Güzel Şehir (Shah-re ziba)

Devrim sonrası İran sinemasının uluslararası arenada parlayan belki de en büyük yıldızıdır Asghar FarhadiDerbare-i Elly ile yakaladığı hızlı ivme, iki sene sonraki Codayi-i Nadir ez Simin ile herkesin hayranlıkla seyrettiği bir zirve çıkışı yapmış ve Le Passé de tüm bunların tuzu biberi olmuştu. Farhadi’nin Raghs dar ghobar‘dan (Tozda Dans) ardından çektiği Güzel Şehir filmi ise onun yönetmenlik anlayışını ve sinemadaki rolünü ortaya çıkaran film olarak dikkatleri çekiyor. Olayları birbirine karıştırmada, suçlu ile suçsuzun hükmünü seyirciye bırakmada, parçalanan yaşamlar üzerinden drama yaratmada ve sıradan hayatlar üzerinden gerilim oluşturmada hayli başarılı olan yönetmenin stilinin altında yatan cevher Güzel Şehir’in ta kendisidir.

Bir ıslah evinde başlayan filmin hikayesi, iki sene önce öldürdüğü bir kız yüzünden idam cezasını bekleyen ve on sekizinci yaş gününü kutlayan Ekber’in kısa öyküsüyle açılıyor. Artık yetişkinler hapishanesine gönderilip idam edileceği günü beklemek zorunda kalan çocuğun ölümünü engellemek içinse kız kardeşi Firuze ve ıslah evinden yeni çıkan arkadaşı Ala ellerinden ne geliyorsa yapıyor. Ölen kızın babasının şikayetini geri çekmesi için uğraşan ikili, zamanla hem kendi içlerinde yaşadıkları masumane duyguların pençesine kapılıyor hem de Ekber’i idamdan kurtarmak için yaşantılarının önemli parçalarından ödün vermek zorunda kalıyorlar.

Güzel Şehir’i Farhadi’nin dönüm noktası yapan şey, sonraki filmlerinde de göreceğimiz temanın ilk temellerinin atıldığı film olmasıdır. Yönetmen, güzel oyunculuklarıyla süslediği filminde ölü bir kız ve hapishanede bekleyen, filmin ilk dakikaları dışında bir daha göremediğimiz Ekber’in etrafında hikayesini kurgulasa da tüm bunlardan etkilenen başkaları oluyor. Küçük çocuğuyla bir başına hayatını idame etmek zorunda kalan Firuze ve Ala, bir yandan ana problem üzerine yoğunlaşırken öte yandan yeni bir toplumsal ögenin oluşumuna ön ayak olmaya çalışırken ortalıkta olmayan karakterler henüz başlamış ilişkileri yavaş yavaş söküyor. Kızını kaybetmiş inatçı bir baba, Ekber’in idam edilmesi için elinden geleni ardına koymuyor; öte yandan adamın ikinci eşi, kötürüm kızını Ala ile evlendirmek için kollarını sıvıyor. Farhadi stilinde basit yaşantılar kaotikleşmeye başlıyor ve içinden çıkılması güç bir hal alıyor.

photo-Les-Enfants-de-Belle-ville-Shah-re-ziba-2004-7-Güzel Şehir

Güzel Şehir’i yönetmenin sonraki filmlerinden farklı kılan yanı da bu noktada ortaya çıkıyor. Cevapsız soruları seven Farhadi, her ne kadar filmlerinin finallerini seyircinin bakış açısına bırakacak ustalıkta kesse de aynı şeyi bu ikinci filmi için yapmıyor. Tercihini sorunları çözüp gerçekleri ortaya çıkarmaktan yana kullanmıyor, aksine hayli ümitsiz ve kederli bir sonla seyircisini karanlığa bırakıyor. Daha sonra fikrini değiştirip de filmlerine daha naif ve çözüme yönelik sonlar yazmasının sebebi nedir bilinmez fakat Güzel Şehir için Farhadi’nin en hüzünlü filmi demek doğru olacaktır. Hüzün derken özellikle Türkiye sinemasından alışkın olduğumuz dram dozu yüksek acı sonlardan bahsettiğim anlaşılmasın; daha ziyade Farhadi öykülerinin arasında ucu en açık bırakılan eserin bu olmasından ötürü seyircinin hissetmesi muhtemel burukluktan dert yanıyorum.

Yönetmenin filmlerini zevkli kılan ögelerden olan oyuncu kadrosunun performansı Güzel Şehir için de şapka çıkarılmayı hak ediyor. Derbare-i Elly‘nin başrolünde yer alıp hikayeyi şekillendiren Taraneh Alidoosti, bu filmde Firuze’ye hayat veren isim. Farhadi’nin Alidoosti’nin güçlü performansından sonra Elly karakterine kendisini uygun gördüğünü anlamak çok da uzun sürmüyor zaten.

İran sinemasının son yıllarda adından en çok söz ettiren yönetmeninin kariyer-oluşturan filmi Güzel Şehir, Farhadi’yi anlayabilmek ve özümsemek isteyenlerin görev listesinin zirvesinde yer alması gereken filmdir. Hiç şüphe yok ki bu filmi seyrederek başlanan bir macera, kapalı bir kültürün varoluşu kadar insanoğlunun öz benliğini yapımlarında işleyen bir auteur’ün zihnindekileri anlamak için en ideal seçim olacaktır.

Diğer yazıları Burak Hazine

The Search Fragmanı

Yönetmen: Michel Hazanavicius Oyuncular: Berenice Bejo, Annette Bening Vizyon Tarihi: Belirsiz
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir