What Richard Did (2012) Ne Yaptın Richard?

Kevin Power’ın aynı isimli romanından sinemaya aktarılan What Richard Did, yönetmeni Lenny Abrahamson’ın basit bir konudan yola çıkarak ergen problemlerini ele aldığı başarılı bir tasvir. Geçtiğimiz aylarda İstanbul Film Festivali’nin uluslararası yarışma bölümünde Altın Lale ödülüne layık görülen İrlanda yapımı film, yaşamın gözüktüğü kadar aydınlık bir şekilde devam edemeyeceğini oldukça tanıdık bir metotla anlatırken gençlik filmi kavramına da özlenen bir bakış açısı getiriyor.

Arkadaşları arasında sözü geçen, okulunda popüler, sorumluluk sahibi, ailesi ile arası her genci özendirecek kadar iyi; kısaca hayatı olabildiğince güzel geçen Richard’ın sevdiği kız uğruna dahil olduğu bir kavganın ardından yaşadığı problemleri izliyoruz Abrahamson’ın filminde. Doksan dakikalık filmin ilk yarısında daha çok, aşılık olduğumuz bir gençlik dramasının ilk demleriyle kavruluyor, ikinci yarıda ise filmin psikolojik yanını incelemeye koyuluyoruz. Richard’ın arkadaşları ve ailesiyle olan güçlü bağlarının onun hazin sonuna yaklaşırken nasıl etkilendiği ise yönetmenin klişelerin dışında bir tarz ile seyirciye sunuluyor -ki What Richard Did’i benzer konulu filmlerden ayıran en önemli noktalardan biri de bu. Aslında parti, gençler, eğlence, kavga, sevgili ve ölüm kelimeleri bir araya geldiğinde herkesin aklında oluşacak tablo belli iken yönetmen, bu filmde tabloda görüneni sabit bırakarak renklerle oynayarak özgünlük yaratıyor. Bir kıyamet filmi çekmek yerine karakterin kendi kıyametini anlatmayı tercih ediyor ve psikolojik anlamda seyirciyi sıkmayan bir yöntem tercih ediyor. Olay öyküsü gibi başlayıp durum öyküsü olarak devam eden eserinde her sinemacının yapamayacağı bir şeyi başarmış oluyor. Olayın trajik yanını bir kenara atıyor, seyircinin filmin gidişatında söz söylemesine hak verircesine kamerasını objektif bir şekilde yönlendiriyor. İzleyenin beklediği yolu çizmiyor ve alışılagelmişten farklı olarak karamsarlık ve pişmanlık evrenini geniş tutmuyor. Tüm derdini Richard karakterinin içinde biriktiriyor. Film boyunca hikayeye dahil olan pek çok karakteri askıda bırakması ise bu sebepten ötürü göze batmıyor; yahut film sonunda kafalarda soru işaretleri bırakmaya mahal vermiyor. Yönetmenin diğer karakterleri geri planda tutması, filmin temelini destekleyecek yan öykülere duyulan ihtiyacı da ortadan kaldırıyor.

Abrahamson’ın dikkat çeken estetik bakış açısını, göze estetik gelen bir diğer isim olan Jack Reynor tamamlıyor. Henüz 21 yaşında olan İrlandalı oyuncu, filmin göstermeye çalıştığı yakışıklı ve çekici olmasına rağmen daha önce göze defalarca kez batırılmış klasik havalı genç tiplemesinden uzak, düşünceli ve sorumluluk sahibi erkek karakterine tam uyum sağlıyor. En az filmin kendisi kadar naif bir performans sergiliyor ve yönetmenin filmin kamera önündeki tüm yükü kendisine taşıtması görevini başarıyla tamamlıyor.

Her ne kadar başlı başına kıvamında bir uyarlama olsa da Altın Lale için yarışan filmlerden bazıları söz konusu olduğunda jürinin kararını tartışmaya açık bırakan What Richard Did, Batı Avrupa sinemasının bu sezon çıkardığı en önemli işlerden biri olarak kabul görülmeli. Belki birkaç on film seyrettikten sonra zihinlerdeki yeri değişikliğe uğrayacak ve filmin kalıcılığı muallak olacak fakat içinde bulunduğu zaman diliminde ve seyir esnasında izleyiciye, sinema adına ihtiyacı olan pek çok şeyi rahatlıkla vereceği kesin.

Diğer yazıları Burak Hazine

Avrupa Film Ödülleri – Kazananlar

Melancholia ve The King’s Speech, 3’er ödülle geceyi tamamladı. En çok sevindiğim...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir