Fargo (1996)

Quentin Tarantino’nun Reservoir Dogs ve Pulp Fiction gibi iki önemli eseri dünyayı kasıp kavurana kadar Hollywood’un 80’ler ve 90’lardaki heyecan verici yönetmen(ler)i olarak kabul gören Ethan Coen ve Joel Coen’e ilk Akademi ödüllerini getiren Fargo, vizyona girdiği tarihten bu yana yeni akım sinemanın mihenk taşlarından biri olarak kabul görüyor. Yönetmen kardeşlerin o zamana kadar sesini Barton Fink’ten sonra en çok duyuran film olan Fargo, daha önce (ve sonrasında da) pek karşılaşmadığımız bir suç senaryosuyla komedi unsurlarını bir araya getirip izleyicinin bekletilerinin de üstünde bir film olarak karşımıza çıkıyor.

Jerry Lundegaard (William H. Macy), paraya ihtiyacı olduğu için kayınpederinden gerekli olan miktarı koparma amacıyla Carl Showalter (Steve Buscemi) ve Gaear Grimsrud (Peter Storemare) ile anlaşıp kendi karısını kaçırma ve fidye isteme planları yapar. Öte yandan yaptığı araç satış ve kiralama işinde de yaptığı dolandırıcılıklar yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlarken içine girdiği bu kaçırma planı istediği gibi gitmez. Polis memuru Marge Gunderson (Frances McDormand) da ortaya çıkan cinayetler ve şüpheliler üzerine olaya dahil olur.

Tamamen yaşanmış bir hikayeden konu alan, karakterlerin isimleri hariç geri kalan tüm öğelerin gerçekliğini koruduğu Fargo, senaryo bakımından daha önce tecrübe etmediğim bir karmaşa içeriyor. Uyarlama olsa neyse diyeceğim ama böyle bir öykünün gerçekten yaşanmış olması ihtimaline pek anlam veremiyorum. Hani haberlerde çeşitli olaylar duyduğumuzda “Hollywood filmi gibi!” deriz ya, bu da o cinsten –tek farkı gerçekten de Coen Biraderler tarafından Hollywood filmi haline getirilmiş olması. Beklenmedik şekilde, ölen üstüne ölen şeklinde giden senaryo oldukça çarpıcı. Kurgusu gereği de bir hayli özgün şekle giren filme, aksiyon öğeleri içermeden kendini izlettiren bir aksiyon filmi olması sebebiyle bile saygı duyulması gerekiyor.

Daha açılış sahnesinde bize dinletilen müzikle, görüntüde karla kaplı bir yol ve bir araba olmasına rağmen kendisine hayran bırakan filmdeki oyuncuların performansı da takdire şayan. Bu filmdeki performansı ile Oscar ödülüne layık görülen Frances McDormand’in filmin komedi unsurlarının başında olması ve sonlara doğru polis arabasında yaptığı konuşmayla mimikleri bile oyuncunun ayaklarının altına onlarca ödül sermeye yeter. İnsanların ne kadar iğrençleşebileceklerini ve onursuz, aşağılık ve çok affedersiniz şerefsiz olduklarını yapmacıklıktan uzak şekilde gösteren bir kadroya sahip Fargo.

Coen Biraderler’in 2007 yapımı en iyi film dahil 4 Oscar ödüllü No Country For Old Men’inde de karşılaştığımız soğukkanlı katil karakterin bir benzerine ve sonraki sene vizyona giren Burn After Reading’deki ölüm karmaşasına benzer öğeler içeren Fargo, The Big Lebowski ile birlikte yönetmen kardeşleri Hollywood’un ve dünya sinemasının en iyilerinden biri yapmıştı. Hak ettikleri onuru çok uzun sene sonra alan Coen’lerin bu çarpıcı filmi toplamda 7 önemli kategoride Oscar’a aday gösterilmiş ve ikisini de kazanmıştı.

Katillerin yaptıkları işi ellerine yüzlerine bulaştırdığı bütün diğer filmlerden daha farklı olan 96 yapımı Fargo; gerek fotoğrafsal yaklaşılmış görüntüleri, gerek oyuncu performansları, gerekse muhteşem şekilde kaleme alınmış senaryosuyla izlenmeyi hak eden devasa bir yapım. En kısa zamanda bir buçuk saatinizi kendinize ayırın ve milenyum öncesinin en önemli filmlerinden birine kendinizi teslim edin.

Diğer yazıları Burak Hazine

Tomboy (2011) Erkek Fatma

Céline Sciamma’nın ikinci uzun metraj denemesi olan Tomboy, çocukluk çağındaki cinsel bunalımları...
Devamı

1 Comment

  • ya bu coenler bence cok abartılıyor adamların cok fılmını ızledım cogunda da pısman oldum bu film de yıne oyle abartıldıgı kadar ıyı degıl yer yer cok sıkıcı hatta, bı ara seyırcıyı kaybedıyor sıkıcılıktan, big lebowskı de bence su ana kadar en overrated fılmlerden bırı guya komedıydı de nerdeyse hıc gulemeden ızlemiştik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir