Berberian Sound Studio (2012)

İlk filmi Katralin Varga’da olduğu gibi korku türünü sanatla buluşturarak farklı tatlar yaratmaya çalışan Peter Strickland, geçtiğimiz sezon özellikle ana yurdu Büyük Britanya’da ses getiren Berberian Sound Studio ile !f 2013 seyircisini gerilimin farklı dozlarıyla sınamıştı. Türler arasında yolculuk yapmasının yanında deneysel yönünün de ağır bastığı film, evinden uzakta, İtalya’da post prodüksiyonu yapılmakta olan bir filmde çalışan ses teknisyeni Gilderoy’un sanrıları ile seyirciyi baş başa bırakıyor. Önceleri her şeyin olağan ilerlediğini düşünsek de zamanla bir şeylerin ters gittiğini, ses stüdyosunda çığlık atan kadınlar ve tuhaf yönetmenlerin boşu boşuna orada olmadıklarını anlıyoruz. İnekler hakkında bir filmde iş yapmak için gittiği stüdyoda düşük bütçeli bir korku filmi olan The Equestrian Vortex’in “içinde” kendini bulan baş karakter, bir tane dahi pencerenin olmadığı kapalı bir ortamda hapsoluyor adeta. Bunu kavraması zaman alıyor fakat artık iş işten geçmiş oluyor; kendisinin gerçekle olan bağı kopuyor ve sanrılarıyla baş etmek zorunda kalıyor(uz).

Katolin Varga’da Tarkovsky’ye saygı duruşunda bulunan Strickland, yeni filminde her ne kadar 70’lerde hüküm sürmüş İtalyan sinemasının dikkat çeken suç gerilim örneklerinden (giallo) gücünü alsa da bir takım korku klişelerini de olağanın dışında serpiştirerek tutarlı bir gerilim yaratmaya çalışmış. İki sene önce Cannes’da Altın Palmiye alan Uncle Boonmee Who Can Recall His Past Lives gibi bir sanat eserinin görücüye çıkmasına sebep olan Keith Griffits’in de desteğiyle Berberian Sound Studio seyircisine yalnızca bir tür filmi değil, sembolik anlatımlar ve üzerinde düşünülmesi şart diyaloglarla bir sanat eseri sunuyor (ki Uncle Boonmee’nin de en sevdiğim yönü böyle bir havası olmasıydı). Film ayrıca zaman zaman şiddet meselesine değinse de hiçbir zaman bunun perdeye yansıtılmadığını görüyoruz.

Film içinde film anlatan Berberian Sound Studio, bu özelliğinden mütevellit sinemasın derinliklerine inmeyle yüzeysel bakış açısını harmanlayarak bir yandan sert bir dille endüstrinin eleştirisini yapıyor, diğer taraftan da yedinci sanatın uçsuz bucaksız güzelliklerinden örnekler sunarak bir galeri görevi görüyor.

Diğer yazıları Burak Hazine

32. İstanbul Film Festivali’nin Ardından

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından AKBANK sponsorluğunda düzenlenen 32. İstanbul Film...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir