Eva (2011)

Steven Spielberg, 2001 yılında yaptığı A.I. Artificial Intelligence ile bilim kurgu sinemasına yeni bir soluk getirmişti. Alışılagelmiş robot filmlerinin drama dozu arttırılmış bu film, hiç şüphesiz türün en çok akıllarda kalmış ve seyircisini en derinden etkilemiş örneklerinden biri olmuştur. Sinemasal anlamda kıymeti tartışılır, o ayrı fakat geçtiğimiz on yıl içerisinde de aynı etkiyi yaratan bir bilim kurgu draması vizyonlarımızı şenlendirmiş değil. Geçtiğimiz on yıl diyorum çünkü önümüzdeki ağustos aynının ilk cuma günü Türkiye’deki sinema salonlarında seyircinin beğenisine çıkmaya hazırlanan İspanyol bilim kurgu örneği Eva, arkasında Spielberg’in ismi olmadığı için belki hatırlarda o kadar uzun süre kalmayacak fakat A.I. Artificial Intelligence’a kıyasla daha özgün ve başarılı işler sunduğu için takdir toplayacaktır.

Yıl 2041. On yıl önce tüm işlerini bırakıp Avustralya’ya giden Alex (Daniel Brühl), Santa Irene’deki robot teknolojisi okulu tarafından tekrar işe çağrılır. Vakti zamanında Lana (Marta Etura) ile üzerinde çalıştığı çocuk robot işini bitirmesi beklenen Alex, söz konusu çocuk robot için örnek bir duygusal zeka arayışındayken Eva (Claudia Vega) isimli küçük kız çocuğuyla tanışır. Daha sonra bu kız çocuğunun eski (ve hala devam eden) aşkı Lana ile Lana’nın kocası ve Alex’in başarılı kardeşi David’in (Alberto Ammann) kızları olduğunu öğrenen zeki mühendisimizin Eva ile oluşacak özel bağı, heyecan verici ve yer yer üzücü, yer yer de şaşırtan bir yolculukla devam edecektir.

Konusu itibariyle A.I. Artificial Intelligence’ı andıran lakin filmi izlediğinizde Spielberg’in filmiyle uzaktan yakından alakası olmadığını anlayacağınız Eva, yönetmen Kike Maíllo’nun ilk uzun metraj beyazperde deneyimi. Dört kişilik bir ekip tarafından kaleme alınan senaryosuyla kendini bir hayli beğendiren ve akıcılığı, görsel doygunluğu, oyunculukları ile de doksan dakika gibi kısa bir sürenin göz açıp kapayıncaya kadar geçmesini hissettiren Eva’nın sezonun en iyi bilim kurgu örneklerinden biri olduğu su götürmez bir gerçek. Geleceğin teknolojisi ve insanların bu teknolojiye bakış açısını daha optimist bir bakış açısıyla değerlendirmesi, Eva’yı A.I. Artificial Intelligence’dan ayıran en büyük özelliği. Kike Maíllo’nun filminde insanlar robotlara birer emir kulu olarak bakmıyor; bakıyorsa da filmde insanların bu yönleri üzerinde durulmuyor. Aksine Lana ve Alex’in robotlara ne kadar değer verdiği üzerinden ilerleyen film, yetişkinlerin aşk meşk durumları da dikkate alınınca sevgi kavramı açısından biraz fazla yoğun gelebilir. Yine de bu durumun seyirciyi fazla rahatsız edebileceğini düşünmüyorum çünkü filmde bundan daha dikkat çeken onlarca şey mevcut.

Eva’nın, bir bilim kurgu örneği olmasından da mütevellit, değerlendirmesi yapılırken vurgulanması gereken ilk yönü görselliği. Oldukça ayrıntılı ve kendine hayran bırakan açılış sekansı ile film boyunca seyirciye nasıl bir şölen yaşatılacağının ipucunu veriyor Kike Maíllo. Daha sonra bu sanat harikası görüntülerin, robotların beyin yapısı ve beyinlerinde gerçekleşen fonksiyonları yansıttığını öğreniyor ve senaristlerin zekasına bir kez daha hayran kalıyoruz. Tabii sanat yönetmenlerinin de bu noktada bir takdiri hak ettiğini söylemeyeliyim. Günümüzden 30 yıl sonrasını anlatıyor olmasına karşın oldukça gerçekçi bir dünya yaratan sanat yönetmeni Laila Colet, aynı zamanda hayal gücünün sınırlarını zorlayarak çekici yapım tasarımları ve bu tasarımların çağa uygun özelliklerini de sunuyor. Tüm bu görsel şöleni tamamlayan şey ise bizlere pürüzsüz bir seyir deneyimi yaşatan sinematograf Arnau Valls Colomer’den başkası değil.

Oyuncu kadrosunun performansları gereği de seyirciyi tatmin etmeyi bilen Eva’da göze çarpan ilk isim elbette başrol oyuncumuz Claudio Vega oluyor. Henüz ilk oyunculuk deneyimini gerçekleştiren Vega, daha sonra hakkında ilginç gerçekler öğreneceğimiz on yaşındaki bir çocuğa layığıyla hayat veriyor. Geçtiğimiz sene Martin Scorsese’nin Hugo’sunda dikkatleri üzerine çeken Chloë Grace Moretz’i andıran performansı ile sinemadaki geleceğine büyük bir göz kırpışı yapıyor çocuk oyuncu. En az Claudio Vega tarafından dikkat çeken ve İspanyol Oscarları olarak bilinen Goya Ödülleri’nde en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü kazanan; Pedro Almodovar’ın filmlerinden tanıyabileceğiniz Lluís Homar’ın performası da beğenimi kazandı. Usta aktör filmde Alex’in evindeki robot hizmetçiyi canlandırıyor. Filmdeki yetişkin oyuncular olan Daniel Brühl, Marta Etura ve Alberto Ammann ise vasatın üstünde performanslar sergiliyor diyebiliriz.

Büyük umutlarla izlemediğim fakat daha ilk dakikalarında kendine hayran bırakan, pürüzsüzce akıp giden dolu bir senaryo ve görsel şöleni ile kendi türünde senenin en iyilerinden biri olduğunu düşündüğüm Eva, geçtiğimiz sene Hugo’nun bana hissettirdiklerinin benzerini hissettirdi. Hugo kadar saf, dahiyane ve profesyonelce olan Eva, bir ay sonra vizyona girdiğinde gözünüz kapalı olarak sinema salonlarını ziyaret edebilirsiniz. Hüzünlü sonuna rağmen seyircinin duygularını sömürmekten uzak, bu yönüyle de A.I. Artificial Intelligence’a göre daha makul bir film Eva. Sanırım Avrupa bu işi de kaptı ve Hollywood’a karşı her geçen gün daha güçlü adımlarla yürüyor. Ben şikayetçi değilim bu durumdan. Kimsenin de şikayetçi olduğunu sanmıyorum. Yazımı, filmin kilit cümlesiyle bitireyim:

“Gözlerini kapadığında ne görüyorsun?”

Diğer yazıları Burak Hazine

Uri Sunhi (2013) Hepimizin Sevgilisi

Cannes Film Festivali’nin sevilen isimlerinden, Güney Kore sinemasının yeni aranan çocuğu Hong...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir