Eleştiri

Published on Kasım 13th, 2013 | by Burak Hazine

5

Sen Aydınlatırsın Geceyi (2013)

Share Button

Ne festivallere ne de ödüllere yabancı değil Onur Ünlü. Televizyon macerası şöyle bir kenarda dursun, ses-getiren-ilk-uzun-metraj-filmi Beş Şehir ile Antalya ve Adana’dan senaryo ödülleriyle dönen, mizahi yönünü dışavurduğu 2011 tarihli Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi ile Altın Koza en iyi film ödülünü kazanmış bir sinemacı kendisi. Piyasaya, sermayeye ve sinema salonlarına isyan ederek genel dağıtıma vermediği son filmi Sen Aydınlatırsın Geceyi de bu sene mayıs ayında 32. İstanbul Film Festivali’nde yönetmenine hem Altın Lale ulusal yarışma en iyi film hem de en iyi senaryo ödüllerini getirmişti. Ünlü’nün festival başarıları bir yana, kapitalist sinema salonlarının tartışmaya açık şartlarında gösterime sokmadığı bu filmi gerek üniversite etkinliklerinde, gerek festivallerde bir hayli beğenildi. Türkiye sineması için yeni bir sayfa niteliği taşıyan Sen Aydınlatırsın Geceyi, kolay ve kısa yoldan söylemek gerekirse sinemaseverleri memnun ettiği kadar başarılı bir yapım.

Ünlü, cesurca bir adım atarak filmini siyah beyaz formatta çekiyor ve kültürle uyumlu fantastik ögelerle süslüyor. Mekan olarak ne ülkenin kalbi niteliğindeki İstanbul’u, ne drama deyince akıllara gelen doğu bölgesini, ne de komedinin klişelerle dolu diyarı Karadeniz’i seçiyor. Ege’nin küçük bir ilçesi, Akhisar’da geçen masum, naif, küçük bir aşk öyküsünü konu edinen Sen Aydınlatırsın Geceyi, aslında aynı adı gibi, yönetmenin televizyon dizilerinde seyrettiğimiz karakterlerle süslü bir Shakespeare masalı. Herkesin mutlu mesut yaşadığı bir kasabada, fertlerin her birinin özel bir gücü vardır. Kimisi duvarların ardını görür ve onların içinden geçer, kimisi elini bir tüfek gibi kullanabilir, kimisi nesneleri zihin gücüyle hareket ettirebilir, kimisi ise ölümsüzdür. Karmaşa/düzensizlik gibi gözüken bu düzenin içindeki Cemal ise küçük yaşta annesini ve kardeşlerini bir yangında kaybetmiş, hala o travmanın etkisiyle psikolojik problemler yaşayan bir karakterdir. Günün birinde gördüğü Yasemin’e tutulur ve ona, sinema tarihimizde rastlayabileceğimiz en samimi evlenme teklifini eder. Çok geçmeden ikilinin mutlulukları kesintiye uğrar fakat Cemal, karısını geri kazanmak için ne gerekiyorsa yapacaktır.

sen_aydinlatirsin_geceyi_6

Sen Aydınlatırsın Geceyi için bir Shakespeare masalı demek gerçekten de yerinde olur. Yönetmen Onur Ünlü, filmin başından sonuna kaostan uzak (aslında) bir düzensizlik kurarak, seyirci için karakterleri ve olayları çözümleme ihtiyacı doğuracak bir kurgu ile hikayesini oluşturmuş. Seyirci bir yandan yaşanan gerçeküstü olayların filmdeki yerini tespit etmeye çalışırken öte yandan ümitsizlikle dolu, saf bir aşk öyküsünün büyüsüyle baş etmek zorunda kalıyor. Ekranda görülenler ise aslında Cemal karakterinin iç dünyasının birebir yansıması. Onun karakteri hikayeye bizzat dahil edilse de aslında Cemal, kamera görevini görerek anlatılan dış dünyadan ziyade kendi iç dünyasını seyirciye sunuyor. Tasvir edilen kasabada kötülük kavramı göreceli olarak işlense de neyin doğru, neyin yanlış olduğu Cemal’in bakış açısıyla net bir şekilde ifade edilmiyor zira karakterin yaradılışın kaosunda kaldığı aşikar. Bir şeylerin tamamlanmamış olduğu hissi ağır basıyor ama yönetmen bununla uğraşmak ve karakterine daha somut bir kimlik vermek yerine gerçeklik çerçevesiyle korunan sürrealist bir tablo oluşturmayı seçiyor. Kasaba halkı vesilesiyle insanoğlunun zaaflarını işlerken Cemal karakteri ile en ilkel duygulara inmeyi başarıyor. Doğanın kanunlarını çiğnediği olağan dışı öyküsünde asıl kaybın ve yıkımın kaynağının yine özbenlik ve hayvani duygulara sarılmış olduğunun altını çiziyor. Gün geçtikçe güçlenen bu ilkel varlığın, zaaflarının peşinde koşmasının sonucunda elde var olanın kendisinden başkası olmadığını söylüyor. Öyle ya, Cemal sevdiğine kavuşmak için bir masumun ellerini kesip zamanı durdurmuştu fakat bunun cezasını, sonsuz evrende yapayalnız kalmakla çekti.

Her görüntüsü, her saniyesi okumaya ve düşünmeye açık dopdolu bir film Sen Aydınlatırsın Geceyi. Onur Ünlü’nün ürkütücü zekasının derinliklerine inebilmek ve bu filmindeki kaygılarını çözümleyebilmek için Sen Aydınlatırsın Geceyi’yi defalarca seyretmek gerekiyor. Hüznün saf mizahla buluştuğu bu film için Türkiye sineması adına önemli bir adım olduğu gerçeğini kabullenmek gerekiyor. Çok önemli yönetmenler çok çeşitli metotlar kullanarak dertlerini hayli başarılı yapımlarla anlatmış olsa da Onur Ünlü’nün bu farklı anlatımı ve işleyişi, filmi diğerlerinden ayrı bir noktada tutmak için oldukça yeterli bir sebep.

Sen Aydınlatırsın Geceyi (2013) Burak Hazine
Senaryo
Teknik
Oyunculuklar
Müzik
Yönetmen

Sonuç:

4.1


Kullanıcı Oyları: 3.3 (44 oy)


Yazar Hakkında

İstanbul’da doğdu. Liseyi bitirdikten sonra öğrenimini sinema üzerinde devam ettirmek istediyse de 6 sene sonunda tıp doktoru oldu. Biletsiz.com ve Sinema Kulübü‘nde yazdı. 2 sene süren Blogger macerasını sonlandırarak Sinematopya'yı kurdu. Şimdilerde ise junior bir hekim. Bir yandan mesleğini icra edip bir yandan da sinema konusunda kendini geliştirmeyi hedefliyor. E-posta: info@sinematopya.com



5 Responses to Sen Aydınlatırsın Geceyi (2013)

  1. Pingback: idilONline

  2. Jamyang says:

    Eleştiren elleriniz dert görmesin. muhteşem bir yazı olmuş…

  3. Olcay says:

    Dört dörtlük bir elestiri, ben de faydalandim.

  4. Hüseyin says:

    Abartmayın. Sinema hakkında bir şey bilmediğiniz bu yazıyı yere göğe koyamadığınızdan belli.

  5. Şimdiye kadar bir filmden bu kadar etkilendiğimi hatırlamıyorum. Hatta bir kaç gün filmin etkisinde kalmıştım. Oldukça güzel bir yazı olmuş elinize sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑