The Act of Killing (2012)

1965 yılında yapılan askeri darbe ile Endonezya hükümeti düşmüş ve uzun yıllar sürecek katliamlar başlıyor. Komünist azınlıktan haz etmeyen yeni yönetim, bazen kendi elleriyle bazense paramiliter çeteler aracılığıyla bu azınlığa müdahalelerde bulunuyor, adeta bir soykırım gerçekleştiriyor. Hollywood filmlerinin sinema biletlerini karaborsada satarak parayı kıran Anwar ve küçük çaplı çetesi, daha sonra bu paramiliter topluluklar arasında en geniş çaplı ve en fazla üyesi olan çete haline geliyor. Aşırı muhafazakar olan çetenin kurucu lideri, sadece kendi elleriyle binden fazla kişiyi öldürüyor. The Act of Killing isimli bu belgeselin yönetmenleri ise o katliamları yapanların kendileriyle görüşerek yarı kurgu yarı gerçek ve kan donduracak bir işe imza atıyorlar.

Alışılagelmişin aksine mağdurlar ya da onların yakınlarıyla değil de bizzat zulmü yapanlarla çekilen bu belgesel, hem Güneydoğu Asya’yı hem de tüm dünyayı ilgilendiren bir yakın dönem incelemesi niteliğinde. Gazetecilerin bile komünistlere cephe aldığı ve onlara işkence ettiği zamanlardan bahsediyoruz. Devlet, halkı komünistlere karşı kışkırtmak için çeşitli filmler hazırlatıyor ve bunları yediden yetmişe herkese, her yıl izleme zorunluluğu getiriyor. Böylesi zor koşulların ve önceden de belirttiğim gibi adeta bir soykırım ortamının yaşandığı dönemlerdeki kötüler, The Act of Killing’de kendi yaptıkları kıyımları yine kendilerinin oynadığı bir dönem filmi kıvamında tekrar canlandırıyorlar. Seyirciye ise bir yandan film içindeki filmi izleyerek, diğer yandan da Anwar ve arkadaşlarının geçmişe yönelik anlattığı korkunç öyküleri dinleyerek koltuğuna yapışmak kalıyor. İronilerle dolu bu belgesel, her ne kadar uzun tutulmuş olsa da (iki ve iki buçuk saat olmak üzere farklı versiyonları bulunuyor ve ben uzun olanı seyrettim) yapımcıların ve ekibin cesareti, anlattığı konu ve anlatış biçimi sebebiyle izlenmeyi hak ediyor.

Diğer yazıları Burak Hazine

Oscar’ın Ardından: Ödüller (Bölüm 1)

Filmler açısından başta eksik kalan ama senenin sonlarına doğru bir hayli coşan...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir