In Another Country (2012) Başka Bir Ülkede

Güney Kore sinemasının adını duyurmayı başarmış isimlerinden Sang-soo Hong’un if 2013’te galası yapılan son filmi Bambaşka Bir Ülkede (In Another Country), yönetmenin önceki filmlerinde de tanıklık ettiğimiz anlatım ve temaları içeren drama ile komedi arasındaki ince çizgide kendini konumlandırmayı başarmış bir yapım. Yarımşar saatten oluşan üç basit öykünün anlatıldığı filmde yüzeysel gözüken pek çok şeyin insan zihninde maruz kaldığı sorgulamalarla nasıl şekillenebildiği ve derinleşebildiğini gösteriyor.

Hong’un alışık olduğumuz kamera kullanımının iliklere kadar hissedildiği üç bölümden ilkinde Anne karakteri Fransız bir yönetmen olarak karşımıza çıkıyor. Mohang Plajı denen yere yakın bir butik otelde çocukluk arkadaşını ziyaret eden Anne’in, arkadaşının kıskanç ve hamile karısı ve daha sonra tanıştığı tuhaf cankurtaran adamla muhatap oluşunu izliyoruz. Aynı mekan ve karakteri kullanarak çekilen ikinci bölümde ise Anne zengin bir Seul’lu iş adamının karısı. Yasak aşk yaşadığı bir yönetmenle kaçamak yapmak için geldiği butik otelde yine ilk hikayedekine benzer olayları yaşıyor. Son yarım saatte ise Anne’i eski bir profesör arkadaşını ziyarete gelmiş ve tek derdi Budist bir rahiple muhabbet etmek olan, kocası tarafından bir Koreli kadın uğruna terk edilmiş bir karakter olarak izliyoruz.

Bu üç hikayede de paralel evrenlermişçesine benzer olayları farklı rollerde izletiyor yönetmen. Usta oyuncu Isabelle Huppert’in en az filmin kendisi kadar doğal performansıyla renklenen Bambaşka Bir Ülkede, seyircisini eğlendirme garantisi veren fakat altında derin anlamlar taşıyan basit diyaloglarla şekilleniyor. Her seferinde kültürel farklılıklara dikkat çekiyor Hong, bunu da karakterlerin benzer gibi gözüken farklı yaşantılarına rağmen aynı damardan beslenen yanlış anlaşılmalarıyla yapıyor. Toplumsal cinsiyet ve karşı cinsle olan ilişkilerin klişelerini eleştirirken bir yandan da tüm bu anlatılanların ve perdeye yansıyanların seyirciyi iki arada bir derede bırakmasını istiyor. Öyle ki izlediğimiz şeyin yalnızca duyduklarımız ve gördüklerimizden mi ibaret olduğu yoksa daha derine inip inmememiz gerektiği konusunda karar veremiyoruz.

Diğer yazıları Burak Hazine

Les Contes de la Nuit (2011) Gece Masalları

Berlin Film Festivali’nde gösterilen ilk üç boyutlu animasyon olma özelliğini taşıyan Les...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir