Killing Them Softly (2012) Kibarca Öldürmek

 

The Assasination of Jesse James by the Coward Robert Ford, bana göre 2007’nin en etkileyici filmlerinden biriydi. Uzun süresi ve durağan kurgusuna rağmen hayran kalarak izlediğim bu filmin yönetmeni Andrew Dominik’in yeni projesi Killing Them Softly’nin Randevu Film Festivali’nde gösterileceğini öğrendiğim an biletimi aldım. George Higgins’in romanından yine Dominik tarafından beyazperdeye uyarlanan Killing Them Softly’nin başrollerinde Brad Pitt, bu senenin çok ses getiren filmi Argo’da da karşımıza çıkan Scoot McNairy ve Tony Soprano rolüyle senelerce televizyonlarımızın başına kitleyen James Gandolfini var.

Kendi illegal kumarhanesini soyduktan sonra bu sırrını arkadaşlarıyla paylaşan Markie (Ray Liotta), yeni bir soygun sonrasında tüm gözlerin kendine çevrileceğini düşünemeyerek böyle bir hata işlemiştir. Bu durumdan faydalanmak isteyen üç kişi ise önce kumarhaneyi soyar, ardındansa peşlerine düşen azılı katillerle kovalamaca oynamak zorunda kalır.

Filmin konusu en kısa şekilde böyle anlatılabilirdi sanırım. Baştan sona erkekler ve erkeklik içgüdüleri(!) üzerine kurulu olan Killing Them Softly, yönetmenin önceki filmi kadar soğukkanlı olmasına rağmen seyirciye daha şiddet odaklı dakikalar vaat ediyor. Söz konusu sahneler o kadar gerçekçi ki bazen ekrana bakıp bakmama konusunda ikilem yaşıyorsunuz fakat bakmadığınız durumda filmi özgünleştiren şeyleri kaçıracağınızı bildiğiniz için de pek fazla seçim şansınız kalmıyor. Yönetmen aynı Jesse James’te yaptığı gibi sonu ölüme giden sahnelerden tutun çöp bir Hollywood yapımında aksiyon müzikleri, kovalamacalar ve silah sesleriyle renklendirilmesi muhtemel adrenalin pompası sekanslara kadar durağan ve derinden bir atmosfer kullanıyor. Bu da filme seyir zevkini iyi yönde farklılaştıran bir hava katıyor. Öte yandan Dominik’in filmin odağına koyduğunu düşündüğüm ve son sahnesi/son repliği ile de bu konuda beni haklı çıkartan kapitalizm ve Amerika eleştirisi film boyunca Bush, Obama ve McCain’in gerçek konuşmalarından kesitlerle devam ediyor.

Müzikleri ve ses efektlerini de bir hayli beğendiğim filmin teknik konudaki en büyük başarılarından biri de özel efektleri. Tek bir sahnede, birkaç kurşunun yarattığı etkiyi ağır çekimde, farklı açılardan seyirciye izlettiren Dominik, bu konuda da kendine hayran bıraktı. Oyuncuların performansları en az Jesse James ekibininki kadar göz kamaştırıcı olsa da genel anlamda önceki filminden daha yükseğe çıkamıyor Andrew Dominik. Peki bu Killing Them Softly’yi kötü yahut vasat bir film yapar mı? Asla. Bu sezon -şimdilik- Serbuan Maut ile birlikte izlediğim en iyi suç filmi diyebilirim. Ne yapıp edip testosteron düzeyi yüksek bu filmi izleyin.

Diğer yazıları Burak Hazine

Star Wars Bölüm 7’nin Vizyon Tarihi Belli Oldu

Basın Bülteni Star Wars: Bölüm VII 18 Aralık 2015’te Vizyona Girecek Pre-prodüksiyonu...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir