Medianeras (2011) Sidewalls

İzleyenin karnında sevgi kelebekleri uçuşturan romantizm filmlerini pek sevdiğim söylenemez. Bu türün örneklerinin pek çoğu sinemanın gerçek anlamının dışında, yalnızca belli bir kitleye atıfta bulunarak sektörde kendine yer edinmiştir. Yıllardır aptal aşıkların dilinden düşmeyen ve bundan ötürü çürümekten de beter olmuş romantik ve sevimli filmlere oldukça aşina bir millet olduğumuzdan ve bu türler hakkında Hollywood ve Fransa yapımları dışındakilerle pek işimiz olmadığından olsa gerek geçtiğimiz senenin en dikkat çekici filmlerinden olan Medianeras’ı (Sidewalls) görmezden gelmişiz. Sinemadaki ilk uzun metraj deneyimini yaşayan Arjantinli yönetmen Gustavo Taretto’nun 2005 tarihli aynı isimli kısa filminin yeniden çevrimi olan Medianeras, edebi ve sinemasal anlatımın birleştiği ve toplumsal mesajlarla dolu; karında sevgi kelebekleri uçuşturan bir romantik film.

Mariana (Pilar López de Ayala) ve Martin (Javier Drolas), birbirine komşu iki apartmanda ayakkabı kutusu diye tabir edilen tek odalı dairelerde yaşayan iki gençtir. Kendilerince sorunları olan, bu sorunlardan tutun da geçmiş ilişkilerine kadar ortak noktalar barındıran ve hayata bakış açıları itibariyle de benzerlik gösteren bu ikilinin karşılaş(ama)ma hikayesini izlediğimiz Medianeras, zeka işi senaryosuyla göz dolduruyor. Buenos Aires’te geçen film, şehrin çarpık yapılanması ve mimarisi ile yaşamın çarpıklığındaki benzerlikleri Mariana karakterinin ağzından anlatan ve belgesel havasındaki bir sekans ile açılıyor. Bu ilk dakikalarındaki fotoğraflar ve Mariana’nın ağzından çıkan her kelime ile daha en başından kendini sevdiren film, Mariana’nın, duyguları mühendis ve mimarların suçu olarak görmesini belirtmesi ile öyküsüne başlıyor. Mariana’nın kendisi de bir mimar olduğundan, şehrin dinamiğini ve statik konumdaki görsel zevk bozucu yapısını onun ağzından dinlemek seyirciye ayrı bir tat veriyor. Diğer ana karakter Martin ise bir bilgisayar yazılımcısı. Star Wars hayranlığından tutun da uykusunu getirmek için oynadığı oyuna kadar kafalarda oluşan klişe nerd tiplerden birinin kanlı canlı versiyonu olan Martin’de agorafobi mevcut; yani açık alandan korkuyor kendisi. Psikologunun tavsiyesi üzerine bu korkusunu fotoğraf çekerek yenmeye çalışan Martin’inkine benzer bir korku da Mariana’da var: Klostrofobi yani kapalı alan korkusu. İkilinin bu özelliklerini öğrenir öğrenmez niçin karşılaşamadıkları hakkında yönetmenin küçük bir tüyo verdiğini düşünüyorsunuz fakat filmin işleyişi aslında tam da düşündüğünüz şekilde değil.

Sosyal mesajlar vermekte de geri kalmayan, bu yönünü edebi ve fotoğrafsal olarak anlatmayı tercih eden Medianeras’ta insanların sosyalleşmek için kablolar aracılığı ile iletişime geçtiklerinden dem vuruluyor. Daha önce yolda, yüzme havuzunda ve bilumum mekanda karşılaşmalarına rağmen ilk muhabbetlerini internetteki bir sohbet programı üzerinden gerçekleştiren Martin ve Mariana, tam buluşmak için telefon numaralarını kaydedecekken elektrikler kesiliyor. Onlarca dakika heyecanla cevabını beklediğiniz “Nasıl buluşacak bunlar?” sorusunu da böylelikle biraz daha ertelemiş oluyorsunuz.

Mariana’nın çocukluğundan beri bir Waldo (ya da diğer ismiyle Wally) hayranlığı var. Ta küçükken edindiği “Waldo Nerede?” kitabının her bulmacasında Waldo’yu bulan fakat yıllardır bir bulmacadaki Waldo’yu (ki o bulmaca da dış mekan bulmacası) bir türlü bulamayan Mariana’nın, Martin ile buluşma şeklini buna bağlayan yönetmene şapka çıkardım. Küçük hesapların işini yaptığı aşikar olan ve bu yönüyle zekasına hayran bırakan Taretto, her ne kadar ikilinin karşılaşması konusunda seyirciyi pek memnun edemese de bu karşılaşmada dikkat çekmek istediği Waldo noktası ile sempati kazanıyor.

Küçücük bir balkonda toplamda üç kez pedal çevirerek bisiklet süren bir çocuk, yine küçücük bir balkona sahibi tarafından kilitli bırakıldığı için aşağı atlayarak intihar eden köpek gibi imgeleri kullanarak sosyalleşme ve sosyal alanlar konusunda anlatmaya çalıştıkları konusunda dikkate değer adımlar atan Taretto’nun mizahi yönü de edebi yönü kadar kuvvetli diyebilirim. Bu konuda en güzel örneği de filmde karşılıklı binalarda illegal yollardan pencere açarak (duvar kırıp) gördükleri manzara sonucunda gülümseyen Martin ve Mariana’yı verebilirim.

Sıcaklığını her dakikasında hissettiren, filmle bütünleştiği için kusurları görmezden gelinecek tatminkar oyunculukları ile büyük beğenimi kazanan Medianeras, konu itibariyle benzeyen bu tür filmlere kıyasla olaya çok daha farklı bir açıdan bakıyor. Zaten ismi gereği de bunu ön plana çıkarıyor. Modern insanın yalnızlığını taşıdığı boyut itibariyle son yıllarda diğer yapımlardan bir adım önde at sürüyor. Şiddetle önermekle birlikte dilerim herkes bir gün kendi Waldo’sunu bulur. Keyifli dakikalar, iyi seyirler!

Diğer yazıları Burak Hazine

Metro Manila Fragmanı

Yönetmen: Sean Ellis Oyuncular: Jake Macapagal, Althea Vega, John Arcilla Vizyon Tarihi: Filmekimi...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir