Film Festivalleri

Published on Eylül 14th, 2013 | by Burak Hazine

0

Filmekimi 2013 Önerileri

Share Button

Bir festival daha geldi çattı. 40’tan fazla filmin gösterileceği Filmekimi 2013’ün programının açıklanmasıyla birlikte heyecan ve adrenalin de doğru orantılı olarak artıyor elbette. İKSV sağ olsun bu sene de geçtiğimiz senelerde olduğu gibi dünya festivallerinde görücüye çıkmış önemli filmleri, Türkiye sınırlarında ilk kez göstermek üzere Filmekimi kapsamında ayağımıza getiriyor. Her ne kadar seçkinin kendisi başlı başına bir tavsiye listesi olsa da Cannes, Berlin, Venedik gibi önemli festivallerden filmlerin yer aldığı malum listeye göz atmak için önce şuraya bakmak isteyebilirsiniz.

-a5aa-9cac5afe5092

Festivallerde çok sayıda film seyretme çabası gösteren biri olarak benim için bu seneki Filmekimi programı bazı yapımlardan ödün vermeme sebep olacak gibi gözüküyor. Programa baktığımızda göze çarpan ilk filmin Cannes’da Altın Palmiye kazanan La vie d’Adele olduğunu görüyoruz. Steven Spielberg’in başkanı olduğu jüri, festival tarihinde bir ilki gerçekleştirerek yalnızca filmin yönetmeni Abdellatif Kechiche’i değil, aynı zamanda iki başrol oyuncusu  Léa Seydoux ve Adèle Exarchopoulos’u da büyük ödüle layık görmüştü. 3 saat süren bu lezbiyen draması aynı zamanda Cannes’da büyük ödüle layık görülen ilk ve tek LGBT filmi olma özelliği taşıyor.

Poster-ildlAynı festivalde büyük jüri ödülüne layık görülen Coen Biraderler’in son filmi Inside Llewyn Davis de programın en çok öne çıkan yapımlarından. Metacritic’e göre 100 üzerinden 100 puan alarak şimdilik sezonun eleştirmenlerce en çok beğenilen filmi olan bu müzikal drama, 1961 yılında geçen ve genç bir şarkıcının bir haftalık macerasını anlatan etkili bir yapım. Cannes’dan devam edecek olursak Belirli Bir Bakış Jüri Ödülü verilen Omar, Filistinli yönetmen Hany Abu-Assad imzası taşıyan dramatik bir aşk masalı. Yine Eleştirmenlerin Haftası’nda Seyircinin Seçimi ödülüne layık görülen ve orta yaşlı iki Hintlinin ilgi çekici öyküsünü anlatan Dabba, Altın Kamera ödülünü kazanan ve gelecek sene Singapur adına Oscar yarışına girecek olan Ilo Ilo da seçkinin önemli yapımlarından. En iyi yönetmen ödülünü kazanan Amat Escalante imzası taşıyan ve şiddet içeriği sebebiyle tartışmalara yol açan Heli, Berenice Bejo’ya en iyi kadın oyuncu ödülünü getiren Asghar Farhadi’nin çarpıcılıkta kendinden emin filmi Le Passe, jüri ödülünü kazanan Like Father Like Son ve en iyi senaryo ödülünü alan Çin özeleştirisi A Touch of Sin de şiddetle tavsiye edilebilecek filmlerden dördü.

Bu sene Altın Lale Uluslararası Yarışması’nda jüri üyesi olan Sebastian Lelio imzası taşıyan ve yaşlı bir kadının ikinci baharını anlatan Gloria, başrol oyuncusu Paulina Garcia’ya Berlin’de Gümüş Ayı En İyi Aktris ödülünü getirmişti. Dünyanın en büyük ve en önemli bağımsız film festivali olan Sundance’te büyük ödülü kazanan ve Oscar adaylığına çoktan ismini yazdırmış Fruitvale Station, yaşayan en büyük kadın yönetmenlerden Claire Denis’in bir intikam öyküsünü anlattığı son filmi Les Salauds, Saraybosna Film Festivali’nde en iyi film ve en iyi kadın oyuncu ödüllerini kazanan ve Gürcistan’ın Oscar adayı olan In Bloom, Mads Mikkelsen’in yeteneklerini sergilediği son filmi Michael Kohlhaas, Waltz Im Bashir ile ödüle doyamayan Ari Folman’ın Cannes’da da gösterilen ve farklı senaryosu itibariyle merak uyandıran son animasyon filmi The Congress, James Franco’nun yönetmenliğini yapıp bir de üstüne kamera karşısına geçtiği As I Lying Down dikkat çeken yapımlardan bazıları.

Romantik komedi sevenler için programdaki en ideal film olan The Necessary Death of Charlie Countryman, aksiyonu da olan bir yapım diyebiliriz. Shia LaBeouf, Ewan Rachel Woods, Rupert Grint, Mads Mikkelsen ve James Buckley gibi isimleri barındıran yıldız kadrolu film, yönetmeni Fredrik Bond’un ilk uzun metraj denemesi. Türün bir diğer örneği ise Çek Cumh. ve Slovakya işbirliği ile ortaya çıkan Honeymoon. Bir çiftin düğünlerinde ortaya çıkan eski bir arkadaşları tarafından tüm kirli çamaşırlarının ortaya dökülüşünü anlatan yapım Karlovy Vary Film Festivali’nde yönetmenine ödül getirmişti.

Romantik komediden çıkıp gerilim ve gizemin sularında gezinmeye başlamak isteyenler içinse Jim Jarmush’un romantik vampir hikayesi Only Lovers Left Alive ön plana çıkıyor. Ben Wheatley imzası taşıyan A Field In England, 17. yüzyılda geçen bir paranoya ve hezeyanlar üzerine kurulu gerilim örneği. Stake Land ile tanıdığımız Jim Mickle’ın son korku örneği We Are What We Are‘da da aile değerleri üzerinden işlenen ürkütücü bir film. Gerilim türüyle polisiye ve aksiyonu bir araya getiren Japon filmi Shield of Straw‘da ise polisin bir katili halktan koruma öyküsünü seyrediyoruz. Oldukça çekici bir öyküye sahip olan filmin yönetmeni, ülkesinde nereden baksanız sayısız filmi yönetmiş Takashi Miike. Tüm bunların üstüne bir de cani Nazi hikayesi seyretmek isteyenler için ise programda Wakolda yer alıyor.

-left-alive-001Jean-Luc Godard, Peter Greenaway ve Edgar Pêra imzası taşıyan 3x3D ise üç farklı yönetmenden üç farklı üç boyutlu film sloganıyla seyirciyi büyülemeye çalışıyor. Yönetmenler bu filmde sinemanın geleceğini işliyor. Geçtiğimiz ay kaybettiğimiz James Gandolfini’nin başrolünde oynadığı Enough Said ve Romanya’nın sinema sektörüne karşı duruşu ve senaryosuyla dikkat çeken When Evening Falls On Bucharest Or Metabolism ile ödüle doyamayan Hırvat filmi A Stranger, Kim Ki-Duk’un son psikopatlık örneği Moebius, yine Sundance’te prömiyerini yapmış ve bir çiftin huzur arayışını işleyen Ain’t Them Bodies Saint, François Ozon’un Dans La Maison’dan sonra yaptığı filmi Jeune & Jolie de önerilebilecek filmlerden bazıları.

Son olarak öneri listemi daraltmadan önce programdaki “sürpriz film” adı altında “senenin en çok beklenen yapımını” olan Gravity’yi seyretme ihtimalimiz olduğunu fakat ABD’den ne yazık ki gösterim için onay gelmediğini de ekleyeyim. Malum film hepimiz için sürpriz olacak.

1. La vie d’Adele

2. Le Passe

3. Les Salauds

4. Inside Llewyn Davis

5. Fruitvale Station

6. Gloria

7. Only Lovers Left Alive

8. Ilo Ilo

9. The Congress

10. A Field In England

11. A Touch of Sin

12. Like Father Like Son

13. In Bloom

14. When Evening Falls On Bucharest Or Metabolism

15. Enough Said


Yazar Hakkında

İstanbul’da doğdu. Liseyi bitirdikten sonra öğrenimini sinema üzerinde devam ettirmek istediyse de 6 sene sonunda tıp doktoru oldu. Biletsiz.com ve Sinema Kulübü‘nde yazdı. 2 sene süren Blogger macerasını sonlandırarak Sinematopya'yı kurdu. Şimdilerde ise junior bir hekim. Bir yandan mesleğini icra edip bir yandan da sinema konusunda kendini geliştirmeyi hedefliyor. E-posta: info@sinematopya.com



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑