Sınırdaki Kadınlar Pera Müzesi’nde

Pera Film, İstanbul Uluslararası Göç Örgütü işbirliğiyle kadın ve göç konusuna odaklanan Sınırdaki Kadınlar programını sunuyor. Seçilen filmler güçlü kadın karakterler ve onların hikayelerinden bir yelpaze oluşturuyor. Bu filmlerden bazıları, ülkeler, evler ve sürgün arasında kalmış olgun kadınları ya da ergen karakterleri inceliyor, diğerleriyse kadın kahramanın yaşadığı duygusal değişimleri ve yolculuğu keşfediyor. Programda; sert, ilginç ve zorlayıcı koşullarla karşılaşan, hayranlık uyandırıcı kadınların anlatıldığı sekiz film yer alıyor. 

Bir Ayrılık (A Separation) filmi, günümüz İranı’nda toplumsal cinsiyet ve sınıf, gelenekler, adalet ve kadın-erkek ilişkilerinin sınırlarını alt üst eden bir çatışmaya odaklanan, güçlü ve karmaşık bir İran dramı.

Etkileyici olan Okuyucu (The Reader) ise şunları araştırıyor: Suçluluğun doğası nedir ve insan ruhu, derin ve korkunç gerçeklerle karşı karşıya kaldığında nasıl ayakta kalabilir? Bu zorlu sorular hakkında sessiz ve büyüleyici bir biçimde düşünen bu film, bir yandan hüzünlü ve şoke edici, bir yandansa özünde çok derin bir aşk hikayesi barındırıyor.

Azrail’i Beklerken (Poulet Aux Prunes) aşk, yitim, pişmanlık ve bir kemanın yalnızca müziğiyle değil bizzat çalgı olarak yol açabileceği üzüntü üzerine romantik bir yaşam hikayesi. Melankoli var, yitim var, çok tatlı bir komedisi var, hatta tam kararında bir büyülü gerçekçiliği bile var.

Gerçek olaylardan yola çıkan Tepelerin Ardında (Dupa Dealuri)  ise yönetmen Cristian Mungiu, aynı yetimhanede büyüyen iki kadının yeniden bir araya gelişinin ruhsal-manevi dramı aracılığıyla kadın dostluğunu büyük bir empatiyle betimlemedeki becerisini ortaya koyuyor.

Peki Şimdi Nereye? (Where Do We Go Now?) bir kasabada, palavracı erkeklerinin dini bir savaş başlatmasını engellemeye çalışan kadınların hikayesini anlatıyor. Daha önceki çatışmalarda oğullarını, kocalarını ve babalarını kaybetmiş olmanın acısını yüreklerinde taşıyan kadınlar, zekice hilelerle erkeklerinin dikkatini dağıtmak üzere birleşiyorlar – sahte bir mucize sahnelemekten, Ukraynalı bir striptizci grubu tutmaya kadar her şeyi yapıyorlar.

Trajik bir aşk hikayesini odağına alan Öyle Sevdim ki Seni filmi ise, Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla hayatı altüst olan ve her şeye sil baştan başlayan Olga’nın öyküsünü yansıtıyor.

Son olarak, programdaki iki film Institut Français işbirliğiyle sunuluyor: Eller Havaya, Milana’nın, genç bir Çeçen göçmen olarak Paris’te daha iyi bir yaşam mücadelesi verdiği günleri hatırlaması üzerine bir film; Louise Wimmer ise, acılı bir ayrılığın ve beklenmedik bir krizin ardından kendini borç batağında bulan ve evsiz kalıp arabasında uyumak zorunda kalan, dolayısıyla yaşamı alt üst olan 50 yaşındaki Louise’i konu alıyor.

Her bir gösterim indirimli müze giriş bileti (5 TL) ile izlenebilir. Rezervasyon alınmamaktadır. 

GÖSTERİM PROGRAMI

6 Kasım Çarşamba

18:30       Azraili Beklerken / Poulet Aux Prunes

 

7 Kasım Perşembe

19:00      Louise Wimmer

 

8 Kasım Cuma 

19:00       Okuyucu / The Reader

 

9 Kasım Cumartesi  

19:00       Bir Ayrılık / A Separation

 

10 Kasım Pazar

14:00       Eller Havaya / Hands Up

16:00       Peki Şimdi Nereye? / Where Do We Go Now?

18:00       Azraili Beklerken / Poulet Aux Prunes 

 

12 Kasım Salı 

19:00       Peki Şimdi Nereye? / Where Do We Go Now?

 

13 Kasım Çarşamba

19:00       Tepelerin Ardında / Beyond the Hills

 

14 Kasım Perşembe 

19:00       Okuyucu / The Reader

 

16 Kasım  Cumartesi

12:00       Eller Havaya / Hands Up

14:00      Öyle Bir Sevdim Ki Seni (Yönetmen ile söyleşi)

18:00      Tepelerin Ardında / Beyond the Hills

 

17 Kasım  Pazar

14:00       Louise Wimmer

16:00       Bir Ayrılık / A Separation

Diğer yazıları Burak Hazine

Precious (2009) Değerli

İkinci yönetmenlik deneyimini Precious ile yapıp Oscar’a aday olan Lee Daniels’ı artık...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir