Side Effects (2013) Acı Reçete

Kurallar düzenlendiğinden beri aynı sene içinde Oscar listesinde en iyi yönetmen kategorisinde ismi iki ayrı filmle geçen ilk ve tek yönetmen olan Steven Soderbergh, bu zorlu başarısının üstesinden, daha zorlu bir şeyi başararak; oy bölünme ihtimaline karşın o sene Traffic ile en iyi yönetmen Oscar’ını kucaklayarak gelmişti. Çeyrek asırlık sinema kariyeri boyunca yaptığı onlarca film, onu gerek Hollywood’da gerekse tüm dünyada saygıdeğer bir yönetmen yapmışken bu sene Cannes’da yarışan Behind the Candelabra’nın ardından 50’nci yaşında yönetmenliği bıraktığını açıklamıştı. Malum filmi henüz görme fırsatına erişemedik lakin bir önceki suç gerilim türü işi olan Side Effects, yönetmenin çizgisini bozmadan kurguladığı orta kıvam bir film.

Contagion (Salgın) gibi oldukça başarılı bir yapımın ardından bir kez daha tıbbi gerilim denizinde gezinen Soderbergh, bu sefer işin biraz daha psikolojik yönüne değiniyor. 4 senedir kocası Martin’in (Channing Tatum) hapisten çıkmasını bekleyen Emily (Rooney Mara), ona kavuştuktan sonra kafasında bazı problemler yaşamaya başlar. Eski terapisti Doktor Siebert’ten (Catherine Zeta-Jones) vazgeçip ailesiyle sorunları olan Doktor Banks (Jude Law) ile seanslarına devam etmeye başlayan genç kadın, Banks’in kullanmasını önerdiği ve henüz yeni çıkmış bir ilacı almaya başladıktan sonra kocasını öldürür. O sırada bilincinin kapalı olduğunu düşünen ve düşündüren, böylece genç kadını hapisten kurtaran Doktor Banks, daha sonra olayın çok farklı bir boyutta ilerlediğini ve kendisine bir komplonun kurulduğunu anlayacaktır.

Hollywood’un sevdiğinden şüphe duyduğum suç gerilim türünün en güzel örneklerini veren yönetmenlerden Soderbergh. Side Effects için de o kadar kötü şeyler söylemek filme karşı yapılmış bir haksızlık olur. Seyircisinin kendisinden kopmasına izin vermeyen, sürükleyici bir yapım olan Side Effects, karışık gibi duran ama çözümlemesi zahmetli olmayan fakat yine de bir takım mantık hataları içeren bir senaryoya sahip. Başta asıl karakter Emily’nin “yalan” tavırları olmak üzere çelişik ve soru işaretlerine açık kısımlar barındıran filmin senaryosu, özellikle biraz olsun tıbbi ve etik bilgisi olan/eğitimini almış kişiler için daha da çekici ve dikkat edilmeye değer geliyor. Soderbergh’in böyle bir öyküye el atması, onun risk almayı seven bir sinemacı olduğunu da gösteriyor aslında. Keza karşımıza çıkan bazı sinemacıların gerilim yaratmak uğruna işleri nasıl mahvettiğine tanık olmak sinemaseverler olarak kanayan bir yaramızın açılmasına sebep olabiliyor. Örneğin Brian de Palma’nın son filmi Passion’ın nasıl bir fiyasko olduğunu hatırlarken öte yandan Brandon Cronenberg’in ilk filmi Antiviral ile babasından kat kat iddialı bir yönetmen olacağının sinyallerini vermesini de unutmuş değiliz. Soderbergh’in Contagion ve Side Effects denemeleri de bu tür için hatırı sayılır bir yer edindi diyebiliriz kısaca.

Catherine Zeta-Jones’un hala yaşadığını bize pek de fena olmayan bir şekilde gösteren Side Effects’te Jude Law ve Rooney Mara’nın performansları göz dolduruyor. Biri Hollywood’un geleceği için parlak bir ışık yakarken diğeri her zamanki profesyonelliği ve karizmasıyla filmi oyunculuk anlamında şenlendirme görevini üstleniyor. Pek uzun olmayan rolleriyle Channing Tatum ve Ann Dowd da yan karakterler olarak Side Effects’i tamamlayan ögelerden. Thomas Newman imzalı müzikler ise gerilimin dozunun ayarlanmasında yardımcı oluyor.

Diğer yazıları Burak Hazine

85. Oscar Ödülleri Kazananları

En İyi Film: Argo En İyi Yönetmen: Ang Lee, Life of Pi...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir