor. Kapitalist sisteme yaptığı göndermeler, paranın hüküm sürdüğü dünyada para için hayat alma ve hayat vermenin normal karşılanışı üzerine yoğruluyor. Önce yarattığı karakterlerin iyiliklerini sorgulatıyor. Dikkatle incelediğimizde bu karakterlerin kötü yanlarının pek de dikkat çekmediğini görüyoruz. Elena’nın işlediği cinayetin sebebini, Vladimir’in kızının babasına olan tavrını, Sergey’in yaşam tarzı ve annesi ile olan ilişkisini, Vladimir’in sert mizacını düşündüğümüzde tüm bunların aslında sistemin birer getirisi olduğu sonucuna varıyoruz. Aynı getiri ile Elena’nın, Vladimir’i öldürürken bir can alırken, böylelikle torununun askere gitmesini engelleyerek bir canın alınmasına da engel oluşuna tanık oluyoruz (en azından kendisi böyle düşünüyor). Yönetmenin üstünde durmak istediği noktalardan biri de öyle sanıyorum ki bu torun sevgisinden doğuyor. Elena kocasını öldürürken ona hiçbir nefret ya da sevgisizlik beslemiyor. Onun torununa olan sevgisi, kocasına olan sevgisinden fazla olduğu için böyle bir yol tercih etmeyi seçiyor. Böylelikle içinde bulunduğu dilemma ile sistemin kölesi haline gelmiş güruhun yaptığı seçimleri ve kaçış yollarını sergiliyor yönetmen.

Özellikle Nadezhda Markina’nın dikkat çeken performansı ile kendini gösteren oyuncu kadrosu ile önceki iki filmde olduğu gibi tam isabet seçimler yapan yönetmenin gelecekteki projelerini sabırsızlıkla beklemek için daha fazla malzemeye ihtiyacımız yok. Dörder sene arayla ortaya koyduğu, her biri bir diğerini farklı yönlerden tamamlayan üç filmi ile çoktan yaşayan efsaneler arasına giren ve Rus sinemasını ölüm çukurundan çıkarmayı tek başına çıkarmış olan Andrei Zvyagintsev, bu filmiyle birlikte sezonun en kayda değer yapımlarından birini bizlere sunuyor. Vozvrashchenie ve Izgnanie’nin hemen ardından izlenerek yedinci sanatın milenyumdaki en kayda değer üçlemelerinden birini oluşturan başarılı bir yapım Elena. Kargalar uçar, uçtukları dal yerinde kalır. İyi seyirler!

Diğer yazıları Burak Hazine

10 Ünlü Yönetmen, 10 Reklam Filmi

Reklam şirketlerinin, müşterilerini etkilemek için her yolu mubah gördüğünü cümle alem bilir....
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir