Açlık Oyunları: Ateşi Yakalamak (The Hunger Games: Catching Fire)

Suzanne Collins’in distopik Panem ülkesi hikayesini anlattığı çok satan romanından uyarlanan Açlık Oyunları filminin ardından genç isyankar Katniss Everdeen’in mücadelesi serinin ikinci filmi olan Açlık Oyunları: Ateşi Yakalamak ile devam ediyor. İlk filme göre daha karanlık ve cesur fakat politik mesajların duygusal göndermelerin gölgesinde kaldığı Ateşi Yakalamak’ın yeni bir yönetmenin elinde olgunlaşan bir seriye ön ayak olduğunu deneyimlemek hem kitap serisinin hayranları hem de bilim kurgu, fantastik ve politik türlerin sinema takipçileri için hayli olumlu bir gelişme. Daha önce kendini I Am Legend ve Constantine ile kanıtlayan Francis Lawrence, ilk filmin altında imzası bulunan Gary Ross’a göre çok daha akıcı, seyircinin karşısına bir bütün olarak çıkabilen ve doygun bir filmle çıkıyor ve gelecek iki filme olan umutları da arttırıyor -hele ki Collins’in kitaplarının gittikçe vasatlaştığı düşünüldüğünde sinema tarihinde ender rastlanabilecek bir şekilde uyarlama filmin uyarlandığı kaynaktan daha başarılı ve beğenilme oranının yüksek olma ihtimali heyecan verici.

Başkan Snow’a karşı gelerek büyük bir cesaret örneği gösteren Katniss Everdeen, serinin ikinci bölümünde bu yaptıklarının cezasını çekiyor. Sahte bir aşk yaşadığı Peeta ile önce zafer turuna çıkıyor ve bu sırada baskı altında olan mıntıkalarda bir isyanın alevlendiğini fark ediyor. İsyana ön ayak olan ismin kendisi olduğunu çok geçmeden anlıyor. Elbette bunun farkında olan daha önemli bir isim var: Başkan Snow’un kendisi. Başkan, Katniss’e ve ayaklanmaya hazır mıntıkalara en güçlülerin dahi otoriteyi alt edemeyeceğini göstermek için zeka işi bir adım atıyor ve 75. Açlık Oyunları’nda daha önce bu oyunlara katılıp kazanmış isimlerin yarışacağını açıklıyor. Böylece Katniss ve Peeta bir kez daha ölümün kol gezdiği ürkütücü ve tuzaklarla çevrili oyun arenasına dönüyor. Katniss’in bu seferki oyunlarda öncekine göre daha farklı bir sistemin işlediğini ve bu sistemin de asıl düşmanın kim olduğunu anımsatmaya yönelik hareketlendiğini anlaması çok uzun sürmüyor.

the-hunger-games-catching-fire

Uyarlandığı kitaba göre oldukça hızlı bir başlangıç yapan ve inişlere izin vermeksizin seyir zevkini finale kadar yükselten bir tempoyla devam eden Ateşi Yakalamak, sinemada Açlık Oyunları algısını Francis Lawrence’ın ellerinde çok daha farklı bir boyuta taşıyor. İlk filme göre çok daha profesyonel bir ekiple çalışıldığı ve oyuncuların da karakterleriyle daha sıkı bütünleştikleri rahatlıkla hissediliyor. Danny Boyle’un Slumdog Millionaire ve 127 Hours filmlerinde kendini kanıtlamış olan Simon Beaufoy ile aslında bilim kurgu türündeki ilk denemesi olan Oblivion’da sınıfta kalan Michael Arndt tarafından kaleme alınan senaryo, kitabın yazarı Collins’e hikaye öyle değil böyle yazılır dercesine iddialı bir işe imza atıyorlar. Elbette filmin öyküsünün tartışmaya açık noktaları var. Misal tüm yaşananların Katniss’in etrafında döndüğü hissi azalırken karakterin özellikle aşk hayatına yapılan vurgular dikkat çekiyor. Aslında Collins’in okuyucuları çileden çıkaran Katniss-kararsızlığını yansıtmak için dozunda adımlar atıldığı kabul edilmesi gereken bir durum olsa da az çok hissedilen distopik bir yapımı sansasyonel bir aşk öyküsü olarak sunma girişimi çok da tatmin edici durmuyor. Öte yandan yönetmenin ele aldığı bu hikayeyi kendince şekillendirerek işlemesi ve anlatımı aksi bir duruma işaret ediyor. Seyircinin kafasında soru işareti bırakmadan, kaotik olaylar silsilesini kopukluklara izin vermeksizin tamamlayan Lawrence, daha şiddetli ve politik imgelerin ön plana çıkacağı devam filmleri için de beklentiyi arttırmış oluyor. Daha önce de bahsettiğim gibi Alaycı Kuş, Collins’in üçlemedeki en üstünkörü işiydi ve öyle gözüküyor ki iki parça halinde uyarlanacak olan filmler seyirciyi kitaplara göre çok daha fazla tatmin edebilir.

İlk filmin üzerinden yalnızca bir sene geçmesine rağmen ana karakterlerin geliştiklerini gözlemlemek mümkün. Karakterine bürünemeyen bir Peeta’yla başlayan yolculuk bu filmde sona eriyor ve Josh Hutcherson Ateşi Yakalamak’ın en dikkat çekici performanslarından birine imza atıyor. Sene başında genç yaşta kazandığı Oscar ödülüyle kariyerini güçlendiren Jennifer Lawrence için de aynı nitelemeyi yapmak pek ala mümkün. Elizabeth Banks ve Stanley Tucci’nin ise filmin iki gizli bombası olduğunu söylemek yalan olmaz. İlk filme göre daha ön planda olan ve bununla uyumlu şekilde performanslarını güçlendiren başarılı oyuncular filme dair söylenebilecek en güzel iltifatları hak ediyor. Ağır toplardan sonuncusu ise dahil olduğu her işe parlaklık katan Philip Seymour Hoffman. Sonraki iki filmde de hikaye için önemli pozisyonlarda göreceğimiz karakterine tam da kafalarda şekillendirilen bir tipleme yaratarak hayat veriyor.

movies-the-hunger-games-catching-fire-caesar-katniss-tribute-interview

Teknik açıdan baktığımızda da ilkine göre daha olgun bir filmle karşı karşıya kaldığımız Ateşi Yakalamak, özellikle gösterişli yapım tasarımları ve kostümleriyle göze hitap ederken özel efektleriyle de ses getirecek gibi duruyor. Soundtrack albümünde pek çok ünlü ismi barındırmasına rağmen yalnızca filmin en sonunda Coldplay’den Atlas’a yer verilmesi ise geçen sene yaşanan Abraham’s Daughter hüsranının aksine bu sene özgün şarkı kategorisinde bir Oscar adaylığı kazanılabileceği ihtimallerini güçlendiriyor (Akademi’nin popüler isimleri sevdiği bir gerçek -Eminem’in bile Oscarlı bir şarkıcı olduğunu hesaba katarsak aksini söylemek cesaret ister).

Sonuç olarak Açlık Oyunları serisinin bir sene boyunca merakla beklediğimiz ikinci sürümü olan Ateşi Yakalamak için kıvamı tutturulmuş demek mümkün. Tüm ögeleri birbirini tamamlayan film, türler arası gezinen benzer yapımlar göz önünde bulundurulduğunda rahatlıkla bir bütün olarak değerlendirilebilir. Elbette bunda en büyük katkıyı yönetmen Francis Lawrence yapıyor. Ellerinde yeniden şekillendirdiği seriye tatmin edici bir soluk kazandırmakla kalmıyor, çerezlik olarak değerlendirilebilecek bir film kültünü de bu ithamdan kurtarıcı hamleyi yapıyor. Bize de Julianne Moore ile zenginleşecek yeni filmleri, yani 2014 ve 2015’i beklemek düşüyor.

Diğer yazıları Burak Hazine

Venus In Fur Fragmanı

Yönetmen: Roman Polanski Oyuncular: Mathieu Amalric, Emmanuelle Seigner Vizyon Tarihi: Belirsiz
Devamı

4 Comments

  • açlık oyunlarının ilk serisi muhteşemdi fakat 2’sini pek beğenmedim açıkçası.sonu çok saçma bitti ve akılda hep soru işaretleri var..

  • Filmin sonu öyle bitmeseydi bu kadar güzel olmazdı bence beklenmedik bi şekilde bitmesi daha güzel oldu :)

    • Mehmet filmin sonu böyle bitmeseydi güzel olmazdı diyosunda kitapta zaten böyle bitirmişler daha ne yapsınlar :DD

  • İzleyip izleyebileceğiniz en başarılı en muhteşem en mükemmel ötesi filmlerden biri şiddetle tavsiye ederim!!!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir