The Conjuring (2013) Korku Seansı

Kısa bir filmden beyazperdeye uyarladığı Testere (2004) filmi ile çok uzun süre unutulmayacak bir serinin ilk adımını atan genç yönetmen James Wan, üç sene önce çektiği Insidious ile korku türünü sevenleri bir hayli memnun etmişti. O zamanlar birlikte çalıştığı Patrick Wilson’ı tekrar yanına aldığı yeni filmi Korku Seansı ise sinemaseverleri daha fazla memnun edeceğe benziyor. Daha önce pek çok korku ve gerilim filminin senaryosuna imza atmış Carey ve Chad Hayes kardeşlerin yaşanmış bir öyküden uyarladığı Korku Seansı, 1971 yılında geçen bir şeytan çıkarma ayinine odaklanıyor.

Beş kız çocuğu ile mutlu mesut yaşayan Carolyn ve Roger Perron, kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde buldukları büyük ve kasvetli eve taşındıklarında her şeyin çok güzel olacağı umuduyla yaşamlarında temiz bir sayfa açmıştır. Aradan çok geçmeden kızların yaşadıkları bazı sorunlar, özellikle Carolyn’in dikkatini çeker. O sırada kasabada şeytan çıkarma üzerine konferanslar veren Lorraine (Vera Fermiga) ve Ed Warren (Patrick Wilson) çiftinden bu konuda yardım isteyen ailenin, evlerinin vakti zamanında hiç de hoş olmayan bir takım mistik olaylardan kurtularak bugünlere kadar ayakta olduğunu öğrenmesi uzun sürmez.

conjuring

Gerek konsepti, gerekse tiplemeleriyle herhangi bir korku filmi örneğinden fazlasını vaat etmeyen Korku Seansı, aslında çizgisi itibariyle bundan tam bir sene önce vizyona giren İspanyol korku filmi Emergo’yu (Lanetli Ruh) andırıyor. Emergo’da da taşındıkları yeni evde işlerin normalden farklı gitmesi üzerine bir grup medyumu davet eden bir babayı izlemiştik. Üstelik hayaleti yakalamak için kurulan düzenekler de Korku Seansı’nda gördüğümüz metotlarla birebir aynıydı. Elbette iki filmi aynı kılmak için yeterli bir konsept değil bu; fakat ürkütücü oyuncak bebek, şeytan çıkarma ayinleri, karanlık geçmişi olan mistik ev faktörlerini düşününce James Wan’ın korku klişeleriyle dolu bir öyküyü sinemaya aktardığını söylemek hiç de yanlış olmayacaktır. Korku sinemasının bu yönleri tek tek ele alındığında ortaya çıkan tablo belli olsa da Wan’ın tüme giden bakış açısıyla bunları yoğurup seyirciye sunuş şekli gerçek bir takdiri hak ediyor. Annabelle bebeği gibi gerçekliği bile tüyleri diken diken etmeye yeten bir figürü filmine katarak yeni bir korku klasiği yaratan yönetmen, her ne kadar filmde bebeğin üstünde çok durmasa da seyircisine filmden beklentisini verebilmek için farklı metotlar kullanıyor. Özellikle filmin sonlarına doğru kendini gösteren farklı kamera açıları bu metotlardan biri. Performanslar cephesinde ise Oscar adayı aktris Vera Fermiga, filmde canlandırdığı ölümü ve ölüyü görebilen Lorraine karakterinin altından alnının akıyla çıkarken Insidious’ta korku türü için biçilmez kaftan karizması yaratan Patrick Wilson bir kez daha kendisinden bekleneni veriyor.

Insidious’ın devam filminin çekimlerini bitirip korku ve gerilim türüne bir süre ara vererek Hızlı ve Öfkeli serisinin yedinci filminin yönetmen koltuğuna oturan James Wan, sezonun korkutmayı-en-iyi-başaran filmine imza atmayı başarıyor. Belki alışılagelmişin dışında korku ögeleri sunmuyor fakat sunduğu şeyden ziyade sunum şekliyle bu türün ustası olacağının sinyallerini veriyor. Belki genç sinemacı işin içine din olgusunu katmasaydı filmi daha efsane olabilirdi fakat amaç korkutmak olduğu sürece Korku Seansı görevini hakkıyla yerine getirecektir. Eh, getirmiş olacak ki 15 milyon Dolar’ı bulmayan bütçesinin 3 katını daha vizyona girdiği ilk hafta sonu yalnızca ABD sınırları içinde kazandırdı -kazandırmaya da devam ediyor.

Diğer yazıları Burak Hazine

Escape From Tomorrow (Yarından Kaçış)

İlk gösterimini geçtiğimiz sene Sundance’te yapan Escape From Tomorrow, daha önceleri editör...
Devamı

1 Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir