R.I.P.D. (2013) Ölümsüz Polisler

Artık Kanal D’nin sıkıştığında yayınladığı filmlerden biri haline gelen Uçuş Planı ile Hitchcock’ın filmlerini andıran bir gerilime imza atan Robert Schwentke’yi aslında iki sene önceki Red ile daha iyi tanımıştık. Türler arasında geçiş yapan genç bir sinemacı olarak bugüne kadarki en büyük bütçeli (130 milyon Dolar)  filmi Ölümsüz Polisler ile yaz sezonundan medet uman Schwentke, bu filmiyle hem eleştirel anlamda hem de bütçesinin yarısı dahi çıkaramadığından finansal anlamda başarısız oldu. Fakat Oscar ödüllü Jeff Bridges ve genç kızların sevgili Ryan Reynolds’ın başrollerinde oynadığı film, kim ne derse desin benim için sezonun en eğlenceli işlerinden biri.

Peter Lenkov’un Rest In Peace Department isimli çizgiromanından uyarlanan Ölümsüz Polisler, bazen Siyah Giyen Adamları andırsa da aslında oldukça özgün bir senaryoya sahip. Ortağı tarafından vurulduktan sonra ahirete giden Nick’in (Ryan Reynolds) cennet/cehennem ve dünyaya farklı bir kılıkta dönüp zebanileri yok etmeye çalışacağı bir görev arasında seçim yapması gerekir. Çok sevdiği karısı uğruna ikilemde kalmayı göze alamadan hemen dünyaya geri dönmek ister. Bu sefer onunla birlikte iblisleri haklayacak olan ortağı ise 1800’lerde öldürülüp bu göreve getirilen çılgın ve ukala Roy’dan (Jeff Bridges) başkası değildir. İkili, dünya ile ruhani alemin arasındaki kapıyı ters çevirerek kıyameti getirmeye çalışan iblislere karşı dünyada bir savaş verecektir.

Filmin yalnızca bir buçuk saat olması, aslında bu karmaşık öykünün bir hayli kesilmesine yol açıyor aslında. Kısıtlı sürede olaylar hızlıca geçtiğinden filmden alınan zevk de biraz olsun azalıyor diyebiliriz. Schwentke’nin aksiyon çekimlerine Red’de kullandığı tekniklerle devam ettiğini fark ediyoruz ve birbirinden güzel esprilerle dolu film bir çırpıda bitiveriyor. Kısaca her şey, bu maceranın bir an önce akıp yok olması için kurgulanmışa benziyor. Bu durum senaryonun bir çok noktasında sekteye uğramasına yol açıyor. Karakterler üzerinde tatmin edecek kadar durulmuyor, replikler baştan savma yazılmışa benziyor fakat gündelik seyirci aksiyon, komedi ve fantastik türlerin bir araya geldiği bir filmde bu gibi şeylere dikkat etmiyor. Onun yerine filmin içine serpiştirilmiş ince mizahi kısımlara odaklanmayı tercih ediyorlar. Şahsen yönetmenin mizah kullanımını oldukça beğenmiş bulunmaktayım. Jeff Bridges’ı sarışın bir afet, Ryan Reynolds’ı önce Uzakdoğulu yaşlı bir amca ve daha sonra diş telleriyle sırıtan küçük bir kız olarak görmek yetiyor aslında. İblislerin başının ruhani dünyanın kapısını açarken Rock’n Roll selamı yapması da saniyelik ince bir detaydı. Bunların yanında aksiyon türünün olmazsa olmazı özel efektlerin kullanımı da tatmin edici cinsten. Özellikle bir otopark yıkılma sahnesi var ki bir an filmler mi karıştı diye düşünüyorsunuz -o derece başarılı buldum.

Tinsel bakış açısını bir kenara bırakıp olayı dalgaya vurduğu için de bazı yönleriyle kafalarda soru işaretleri bırakan Ölümsüz Polisler, yaz sezonunun bittiği şu dönemde eğlenceli bir kapanış partisi vaat ediyor aslında. Sinema salonuna girerken yapmanız gereken tek şey rahatlamak, rahatlamak ve rahatlamak. Kafanızda büyüttüğünüz bir film seyretmeyi umuyorsanız hayal kırıklığına uğrayacaksınız. Eğer okulun ve işin yükünü düşünerek yalnızca gülümsemeyi hedeflerseniz bu film size istediğiniz çerezleri sunacaktır.

Diğer yazıları Burak Hazine

Kendini Rolüne Adamış Ünlü Aktörler

Daniel Day Lewis Sinema sektörüne bakıldığında metot oyunculuğu denince akla ilk gelen...
Devamı

1 Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir