Apres Mai (2012) Direniş Günlerinde Aşk

2008 tarihli Yaz Saati (L’heure d’été) ile adından sıkça söz ettirmeden hemen önce “Paris, je t’aime”de 21 meslektaşına öncülük eden senarist yönetmen Olivier Assayas’ın son filmi Direniş Günlerinde Aşk, geçtiğimiz aylarda 32. İstanbul Film Festivali’nde sınırlı sayıda seyirci ile buluştuktan sonra ülkemizde geniş dağıtıma çıkıyor. 68 ruhuna sahip gençlerin 70’lerde yaşadıkları coşkuyu anlatan film, özellikle bizim için 28 Mayıs’ta başlayan Gezi Parkı Direnişi’nin benzeri bir öyküyü birkaç lise öğrencisinin masum hayatları üzerinden anlatması yönünden büyük önem arz ediyor.

Resim sanatında yetenekli Gilles (Clement Metayer), bazı arkadaşları gibi bir yandan radikal fikirlerini kabul ettirmek için çeşitli eylemlerde bulunurken öte yandan her ikisini de sevdiği iki güzel kız arasında kalmanın tutkusu arasında gidip gelen bir gençtir. Hem dünya görüşü hem de yaşadığı ilişkiler; üstüne bir de sinemaya olan tutkusu onu Paris’ten alıp önce İtalya’ya, daha sonra ise İngiltere’ye uçurur. Arkadaşları gibi Gilles de bazı sorumluluklar alması gerektiğini anlayacak ve bazı ayrımlarda seçim yapıp hayatına devam etmek zorunda kalacaktır.

Geçtiğimiz haziran ayında tanıklık ettiğimiz şiddette ve gerçekçilikte bir çatışma sekansıyla açılan Direniş Günlerinde Aşk, bir takım olaylardan memnun olmayan radikal gençlerin polisle çatışmasının ardından yaptığı anarşist eylemlerle devam ediyor. Bu eylemlerden birinde karşıt oldukları gruplardan birinin bir üyesine hayati zarar veren gençler, başta bu problemle uğraşmak zorunda kalırken bir yandan da kendilerini koruma altına almak adına farklı ülkelere ziyaretlerde bulunmayı ve eylemlerini oralarda devam ettirmeyi planlıyorlar. Olayların arasında seyrettiğimiz asıl karakter ise bu film ile sinemada ilk oyunculuk deneyimini gerçekleştiren genç aktör Clement Metayer’in hayat verdiği Gilles var. Asıl sevdiği kızın Paris’ten ayrılmasının ardından kendi gibi dünya görüşüne sahip Christine ile yakınlaşan genç karakter, iki kız arasında gidip gelirken bir nevi tutkularının arayışına giriyor, zihninde bir yolculuğa çıkıyor. Hem onlar hem de davası uğruna farklı diyarlardan geçen Gilles, daha sonra asıl tutkusunun sanatın kendisi olduğunu anlıyor ve kendini buna adıyor.

Gerek renkleriyle, gerekse dönemin ruhunu olabilecek en güzel şekilde özetleyen müzikleri ve şarkılarıyla iki saate yakın derin bir deneyim olan Direniş Günlerinde Aşk’ın bazı yönleriyle deneysel olması ve zaman zaman akıcılıkta sıkıntı yaşayıp kurgusu açısından da gündelik sinema seyircisine alışık olmadığı bir çizgi çizmesi dolayısıyla kimilerinin hoşuna gitmeme ihtimali varken özellikle o dönemleri tatmış veya o dönemlerden miras almış seyirci için pek de sık rastlayamayacağımız bir cevher niteliği taşıyor. Geçtiğimiz senenin özel filmlerinden Elveda İlk Aşk‘ta seyrettiğimiz ve Fransız sinemasının geleceğinde sıkı bir yer edineceğini gün geçtikçe kanıtlayan yirmi yaşındaki aktris Lola Creton da filmin senaryosunun dışındaki ağır toplardan. Baş karakteri canlandıran Metayer’in ilk performansı olmasına rağmen filmin doğallığını ve naifliğini yakalaması da oldukça dikkat çekici desek yalan olmaz.

Assayas’a göre yarı otobiyografik bir eser olan Direniş Günlerinde Aşk, anlattığı dönemin ruhunun gençlerin gözündeki masumiyetini oldukça başarılı bir şekilde perdeye yansıtıyor. Filmi için “Zamanın ruhunu özümseyerek, faka basmadan ve kurban olmadan kendimiz hakkında düşünmeyi öğrendiğimiz tehlikeli yolları anlatıyor” diyor Assayas; yazdığı senaryo ile Venedik Film Festivali’nde en iyi senaryo ödülünü kucakladıktan sonra. Direniş Günlerinde Aşk’ı, geçtiğimiz sene kaybettiğimiz sinemacı arkadaşı Laurent Perrin’e atfeden yönetmenin uzun yıllar birlikte çalıştığı editörü Luc Barnier de yine geçtiğimiz sene vefat etmiş ve bu film, ikilinin birlikte ortaya koyduğu en son eser olarak kalmıştı.

Dipnot: Filmin isminin direkt Türkçe çevirisinin “mayıstan sonra” şeklinde olması da Gezi Direnişi için oldukça manidar.

Diğer yazıları Burak Hazine

The Door (2012) Kapı

Das Leben der Anderen’dan tanıdığımız Martina Gedeck’in, filmekimi’nde boy gösterdiği iki filmden...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir