Tabu (2012)

2008 yapımı Our Beloved Month of August’ta olduğu gibi bir hayvanı odağına alarak başlatmayı tercih ediyor Miguel Gomes, yeni filmi Tabu’da. Önceden film eleştirmenliği yapan, fakat daha sonra kısa filmlerle başladığı sinemanın öteki ucu kariyerine uzun metraj filmlerle devam eden 41 yaşındaki Portekizli yönetmen, son filmi Tabu ile geçtiğimiz yıl Berlin Film Festivali’nde seyirci karşısına geçmişti. Özellikle eleştirmenlerin bu sezonki favorilerinden olan film hem sinema tarihine saygı niteliğinde, hem de sinema sanatının birdenbire farklı bir boyuta geldiği şu son yıllarda daha pür-i pak bir deneyim yaşamak isteyenlerin yardımına koşmakta.

İki, hatta başlangıç sekansını da sayarsak üç, bölümden oluşan Tabu’nun ilk kısmı olan Kayıp Cennet, günümüz Lizbon’unda geçiyor. Boş zamanlarında sinemaya giden ve Birleşmiş Milletler protestoları ile vakit öldüren Pilar ve kumar hastası, aynı zamanda demans hastası komşusu Aurora ile hizmetçisi Santa’yı izliyoruz Kayıp Cennet’te. Tüm parasını bir kez daha kumarda kaybeden yaşlı Aurora’yı kumarhaneden kurtarma sahnesiyle başlayan bölüm, yönetmenin 35 milimetre filmle çektiği fakat renk kullanmadığı, karakterlerin diyaloglarıyla geçiyor. Onun aksine 16 milimetre filmle çekilen ve diyalogdan yoksun, yalnızca Aurora’nın eski yasak aşkı Ventura’nın anlatımı ve çevre sesleriyle izlediğimiz ikinci bölüm Cennet ise bundan 50 sene önce, Portekiz’in Afrika’daki bir sömürgesinde, Tabu Dağı’nın eteklerinde geçiyor. Yer yer eğlenceli olan filmin bu ikinci bölümü ilkine göre daha uzun, alt metinleri itibariyle daha kuvvetli ve vurucu; muhtemelen eski bir sinema eleştirmeninin beyazperdede görmek istediği pek çok şeyi barındırma özelliğini de taşıyor.

Başta timsahın kendisi olmak üzere pek çok imge ve metaforik öge içeren Tabu, gösterişli olmayan bir film. Zaten Gomes’in öyle bir derdinin olmadığını filmin siyah beyaz olmasından dahi çıkarabiliriz kanımca. Geçtiğimiz senenin -güya- sinemaya saygı örneği olan The Artist’inde olduğu gibi oyunculuklar kendini seyircinin gözüne sokmaktan ziyade doğallığı ile göz kamaştırıyor. Müzikleriyle de dikkat çeken film, Portekiz’in yeni dönem sinemacıları arasında geçmişi en güçlü isimlerinden birini efsaneleştirmek yolunda atılmış muazzam bir adım. Filmi kolay yoldan anlamlandırmaya çalışanları, hazıra konmayı sevenleri ve seyrettiği şeydeki gösterişi farklı yönlerde arayanları Gomes’in bu filmiyle mutlu edemeyeceği kesin. Yine de sinemaya gönül vermiş herkesin bir şans vermesi ve bu deneyime ortak olması gerektiğine inanıyorum.

Diğer yazıları Burak Hazine

The Interview Fragman

Yönetmen: Evan Goldberg, Seth Rogen Oyuncular: James Franco, Seth Rogen, Randall Park Vizyon Tarihi:...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir