85. Oscar Adayları Üzerine

Bir koca yıl daha geride kaldı ve yeni Oscar adayları sonunda açıklandı. Geçtiğimiz sene bu dönemlerde farklı platformlarda yazmıştım Oscar değerlendirmelerimi fakat bu sene kendi sitemde karşınızdayım. Filmler benim için önemli fakat Oscar Ödülleri için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Yalnızca Hollywood sinemasını onurlandıran, sinema sektörünün kendi kendini ödüllendirdiği bir organizasyon olsa da sonuçta yılın en büyük sinema olayından bahsediyoruz. İnsan takip etmeden kendini alamıyor, hele biraz da bu konuda geçmişi varsa (ki bu sene 8. senem) bir hayli heyecanlanıyor (cidden de önemli değilmiş ha!).

Neyse, sonuç olarak adaylar açıklandı. Bu senenin en kaliteli Hollywood yapımlarından biri olduğuna inandığım Lincoln toplamda 12 adaylıkla listenin başını çekti. Filmin 11 kategoride adaylık elde etmesini bekliyordum çünkü ses miksajı için kafamda daha iddialı isimler vardı. Ang Lee imzalı Life of Pi ise 11 adaylıkla onu takip ediyor. Bu sayı da beklediğimden fazla zira özgün şarkı ve ses kategorilerinden emin değildim; diğer 8 adaylık ise herkesin beklediği adaylıklardı. Yalnız şöyle bir durum söz konusu, filmin hiçbir adaylığı oyunculuk kategorilerine ait değil. Bu da Akademi’nin en geniş kitlesi olan (1/5’ini oluşturuyorlar) oyuncuların filme verdiği desteği düşündürüyor. Geçmiş yıllara baktığımızda en iyi film kategorisinde Oscar’ı kucaklayan yapımların oyunculuk kategorilerinde de adaylık çıkardığını görüyoruz. Haliyle Life of Pi en iyi film kategorisi için iddialı bir yapım olmaktan çıkıyor. Görsel efekt ve sinematografi kategorileri ile ses kurgusunda filmin ödülü kucaklaması fazlasıyla muhtemel. Çünkü üç teknik daldaki (görsel efekt, ses kurgusu, ses miksajı) aday filmlerden herhangi birinin en iyi film kategorisine adaylığı durumunda ödüle daha yakın olduğu gerçeği biliniyor (eğer güçlü bir teknik yanı olan rakibi yoksa). Ses kategorilerindeki diğer adaylardan yalnızca Skyfall’un en iyi filme aday gösterilmemesi ise işleri biraz karıştıracak gibi. Life of Pi’ı zorlayacak rakipleri Zero Dark Thirty ve Django Unchained olabilir.

Bu sene adı en iyi sanat yönetiminden en iyi yapım tasarımına dönüşen kategoride 3 dönem filmi (Anna Karenina, Lincoln ve Les Miserables) ile 2 fantastik film (Life of Pi, The Hobbit) yarışıyor. Bu kategoride orta çağ atmosferini seven Akademi seçimini Anna Karenina ya da Les Miserables’dan yana yapabilir. Lincoln’a şans vermesem de Life of Pi’ın ödüle ulaşma ihtimali yok değil. The Hobbit mevzusu ise filmin tek Oscar şansının makyaj ve saç kategorisinde olması dolayısıyla az görünüyor. Akademi, The Hobbit’e o ödülü verip susturmak isteyebilir. Makyajın diğer iki adayından Les Miserables en iyi film kategorisinde de aday olduğu için ödüle göz kırparken Hitchcock‘un bir iddiası olduğunu düşünmüyorum. Bir diğer sanatsal kategori olan kostüm tasarımına ise yalnızca Charlize Theron’un kostümlerinden ötürü aday olduğunu düşündüğüm Snow White and the Huntsman damgasını vurdu. Adaylığını beklemediğim gibi böylesi çöp bir filmin bundan sonra “2 dalda Oscar adayı” ibaresiyle birlikte anılacağını bilmek de oldukça üzücü. Kostüm ödülünün en büyük favorisi ise tabii ki Anna Karenina.

Özgün şarkı konusunda yorum yapmaktan kaçınacak olsam da Abraham’s Daughter ve Song of the Lonely Mountain’ı listede görmek isterdim diyeyim. Gerçi Akademi’nin bu branşının aday seçimleri beni çoğu zaman memnun etmez. Özgün müzik kategorisinde ise Thomas Newman, Skyfall için bestelediği müziklerle sürpriz diyebileceğimiz bir adaylık elde etti. Alexandr Desplat’nın Argo için yaptıkları müzikleri çok beğenmiştim, John Williams için elbette edecek söz yok zira kendisi Oscar’a en çok aday olan kişi sıfatını hala koruyor. Daha önce yine bir Joe Wright filmi olan Atonement ile altın heykelciği kucaklayan Dario Marianelli’nin Anna Karenina için bestelediği müziklerin kategorinin en büyük favorisi olduğunu söyleyeyim.

Uyarlama senaryo kategorisinde sürpriz gözükmezken The Perks of Being a Wallflower‘ın eksikliğini hissetmedik değil. Özgün senaryo kategorisinde ise Michael Haneke’nin adaylığını bekliyordum. Özellikle geçtiğimiz sene Asghar Farhadi bu kategoride adaylık elde ettiği için Haneke’ye umut beslemiştim. Zaten bir nevi “yabancı dilde en iyi film kategorisi dışında da dünya sinemasını ödüllendirebilir” deme metodu senaryo kategorileri Akademi için. Bir de Flight gibi senaryosunun bizim göremediğimiz ne iyiliği vardı dediğim bir yapım adaylık elde etti ki hiç sormayın, daha iyi.  Favori yönetmenlerimden Wes Anderson ve Hollywood’un bu sene seyirciye sunduğu en iyi filmlerden olan Moonrise Kingdom ise yalnızca özgün senaryo kategorisinde aday olarak herkesi şaşırttı. Bu adamın Akademi tarafından sevilip sevilmediği konusunda şüphelerim var. Looper‘ın aday olamaması ise ayrı bir üzüntü sebebi.

Yabancı dilde en iyi film kategorisi herhalde Intouchables hayranlarını bir hayli üzdü. Amour, No ve A Royal Affair herkesin beklediği adaylardı. War Witch beğendiğim bir film olamasa da Akademi’nin Kanada hayranlığından ötürü adaylık alabileceğini düşünüyordum. Kon-Tiki ise adaylar arasında izlemediğim tek film, onun için bir şey diyemeyeceğim. Animasyon kategorisinde ise The Pirates! Band of Misfits herkesi şaşkına uğrattı. Özellikle esprilerini bir hayli beğendiğim bu film yerine senenin en özgün işlerinden The Painting‘i aday olarak görmek isterdim. Frankenweenie ve ParaNorman beklenen iki adayken Brave‘in aday olmasını hiçbir zaman istemediğimi belirtmem gerekir. Pixar’ın izlediğim en vasat filmi kendisi (Cars 2’yu izlemedim) ve Oscar’a da yakın olması beni mutsuz ediyor açıkçası.

Sinematografi kategorisindeki adaylar American Society of Cinematographers’ın dün yayınladığı listeyle aynı olduğu için ASC kazananının Oscar’ı da kucaklama ihtimalinin çok fazla olduğunu söyleyelim. Kurgu kategorisi de sürprize olanak vermedi. Fakat hem Argo hem de Zero Dark Thirty ile adaylık elde eden William Goldenberg için oylarının bölünmesi tehlikesi olmaması durumunda ödüle kavuşacağını söylemek abartı olmaz.

Daha önce her birinin birer kez Oscar kazandığı en iyi yardımcı erkek oyuncu adayları arasında sürpriz yok. Ödüle yakın iki ismin en son 21 yıl önce Oscar’a aday olan Robert De Niro ve Tommy Lee Jones olduğunu söyleyebiliriz. Yardımcı kadın oyuncu adayları arasında ise Jacki Weaver’ın adaylığı tam bir sürpriz oldu. Bu, Silver Linings Playbook’un oyuncu kesimden çok büyük destek gördüğünün kanıtı. Öyle ki film, en iyi film, yönetmen, senaryo ve 4 oyunculuk kategorisinde aday olarak çok çok nadir görülen bir olaya hepimizi tanık etti. Erkek oyuncu kategorisinde John Hawkes’un yerine Joaquin Phoenix’i görmemiz açıkçası beni sevindirdi. Sadece oyunculuk kategorilerinde adaylık elde eden The Master ise umutları söndürdü. Kadın oyuncu tarafında ise işler beklendiği gibi denebilir. Tüm zamanların en yaşlı (Emmanuelle Riva – 85) ve en genç (Quvenzhane Wallis – 9) adaylarını gördüğümüz listede ihtimaller dahilinde olan Oscarlı oyuncu Marion Cotillard ise yer bulamadı.

En iyi yönetmen kategorisi herhalde bu senenin en sansasyonel listesini bize sundu. Kathryn Bigelow ve Ben Affleck’in neredeyse kesin adaylıklarını alamadığı beşlide onların yerine Michael Haneke ve Benh Zeitlin’i görmek beni fazlasıyla mutlu etti. Ang Lee ve Spielberg’in adaylıkları garantiydi; Directors Guild of America tarafından aday gösterilmeyen David O. Russell iki sene sonra yeniden şans arayacak. Bana öyle geliyor ki Akademi tercihini Haneke’den yana kullanacak, eğer bu gerçekleşmezse Russell altın heykelciği kucaklayacak isim olacak.

Geçen seneki gibi 9 adayla karşımıza çıkan en iyi film listesi ise Amour‘un varlığı ve Moonrise Kingdom’ın yokluğuyla hem sevindirdi hem üzdü. Beasts of the Southern Wild gibi bir ilk filmi (üstelik yönetmeni de aday olmuşken) listede görmeyi elbette bekliyorduk zira Sundance sonrası film ciddi bir ivme kazanarak ödül sezonunda adını sıkça duyurmuştu. Tarantino’nun görmezden gelinmeyen filmi Django’nun varlığı Akademi’nin aslında bu adamı içten içe sevdiğinin bir göstergesi. Eleştirmenlerin favorisi olan Zero Dark Thirty ise ne yazık ki (yazık değil gerçi, pek beğenmedim bu filmi) yarıştan elenmiş oldu. Argo ve Les Miserables’ın varlığı pek bir anlam ifade etmezken Life of Pi ve Silver Linings Playbook’un da iddialı olduğunun altını çizelim. Fakat öyle gözüküyor ki ödül Lincoln‘a gidecek. Son olarak belgesel kategorisinde The Invisible War‘u görmek de beni fazlasıyla memnun etti.

Oscar sezonu boyunca tüm kategorileri tek tek inceleyip, adaylar hakkında detaylı bilgiler vermeye çalışacağım. Daha önce bir hayli yüksek oranda tutturduğum tahminlerimi de elbette eksik etmeyeceğim (gülüşmeler). Siz iyisi mi Oscar yarışını sinematopya.com’dan takip edin. Ha, bir de eğer adayların sunumunda bile bu kadar güldüysek Seth MacFarlane’in törende neler yapacağını bir hayli merak ediyorum!

Dipnot: The Dark Knight Rises? Akademi’nin Chris Nolan’a verdiği en güzel cevaptır. The Dark Knight ya da Inception kalitesinde devam et demenin en güzel yolu.

Diğer yazıları Burak Hazine

Klasik Filmlere Alternatif Afişler

On yıllar öncesinden bugüne Hollywood başta olmak üzere dünya sinemasına katkıda bulunmuş...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir