The Croods (2013) Crood’lar

Shrek sonrasında yaptığı en başarılı iş How to Train Your Dragon olan Dreamworks Animasyon Stüdyoları’nın 2013 senesinde vizyona soktuğu animasyonu The Croods, insanoğlunun neslinin var olduğu ilk dönemlere uzanan eğlenceli bir animasyon. Koruyucu bir babanın ailesini “dışarıdaki” tehlikelerden korumaya çalışması ve zamanla bu huyunu yenmesi masalını seyrettiğimiz filmin seslendirme kadrosunda Emma Stone, Ryan Reynolds, Nicholas Cage ve filmin yönetmenlerinden Chris Sanders gibi önemli isimler yer alıyor.

Korkunun iyi bir şey, yeninin ve yeniliğin ise kötünün de kötüsü olduğu fikrini üç çocuğu, eşi ve kayınvalidesine(!) yedirmeye çalışan klişe bir baba tiplemesi olan Grug, büyük kızı Eep’in, yaşadıkları mağaranın dışındaki dünyayı keşfetme hevesini yıkmaya çalışmaktadır. Bu koruma içgüdüsünün altında 6 kişilik Crood ailesinin, yaşayan son insanlar olması yatmaktadır. Fakat merakına yenik düştüğü günlerden birinde Eep, kendileri dışında yaşayan bir diğer insan olan Guy ile karşılaşır. Ailesinin yabaniliğinin aksine Guy, son derece “medeni” bir insandır ve ateşi de bulmuştur. Guy’ın yeni dünyayı keşfetme arzusu ile Eep’in benzer hevesi birleşir fakat bunlar Grug’ın hoşuna gitmeyecektir. Üstelik anakaraların ayrılmaya başlama vakti de gelmiştir.

Chris Sanders’ın How to Train Your Dragon ile elde ettiği büyük başarı, hiç şüphe yok ki yönetmenin animasyon dünyasında aranan isimlerden biri olmasının yolunu açtı. Ejderhalı filmin ikincisini seneye vizyona sokmaya hazırlanan Sanders, bu aralıkta Kirk de Micco’yu da yanına alarak ara sıcak kıvamında seyredilebilecek olan The Croods’u yarattı. Özellikle Buz Devri gibi efsane bir serinin varlığında ilk çağları anlatan böyle bir animasyonun gerekliliği tartışılırken ikili, Dreamworks’e daha “insani” bir projeyle destek vermeyi seçti. Elbette çocuklara yönelik bir animasyon oldu The Croods; haliyle hayvanları da şekilden şekle sokarak filme yedirmeyi uygun gördüler. Filmin, özellikle Pixar yapımlarından farkı da bu noktada kendini gösteriyor aslında. Dreamworks’ün asla yenemeyeceği talihinden midir bilinmez ama yetişkinleri ancak eğlence düzeyince hedef kitlesine almaları, filmlerinin “o kadar da” kıymete binmesine engel teşkil ediyor. Şirketin en iddialı iki eserinin (Shrek ve Dragon) dahi bu politikadan uzaklaşamamız olması da bunun en güçlü kanıtı olabilir. The Croods’ta da aynı çizgide ilerleyen ekip, maceracı ruhu ön plana çıkarmak amacıyla oldukça klişe metotlara başvuruyor. Daha önce sayısız animasyonda seyrettiğimiz koruyucu, iktidar sahibi olan fakat zamanla ailesini kaybetme tehlikesi karşısında yumuşayan baba figürü ile birlikte isyankar, macera tutkunu, keşfetmek için yanıp tutuşan bir çocuk tiplemesi filmde karşımıza çıkan en önemli klişelerden ikisi. Yan karakterler olarak aptal bir erkek kardeş, güldürü amaçlı eklendiği belli olan bir nine, olmazsa olmaz bebek ve duygusallıktan eriyen bir anne de mevcut. Tüm bu yapıyı yerinden oynatacak olan “yabancı” figürünün filme dahil olması da çok uzun sürmüyor aslında. Yaratılan karakterlerin yanında öykünün de çekiciliğinin olmayışı, The Croods’un 135 milyon Dolarlık bütçesinin büyük bir çoğunluğunun gerçek anlamda büyüleyici olan efektlerine harcandığını kanıtlar nitelikte. Hiç şüphe yok ki animasyon ekibi, seyirciyi etkilemek için varını yoğunu ortaya koyma konusunda ısrarcı ve istekli davranmış. Karakterlerin tiplemelerinin yanında çizimleri de özgünlük içermese de işin içinde göz alıcı güzellikte bir çevre betimlemesi var. Gerek mekanlar gerekse yaratıcı hayvan figürleri, filmin seyir zevkini arttırmak için fazlasıyla iddialı.

Animasyon deyince akla gelen ilk şeylerden olan mizahi ögeleri de içinde ustaca barındıran The Croods, ekibinin özellikle terminolojik manada yaratıcı bir zekaya sahip olduğunu kanıtlıyor. Film, birbirinden başarılı esprileri, seyircisine yerinde tebessümler vermek için kullanıyor. Elbette tüm bunlar, The Croods’u animasyon filmler kategorisinde üst sıralara taşıyabilecek kadar kuvvetli etkenler değil zira artık seyirci, filmi değerlendirirken sadece bunlarla yetinemeyeceğini ve biraz daha özgünlük aradığını iyi biliyor. Yine de sezon dahilinde izleyicinin beğenisine sunulan ve sunulacak animasyonlar arasında güzel bir yer edinme ihtimali var. Biz yine de Dreamworks’ün 2014 yılında vizyonları şenlendirmesi beklenen How to Train Your Dragon 2 çalışmasına güvenmeye devam edelim. Eğer yanlış hareketlerde bulunmazsa, şirket için iyi bir adım atılmış diyebileceğiz.

Diğer yazıları Burak Hazine

Londra Film Eleştirmenleri Ödülleri

The Artist ve A Separation, 3’er ödül kazandı. A Separation’ın yabancı dilde...
Devamı

2 Comments

  • Burada fikir ayrılığına giriyorum :) Çünkü ben de bu animasyonu çok çok beğendim. Animasyondan beklentim benim biraz daha teknik açıdan olduğu içindir belkide. Kesinlikle göze hitap ediyordu ve ilk avlanma bölümlerinden beri çok keyif aldım. Ayrıca devamı olursa çok daha iyi bir senaryoya müsait olacaktır. Mesela despicable me serisinin 3. filmi olursa ne kadar sabırla izleyebilirim bilmiyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir