Kubrick’in En Rahatsız Edici Sahneleri

Dünyadaki çoğu yönetmen, 1999 yılındaki ölümüne kadar, o güne değin yaptığı tüm filmlerde yer alan ve çeşitli şekillerde seyredeni rahatsız eden bazı sahnelerin kendi kariyerlerini şekillendirmesi dolayısıyla Stanley Kubrick’e büyük bir teşekkür borçludur. Kubrick’in en iyi olduğu şeylerden biriydi zaten insanları ürkütmek. Aşağıda ise bu sahnelerden birkaçı var. İyi okumalar.

‘2001: A Space Odyssey’ – Hal’ın kapıyı açmayı reddetmesi

Donuk sesli bir robotun, bir astronotun verdiği emri yerine getirmeyip bir de üstüne alaycı bir ses tonuyla bunu reddetmesi başka komik gelebilir. Fakat reddetmeye devam ettiğinde, artık bu durum boğucu ve bunaltıcı bir hal alır. “I can’t do that, Dave” repliğini kabuslarınızdan uzak tutmak için bol şans!

‘Dr. Strangelove’ – T.J. King Kong’un bombayı sürmesi

Olgun bir adamın 10 tonluk bir bomba üstünde sevinç çığlıkları atarcasına bir uçaktan hedefe doğru yaptığı yolculuğu izlemek aslında bir hayli ürkütücü ve bir o kadar da komik. Bu sahneyi her izlediğinizde sizin de aklınıza George W. Bush ve Irak katliamı gelmiyor mu? (Gülüşmeler) Filmin 1984’te çekildiği düşünülünce Kubrick’in ileri görüşlülüğü de devreye girmiş oluyor.

‘A Clockwork Orange’ – Alex’in ayakkabı yalaması

Yine olgun bir adamın bir diğerinin ayakkabısının altını yalaması kadar fazlasıyla hasta ruhlu bir zihni gözlemlemek tuhaf, değil mi? Kubrick’in ustaca kamera açıları da bu sahneyi daha etkili kılmaya yetiyor. Kendinizi Alex’in yerine koyup bir kez daha seyretmeyi deneyin.

‘The Shining’ – Dick Hallorann’ın ölümü

The Shining’in son dakikalarındaki heyecana, sanki gerçekmişçesine dokunabilmeniz mümkün gibi. Overlook Oteli’nin baş aşçısı Dick Hallorann’ın yavaşça otele girdiği sahnede herkes kendisinin son bir atak yapabileceğini umuyordu. Sonra birden, bir baltanın ortaya çıkışıyla her şey değişti. Daha fazla söze gerek var mı?

‘A Clockwork Orange’ – Yoga öğretmeni kadının öldürülüşü

Otomatik Portakal filmine ne zaman şöyle bir göz atacak olsak, filmin seyretmesi ne kadar zor bir yapım olduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalıyoruz. Katiller, tecavüz sahneleri, hiç de seksi olmayan tuhaf çıplaklıklar ve Wendy Carlos’un ürperten synth ve klasik müzik karışımı besteleri… Bu sahnede ise kedi manyağı yoga öğretmeni kadının, seramik dev bir dildo tarafından öldürülüşünü kadının görüş açısından seyretmek zorunda kalıyoruz. Oldukça rahatsızlık verici.

‘The Shining’ – İkiz kızların koridorda ortaya çıkması

Sinema tarihinin en ünlü sahnelerinden biri karşınızda. Korkutucu palyaçolar bir kenara, hiçbir şey aynı elbiseyi giyip el ele tutuşmuş ve İngiliz aksanıyla tek bir ağızdan konuşan iki küçük kızın ıssız bir otel koridorunun sonunda belirmesi kadar korkunç olamaz. Küçük Danny Torrance kadar cesur olup yalnızca ellerinizle gözlerinizi kapatmakla yetinebilir miydiniz peki? Hiç sanmıyorum.

‘Full Metal Jacket’ – Pyle’ın banyoda elinde bir tüfekle çıldırması

Fazlasıyla gerçekçi ve Kubrick’in geleneksel film sahnelemesine uymamasıyla ünlü bir sahne bu. Ayrıca Vincent D’Onofrio’nun Hollywood’un en ürkütücü aktörlerinden biri haline gelmesini de sağladı.

Diğer yazıları Burak Hazine

Short Term 12 (2013) Kısa Dönem 12

İnsan karşısındakinin acısını anlayabilmek için onunla aynı acıyı mı paylaşmalıdır? Paylaşıyorsa bile...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir