Oscar Rehberi 2013: Özgün Senaryo & Uyarlama Senaryo

Önceki yazı: En İyi Kurgu & En İyi Sinematografi

Bir filmin yaratılması için atılan ilk adım olan senaryo, Akademi tarafından 1940 yılına kadar tek bir kategori halinde ödüllendiriliyordu. O yıldan sonra ise uyarlama ve özgün senaryo olmak üzere iki ayrı kategoride değerlendirilmeye başlandı. Daha sonra 1957 yılında tekrar birleştirilen bu iki kategorideki en son değişiklik 2002 yılında yapıldı. On yıllardır çok çeşitli senaryolara verilen bu ödül, bazı zamanlar en iyi film Oscar ödülüne layık görülen yapımın senaristine gidiyor. Söz konusu kategoride en çok adaylığı bulunan senarist ise 15 adaylıkla Woody Allen. Öykü, diyalog ve storyboard üçlemesinden oluşan senaryoların ödüllendirilmesi hem bir filmin o konudaki iddiasını arttırırken hem de diğer kategorilerdeki Oscar şansına göz kırpan bir belirteç niteliği taşıyor.

Bu yıl 85.’si düzenlenecek Akademi Ödülleri’nde senaryo kategorilerindeki adaylar her zaman olduğu gibi Akademi’nin yazar branşının üyelerinden özgün ve uyarlama kategorilerinden her birinde en çok oyu alan beş filmden oluştu.

En İyi Özgün Senaryo

 
“Amour” Michael Haneke
“Django Unchained” Quentin Tarantino
“Flight” John Gatins
“Moonrise Kingdom” Wes Anderson & Roman Coppola
“Zero Dark Thirty” Mark Boal

Aşkın yaşı olmayacağının kanıtı senaryolardan (Amour & Moonrise Kingdom) tutun kanlı canlı adam öldürmelere (Django Unchained & Zero Dark Thirty) kadar birbirinden farklı adaylar barındıran bu seneki özgün senaryo aday listesinde neden adının geçtiğini anlamadığımız bir film (Flight) de var. Paul Thomas Anderson gibi öykü yaratmada ve onu anlatmada ilahlaşmış bir senaristin The Master’ı aday statüsüne layık görülmezken bu sene ilk kez Oscar’a aday olan ve senaryo yazma konusundaki başarısı tartışmaya bir hayli açık John Gatins’in isminin listede yer alması gerçekten de mantığa sığmıyor. Gatins’in bu işte yeniyetme olması sorun değil; hatta yeni isimlerin Oscar adaylıkları fazlasıyla mutlu edici oluyor fakat klişeler bütünü bir hikaye ve en az onun kadar inceliksiz diyaloglarla bezeli bir yapımın diğer muhtemel adayların önüne geçmiş olması Akademi’nin bu seneki cinsliklerinden biri.

Her neyse. Avrupa sinemasının en önemli isimlerinden kabul edilen ve bu sene çektiği Amour ile Cannes’dan aldığı ivmeyi kullanarak en iyi yönetmen kategorisinde de Oscar adaylığı elde eden Michael Haneke, seyirciyi çarpan derinliği ve aşkın çok farklı bir boyutunu anlattığı filminin senaryosuyla altın heykelciğe en yakın isimlerden biri. Her ne kadar üye olmadığı gerekçesiyle Senaristler Birliği Ödülleri’ne (WGA) aday gösterilmemiş, haliyle o ödülü kazanamayacak olsa da Akademi’nin bu filmi fazlasıyla beğendiği gerçeği var. Yabancı dilde en iyi film kategorisinde Oscar’ı kazanmasına kesin gözüyle bakılan Amour, geceden yalnızca bu ödülle dönmeyecek gibi gözüktüğü için oyuncusu Emmanuelle Riva ya da hem yönetmen hem senarist Haneke’nin yüzünü güldürerek ismini ikinci kez anons ettirecek diyebiliriz.

Bugüne kadar yaptığı filmlerin senaryolarında geçmişle ve daha önce yazılıp çizilmiş filmlerle oynayarak kendine has bir tarz yaratan Quentin Tarantino, Oscar’ı kazandığı Pulp Fiction ve iki sene önceki Inglorious Basterds’ın ardından senaryo kategorisinde üçüncü adaylığını kazanmış bulunuyor. Önce Altın Küre, daha sonra da BAFTA ödülünü kucaklayan Tarantino’nun bu spaghetti Western denemesi hem izleyici hem de sektör tarafından fazlasıyla beğenildiği için geceden bir ödülle dönebilir. Bu ödülün senaryo kategorisinde olması kuvvetle muhtemel olsa da Amour gibi bir rakibin karşısında daha önce altın heykelciğe kavuşmuş Tarantino’nun biraz daha beklemesi gerekebilir. Fakat Akademi’nin Django Unchained gibi bir filmi eli boş gönderme ihtimalini düşünmek de istemiyorum.

Aynı Tarantino gibi kendine özgü tarzıyla gelecekte kültleşecek filmler yaratan ve herkesi kendine hayran bırakan Wes Anderson, bu sene Roman Coppola’yı da yanına alarak senaryo kategorisinde ikinci Oscar adaylığını (ilki The Royal Tenenbaums ile) kazandı. Muhtemelen 2012’nin ortalarında görücüye çıktığı gerekçesiyle Oscar sezonunda vizyona giren iddialı filmlerin gölgesinde kalan muazzam Moonrise Kingdom‘ın tek adaylığı ne yazık ki senaryo kategorisinde. Gönül ister ki Anderson ve Coppola’nın bu harikulade aşk tasviri ödülü kucaklasın fakat ivmelenmiş rakipleri arasından sıyrılması için biraz mucize gerekiyor.

Kategorinin son adayı olan Zero Dark Thirty, uzun yıllar boyu Bin Ladin üzerine bir film yapmaya çalışan senarist Mark Boal ve yönetmen Kathryn Bigelow’un en sonunda terörist liderin ölmesi üzerine CIA ve dış ilişkilerle yaptıkları iş birliği sonucu ortaya çıkmıştı. Gereksiz bir takım ayrıntılarla dolu olduğuna inandığım filmin işkence mevzularını realist bir bakış açısıyla gözler önüne sermesi olumlu gözükse de bir takım çevrelerce işkence yanlısı bir hava yarattığı etiketine de maruz kaldı. Bin Ladin’in öldürülmesi meselesini de yalnızca bir kadın kahramanın işi gibi gösterilmesi senaryonun en eksik yönlerinden denebilir. Yine de Akademi’nin milliyetçilik duyguları daha önce pek çok kez olduğu gibi kabarabilir ve gazetecilik geçmişli senarist Boal, The Hurt Locker’da olduğu gibi beklenmedik şekilde Oscar’ı kucaklayabilir.

Tahminlerimde bana eşlik eden sevgili sinemasever dostum Zeynep Kırcalı‘dan da altına imzamı atabileceğim bir eklenti yapmamız gerekiyor. Kendisi tahminlerini belirtirken şöyle bir not düştü: “Django Unchained’in bu ödülü hak ederek kazanacağını düşünüyorum. Fakat yine de aklım Akademi’nin hakkını feci şekilde yeyip yalnızca bu kategoride adaylık verdiği Moonrise Kingdom’da ve Wes Anderson’da kalıyor. Yani Amour ya da Django Unchained yerine Moonrise Kingdom kazanırsa asıl hak edenin ödülü kucaklamış olacağını düşünüyorum.”

Kazanacak: Django Unchained (Quentin Tarantino)

Kazanabilir: Amour (Michael Haneke)

Kazanmalı: Moonrise Kingdom (Wes Anderson & Roman Coppola)

Aday olmalıydı: The Master (Paul Thomas Anderson)


En İyi Uyarlama Senaryo
 



“Argo” Chris Terrio
“Beasts of the Southern Wild” Lucy Alibar & Benh Zeitlin
“Life of Pi” David Magee
“Lincoln” by Tony Kushner
“Silver Linings Playbook”David O. Russell


En az özgün senaryo kategorisi kadar çekişmeli geçecek gibi gözüken uyarlama senaryo kategorisindeki adayların tümünün aynı zamanda en iyi film dalında da aday olması açısından tahmin yürütmede zorluk yaşatıyor. Uyarlama senaryolara verilen USC Scripter Ödülü’nün Chris Terrio imzalı Argo‘nun senaryosuna verildiği ve filmin en iyi film ödülünü de kucaklayacağı düşünüldüğünde en kuvvetli yapım olarak öne çıktığını söyleyebiliriz. Argo’nun en güçlü adayı olarak görebileceğimiz Lincoln‘ın, 12 dalda Oscar adayı olmasına rağmen kazanması öngörülen ve -açıkçası- mümkün olan iki kategorinin de (yönetmen ve erkek oyuncu) senaryoya dair olmaması üzücü. Geçtiğimiz haftasonu dağıtılan BAFTA Ödülleri’nde İngilizlerin favorisi olan Silver Linings Playbook ise bu zaferle birlikte yarışa hızlı bir giriş yapmışa benziyor. Eğer Argo’nun iddiasından sıyrılıp, bir de üstüne gönüllerin kazananı Lincoln’ı alt etmeyi başarabilirse David O. Russell’ın bu roman uyarlaması pek ala altın heykelciği kucaklayabilir. Silver Linings Playbook’un özellikle oyuncular branşı tarafından ne kadar sevildiği, üstelik geceden eli boş dönme ihtimalinin varlığı hesaba katıldığında uyarlama senaryo kategorisinde anons edilen ismin Russell olmasına, anlayacağınız, pek de şaşırmayacağız. Üstelik filmin BAFTA’yı kazanması da ivmesini yükseltti.

Sinemaya uyarlanmasına neredeyse imkansız gözüyle bakılan felsefe odaklı Life of Pi‘ı Ang Lee ile el ele vererek başarılı bir şekilde görücüye çıkaran David Magee ise üçüncü senaryo denemesini yapmasına rağmen ikinci kez Oscar’a aday gösteriliyor (daha önce Finding Neverland ile aday olmuş fakat ödülü Sideways ile Alexander Payne’e kaptırmıştı). Aynı zamanda en iyi yönetmen kategorisinde de sürpriz fakat sonuna dek hak edilen bir adaylık elde eden Benh Zeitlin ise filmi Beasts of the Southern Wild‘da küçük bir kızın gözünden anlattığı acımasız dünya düzeni tasvirleriyle bu kategoride aday gösterilme başarısını elde etmiş bulunuyor.

Kazanacak: Silver Linings Playbook (Burak), Lincoln (Zeynep)

Kazanabilir: Argo

Kazanmalı: Lincoln

Aday olmalıydı: Anna Karenina (Zeynep), The Perks of Being a Wallflower (Burak)

Sırada: En İyi Kadın Oyuncu & En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu

Diğer yazıları Burak Hazine

BAFTA Adayları 33. İstanbul Film Festivali’nde

BAFTA’NIN “EN İYİ BELGESEL” ÖDÜLÜ ADAYLARI BLACKFISH VE THE AMSTRONG LIE 33....
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir