Arada Kalan (What Maisie Knew)

Dardenne Kardeşler’in 2011 tarihli Bisikletli Çocuk (Le gamin au vélo) filminde Thomas Doret’nin ne kadar büyüleyici bir performans sergilediğini herkes az çok hatırlar. O performanstan da öte usta yönetmen ikilinin babasından bisiklet bekleyen bir çocuğun küçük sorunlarının, onun gözünden anlatmadaki başarısı filme dair en akılda kalıcı detaylardan biriydi. Doret’nin hayat verdiği Cyril karakteri, öz ebeveynlerinden fayda görmezken ona Samantha isimli, herhangi bir kadın göz kulak oluyordu. Cyril başlarda isyankar davransa da asıl sevgiyi Samantha’da buluyordu; seyirci de karakterin saflık dönemindeki bu değişimlerini en pak şekilde deneyimliyordu.

Bir diğer yönetmen ikili olan Scott McGehee ve David Siegel da birlikte çalıştıkları beşinci filmleri Arada Kalan’da benzer bir metot izleyerek New York’ta yaşayan küçük bir kızın dünyasına iniyor. Henüz altı yaşında olan Maisie (Onata Aprile), bir grubun vokalistliğini yapan annesi Susanna (Julianne Moore) ve meslek aşığı babası Beale’ın (Steve Coogan) boşanması üzerine büyük bir boşluğa düşüyor. Seyirciyi de kendiyle birlikte bu derin boşluğa sürükleyen Maisie, işin içinden çıkmak için ihtiyaç duyduğu sevgiyi tamamen yabancı olduğu iki insanda buluyor. Bunlardan ilki olan ve Alexander Skarsgård’ın hayat verdiği Lincoln, Susanna’nın daha sonra evleneceği genç sevgilisi iken diğeri Maisie’ye uzun süre dadılık yapmış fakat daha sonra babasıyla bir ilişki yaşamaya başlayan Margo (Joanna Vanderham).

Tipik aile dramlarından uzak bir köşede seyreden Arada Kalan, yukarıda da belirttiğim gibi yalnızca öyküsü yönüyle Bisikletli Çocuk gibi bir başyapıtla benzeşmekle kalmıyor. McGehee ve Siegel, küçük bir kızın dünyasına inerken mevzuyu o kadar naif, ince ve detaylı işliyor ki Maisie’nin bakışları seyirciyi sanki onun sorumsuz ebeveynleriymişçesine derinden yaralıyor. Küçük kızın gözünden anlatılan hikaye, büyük oranda trajedi sularında giderken yine de seyirci için bir duygu sömürgeci görevi üstlenmiyor. Yönetmen ikili bunu sağlamak için yan karakterler gibi duran fakat öykünün gidişatında ana karakterlere dönüşen Margo ve Lincoln’dan yararlanıyor.

Aslında bu iki karakteri analiz ederken de film hakkında çok farklı fikirler edinilebilir. Margo başlarda çıkarcı bir tutum sergiliyor gibi gözükse de zamanla Maisie’nin annesi rolüne bürünürken, sorumsuz imajı çizen Lincoln’ın super-dad tiplemesine bürünmesi için çok fazla beklememiz gerekmiyor. Bunların karşısında duran Susanna ve Beale’ın yavaş yavaş öyküden sıyrılışı ile aslında filmde bir takım denge kurma yoluna gidildiğini gösteriyor. Maisie’ye duyulan ortalama sevgi değişmezken, sorumluluk konusunda aynı şeyi söylemek mümkün olmuyor. Tüm bu değişimler arasında kalan tek şey ise Maisie’nin masumiyetinden başka bir şey değil. Rolünün üstesinden hakkıyla gelerek büyük bir övgüyü hak eden genç aktris Onata Aprile canlandırdığı karakteriyle tamamen bütünleşerek filmin etki mekanizmasının kurulmasında büyük bir paya sahip oluyor. Oyuncu ekipte özellikle Julianne Moore’un performansı da Aprile’in ardından dikkat çekiyor.

Geçtiğimiz mayıs ayında 32. İstanbul Uluslararası Film Festivali kapsamında ülkemizde ilk kez seyirci karşısına çıkan Arada Kalan, gerek işlediği tema, gerekse bunu işleyiş biçimiyle seyirciyi memnun etmekte zorlanmayacak bir yapım. Bugüne kadar sayısız çocuk temalı film çıkaran ABD’den ancak bağımsız yapımlar kulvarında böyle etkileyici ve derin bir film çıkardı. McGehee ve Siegel, durum ya da olay olsun; hikaye anlatıcılığı konusunda iddialı olduklarını kanıtlıyorlar.

Diğer yazıları Burak Hazine

Michael Shannon, Bilim Kurgu Türündeki ‘Young Ones’da

Yönetmen: Jake Paltrow Oyuncular: Nicholas Hoult, Elle Fanning, Michael Shannon Vizyon Tarihi:...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir