The Impossible (2012)

Biri çıkıp da illa en çok sevdiğim gerilim filmini sorsa tercihimi El orfanato’dan yana kullanacağımı biliyorum. 2007 yapımı bu İspanyol geriliminin yönetmeni Juan Antonio Bayona’nın bu sene Hollywood ile el ele vererek çektiği bir sonraki filmi The Impossible (Lo imposible), 2004 yılında Güney Asya’yı vuran tsunami felaketini yaşayan bir ailenin başlarından geçenleri anlatıyor. Başrollerinde Naomi Watts ve Ewan McGregor’ın oynadığı film, özellikle çocuk oyuncuların performansları ve başarılı tsunami sekansıyla dikkat çekiyor.

Yapılan onlarca kıyamet filmlerinden sonuncusu gözüyle de bakılabilecek The Impossible’ın türdeşlerinden farkı gerçek olaylara dayanarak senaryolaştırılması ve prodüksiyon bitiminde ortaya çıtır çerezlik bir filmden daha elle tutulur bir işin ortaya çıkmış olması diyebilirim. Daha önce El orfanato’da da Bayona ile çalışan yazar Sergio Sanchez’in kaleme aldığı senaryo, ikilinin önceki çalışmasında olduğu gibi pek çok ince detayı altını doldurarak ve seyircide oluşturulmasının kolay olduğuna inanmadığım bir takım duyguları doğurabilme başarısını göstererek yazılmış. Tsunami sahnesiyle özel efektlerin kullanımındaki üst düzey başarı ve böyle bir felaketten çıkan karakterlerin pek olağan makyajları ise filmin teknik anlamda en güçlü yönlerini oluşturuyor.  Renklerin ve kameranın kullanımı ise böyle bir film için fazlasıyla yeterli ve tatmin edici. Yer yer gereksizleştiğini düşündüğüm müziklerin de ortalamanın üstü bir kıvamda filme dahil edildiğini söyleyebilirim. Öyle ki ses miksajı konusunda bir iddiası yok filmin; ya müzik duyuyoruz ya da efekt. Yine de ses efektlerinin filmde çok daha iyi kullanıldığı aşikar.

Film hakkında asıl bahsetmek istediğim bu detaylar değil aslında. Başta Tom Holland olmak üzere Samuel Joslin ve Oaklee Pendergast isimli üç çocuk oyuncunun performanslarının anne ve babaları rolündeki Watts ve McGregor’ın nasıl önüne geçtiği gerçeğiyle yüzleşiyoruz The Impossible’ı izlerken. Henüz daha ilkokul çağındaki Holland filmin en büyük topu olsa da daha önce Oscar’a aday olmuş aktris Watts’a altın heykelciği kazandırma çalışmaları gereği biraz daha geri plana düştüğünü görüyoruz. Bu üç küçük çocuğun performansları beni o kadar etkiledi ki filmin sonlarına doğru buluştukları sahnede göz yaşlarıma hakim olamadım. Elbette yetişkinlerin performansları da büyüleyici zira Ewan McGregor’ın geçen seneki Beginners’tan sonra bir süre daha iyi bir filmde oynayacağına ihtimal vermiyordum. Kendisinin The Impossible’daki performansı beni oldukça şaşırttı diyebilirim. Naomi Watts’ı ise her şeyi bir kenara bırakarak değerlendirmek gerektiğine inanan biri olarak güzel oyuncunun kariyerindeki en anlamlı performanslarından birine imza attığını düşünmekteyim. Her ne kadar Mulholland Dr. ve King Kong’ta olduğu gibi başarılı işleriyle gündeme gelemese de bu filmle ikinci Oscar adaylığını alacağına kesin gözüyle bakılıyor.

Diğer yazıları Burak Hazine

26. Avrupa Film Ödülleri Adayları ve Kazananları

Avrupa kıtasının Oscar’ları sayılan ve bu sene 26. kez düzenlenecek olan Avrupa...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir