Now You See Me (2013) Sihirbazlar Çetesi

Sihrin gücüne inandığımız, daha doğrusu inanmak istediğimiz filmler elbet her sene -bilemediniz iki senede bir- karşımıza çıkar. Popüler sinema seyircisi için bu türün doruk noktası hiç şüphesiz Chris Nolan imzalı Prestij’dir. Nolan’ın senarist yönünü her zaman en büyük övgülere layık görsem de yönetmenlikte o kadar da başarılı olduğuna inanmayan biri olarak Prestij benim için çok da önemli bir yapım olmamıştır. İşte Sihirbazlar Çetesi de benzer bir konuma oturmaya hazırlanmışçasına yapısal anlamda Prestij’le benzerlik gösteren fakat daha çağdaş, daha hareketli ve senaryosu itibariyle daha havada bir film. Aksiyon filmlerinden tanıdığımız bir isim olan Louis Leterrier imzası taşıyan Sihirbazlar Çetesi, zengin oyuncu kadrosu ve seyirciyi ters köşeye yatırmaya hayli meyilli öyküsü ile sezonun en dikkat çeken yapımlarından biri.

Kendilerine Mahşerin Dört Atlısı ismini veren dört hokkabazın yaptıkları büyük çaplı gösterilerle milyonları büyülemesinin ardından işin içinde bir bit yeniği olduğunu düşünen (biri polis teşkilatının kendisi olmak üzere) farklı gruplarca foyalarının çıkarılmaya çalışıldığını izliyoruz filmde. Jesse Eisenberg, The Social Network’ten beri ilk iddialı performansını sergilerken ekibin diğer üç sihirbazı olarak karşımıza deneyimli aktör Woody Harrelson ile Isla Fisher ve (James Franco’nun kardeşi) Dave Franco çıkıyor. Onların peşine düşen saf FBI ajanı ile Interpol’ün görevlendirdiği memur olarak ise kamera karşısına Mark Ruffalo ve Melanie Laurent geçiyor. Fransız asıllı aktris Laurent, Tarantino’nun Inglorious Basterds’ında sergilediği harikulade performansın ardından ilk kez büyük bütçeli bir Hollywood yapımında karşımıza çıkarak bizi büyülemeyi başarıyor. Önemli karakterlerden bir diğeri olan ve kendini sihirbazların gizlerini ortaya çıkarmaya adamış Thaddeus olarak karşımızda ise bu roller için yaratıldığına inanılan Morgan Freeman var. Kendisi ve karakteri filmin düşünceye dayalı bölümlerini oluşturmaya yararcasına adrenalin seviyesini düşürme görevini üstleniyor.

Filmin öyküsü baştan sona hızlı ilerleyecek şekilde kurgulandığı için seyirci bir an olsun göz kırpmadan iki saatlik süreyi geçirmek zorunda kalıyor. Bazıları bu durumdan şikayetçi olmayabilir fakat dikkatli izleyiciler için önemli detayların kaçırılması yahut hikayenin bazı noktalarda açık vermesi açısından bunu Leterrier’in yaptığı bir handikap olarak yorumlamak daha uygun olacaktır. Yönetmen elinden geldiğince soruları yanıtlamaya çalıştığı halde seyircisini ters köşeye yatırmak için gerekli gizliliği sağlayamıyor. Ters kurgu ile seyircisini şaşırtma konusunda ise herhangi bir aksiyon filminde gördüğümüzden fazlasını vaat etmiyor.

Aslında Sihirbazlar Çetesi’nin geneline bakıldığında, aynı filmin bol bol üzerinde durduğu ego ve gösteriş merakı konusu gibi bir nevi mastürbasyon olduğunu fark ediyoruz. Yönetmeninden senaristine, filmin odak noktalarında bulunan isimlerin yalnızca seyirciyi etkilemek için çeşitli oyunlar oynadığını gözlemlemek o kadar da zor değil. Bu janra ait filmlerin en dikkate değer ögelerinden besteler bile bayağılıktan öteye geçemiyor. Bunların aksine profesyonel oyuncu kadrosu ise filmin en tatmin edici kısmının mimarlarını oluşturuyor. Onları bir kenara koyduğumuzda Sihirbazlar Çetesi’nin basit Hollywood aksiyonlarından pek de farkı kalmıyor. Yine de gözünü şımartmak isteyenler için boşa geçirilmeyecek iki saatin garantisini verebiliriz. Zira filmin anlattığı şey de zaten gözünü şımartanları etkilemeye çalışanların ta kendisi.

Dipnot: Michael Caine’in geçmişini özlemle anma vaktimiz geldi sanırım. Etkili konuşmak, tatmin edici performanslar vermek demek değildir.

Hatırlatma: Filmin devamının çekileceği açıklandı. Ayrıntılar henüz kesinleşmiş değil.

Diğer yazıları Burak Hazine

IMDb Kullanıcıları 2012’nin En İyilerini Seçti

 Her sene olduğu gibi bu sene de IMDb, kullanıcıların oyları doğrultusunda senenin...
Devamı

4 Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir