Spring Breakers (2012)

Anaakım sinemanın kendinden bıktıran Amerikan gençlik filmlerinin bir benzeri gibi başlıyor Spring Breakers. Tatil yörelerinin eğlenceli yanlarını yine o klişe yapımlarda olduğu gibi perdeye bir süre yansıttıktan sonra üniversiteli dört genç kızın öyküsü başlıyor. Artık okuldan ve monoton yaşamlarından sıkılan bu dörtlü, bahar tatili için değişiklik olsun diye uzaklara gitmek istiyor. Fakat paraları buna yetmediğinden önce bir restoran soyuyorlar. Böylece seyirci için bir buçuk saat süren kendini bulma ve yaşamı keşfetme yolculukları başlamış oluyor.

Gittikleri tatil mekanında uyuşturucu kullanmaktan ötürü tutuklandıklarında kefaletlerini ödeyen Alien isimli bir uyuşturucu satıcısı ile farklı bir ilişki geliştiren dört kızın arasında yavaş yavaş kopmalar başlıyor. Alien’ın eski en iyi arkadaşı, yeni düşmanıyla giriştikleri mücadele de öykünün sonuna kadar dayanabilen iki sarışının kayıp ruhlarını keşfediş masalına dönüşüyor.

Amerikan rüyası mottosuyla çekilen pek çok filmin aksine ilerledikçe gerilim türüne doğru bir kayma yaşayan Spring Breakers, aynı şekilde başlarda oldukça alakasız gelen karakter yüzleşmelerini de derinleştirerek devam ediyor. Kısaca sağ gösterip sol vuran yönetmen Harmony Korine, çok kişinin hayalini süsleyen bu rüyayı kendince şekillendirerek ürkütücü olabilen bir atmosfere sokuyor.

Film hakkında özellikle bahsetmek istediğim iki şey var. Bunlardan ilki kilit rollerden biri gibi gözüken fakat içi doldurulmamış, tamamen bir aldatmacadan ibaret olan Alien karakterine hayat veren James Franco’nun ta kendisi. !f 2013 programında ikinci kez (diğeri Interior Leather Bar) karşımıza çıkan aktörü diğer filminde amaca uygun hareket eden bir sinema tutkunu olarak görmeyi çok beğendiğimden midir bilinmez ama Spring Breakers’ta kariyeri için hiç de uygun olmayan bir karaktere hayat verirken görmek tuhaf hissettirdi. Farklı rollere bürünebiliyor olması olumlu değerlendirilebilecekse de bu filmin yıldız oyuncu için doğru bir seçim olduğundan o kadar da emin değilim. Zaten performansını da yetersiz buldum. Altının çizilmesi gereken bir diğer şey ise eğer sene sonunda yılın unutulmaz sahneleri diye bir liste yapacak olursak ilk 10’a dahil edilmesi gerektiğine inandığım bir sekans. Britney Spears’ın bir ballad olan Everytime şarkısına çektiği klibi adeta yeniden çekercesine tüfekli ve pembe kar maskeli üç kız ve piyano başında bir James Franco ile izlemenin verdiği haz filmin başka hiçbir dakikasında seyirciye buluşamayacak kadar yüksek!

Diğer yazıları Burak Hazine

What Is Cinema Fragmanı

Yönetmen: Chuck Workman Katılımcılar: Mike Leigh, Jonas Mekas, David Lynch, Kelly Reichardt, Costa-Gavras, Michael...
Devamı

5 Comments

          • temelde bu fikrinize katılıyorum ama sanki bunu Salo or 120 Days of Sodom ve Srpski Film için söyleyemeyiz gibime geliyor :)

            dolayısıyla sanat eserleri için bile ”herkesle birlikte izlenebilir” diye bir genelleme yapmak biraz zor. ancak ‘belli bir algı seviyesi’nde olanlara yönelik olarak doğrudur bu genelleme.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir