Iron Sky (2012) Demir Gökyüzü

Distopik filmler arasında yer edinecek havası vermesine rağmen daha çok bir bilim-kurgu komedi türü örneği olarak sinema tarihine adını altın harflerle yazdıracağına emin olduğum Iron Sky (Demiz Gökyüzü), 1945 yılında Nazilerin ayda bir koloni kurmalarının ardından 2018’de dünyayı istila etmek üzere harekete geçmelerini anlatıyor.

ABD başkanının seçimleri yeniden kazanabilmek için yaptığı icraat 50 senedir insan göndermedikleri Ay’a siyahi bir mankeni göndermektir. “Black to the Moon” isimli (kelime esprisi oldukça zekice) bu kampanya için James Washington uzaya çıkar fakat Ay’ın karanlık yüzünde tüm dünyayı şok edecek bir gerçekle karşılaşır: Naziler burada muazzam bir koloni kurmuştur. Alıkonulan James, dünyaya saldırma planına karşı bir kadın Nazi ile önlem almaya çalışır fakat Führer Klaus Adler’in karşısında dikilebilecek kadar güçlü olup olmadıklarından emin değillerdir.

Baştan sona komedi unsurlarıyla dolu olan bu düşük bütçeli diyebileceğimiz bilim kurgu örneği, gelecekte kült film olarak anılmasına kesin gözüyle baktığım ve ince göndermeleriyle kendini sevdiren bir yapım. Daha ilk dakikada karşımıza çıkan seçim posteri esprisiyle bir buçuk saat boyunca ne ile karşı karşıya kalacağımızın sinyallerini veren Iron Sky, filmin genelinde teknolojik anlamda bir milimetre dahi ilerlememiş Nazilerle bu konuda fazlasıyla dalga geçiyor. Einstein’a benzeyen bir bilim adamı tasviri, USB’nin icadı, akıllı telefon almak için dünyaya yapılan yolculuk gibi seyirciyi güldüren ayrıntıların yanında Chaplin’in Great Dictator filmine yapılan gönderme ile kahkaha attıracak kısımlar da mevcut. Dünyayı savunmak için bir araya gelen devlet başkanları oturumunda Kuzey Kore ve Finlandiya üzerinden yapılan espriler, George W. Bush isimli uydu ve Mir Uzay Gemisi göndermeleri de filmdeki favorileri sahnelerimi çağrıştıran detaylar diyebilirim. ABD başkanının tek derdi yeniden göreve seçilmek olan ve bunun için Nazilerin saldırısını dahi kabullenmiş bir kadın olarak tasvir edilmesi de aslında bizi yönetenlerin ne kadar vasıfsız ve tabiri caizse boş insanlar olduğunu eleştiriyor gibi geldi bana. Zaten söz konusu ABD başkanının Sarah Palin’e ne kadar benzediğini de filmi seyredince anlayacaksınız.

Diğer yazıları Burak Hazine

Arbitrage (2012)

Nicholas Jarecki’nin hem yazıp hem de yönettiği Arbitrage (Entrika), milyarder bir iş...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir