Çocuk Pozu (Child’s Pose)

Hızını alamayıp yükselişine devam eden Rumen sinemasının adından söz ettiren son ürünü Çocuk Pozu, sezon başında Berlin Film Festivali’nde hem Altın Ayı ödülünü hem de FIPRESCI (Uluslararası Eleştirmenler Birliği) ödülünü kazanarak yılın en merak edilen yapımlarından biri haline gelmişti. Ülkemizde 32. İstanbul Film Festivali kapsamında ilk olarak seyirci karşısına çıkan film, ülkesinde tanınan ve bol ödüllü bir yönetmen olan Calin Peter Netzer imzası taşıyan bir anne-oğul draması. Gerçekçiliği ve çarpıcı anlatımı ile daha ilk dakikalarından dikkat çeken filmde yönetmen Netzer’in kamerasını eline alarak bir belgesel çekiyormuşçasına yarattığı atmosfer ise benzerine nadiren rastlanır bir seyir zevki veriyor.

30’lu yaşlarındaki oğluyla arası hiçbir zaman iyi olmayan bir annenin günah çıkarma ve kendini kabullendirme öyküsü olan Çocuk Pozu, oğul karakterin arabasıyla sürat yaparken 14 yaşındaki bir çocuğa çarparak onu öldürmesi üzerinden şekilleniyor. Bağlılığını ve sevgisini oğluna kabul ettiremeyen ve bunun için yapmadığı şey kalmayan anne, bu olayın haberini alır almaz koruyucu hissiyatının peşinden giderek oğlunu hapse attırmamak için tüm gücünü kullanıyor: Görgü tanıklarına rüşvet öneriyor, ifadeleri değiştiriyor ve mağdur aileye duygu sömürüsü yapıyor. Tüm bunları oğlunu sevdiği için mi yoksa kendi günahlarından arınmak için mi yaptığına ise seyirci karar vermek zorunda kalıyor.

Yönetmen Netzer filminde oldukça başarılı bir olay örgüsü işliyor ve hiçbir detayı kaçırmadan, gerçekçi bir bakış açısıyla kamerasını kullanıyor. Öyle ki seyirci, seyirci olmaktan çıkıp bir adım öteye, gözlemci olmaya geçiyor. Uzun sekanslarda anne karakterinin farklı karakterlerle kendi doğrusunu bulma çabasına odaklanıyor. Bu doğru ise kadının oğluyla olan çarpık ve çalkantılı ilişkisinden kurtulma yolağına giriş mücadelesinden başka bir şey değil. Teorikte olumlu bir çizgi çizilse de Çocuk Pozu’nu seyrederken iyi bir anne karakteriyle karşı karşıya olmadığımızı anlamak da çok uzun sürmüyor. Nefret edilesi bir anne portresi çiziliyor, en az onun kadar itici bir oğul da anneye eşlik ediyor. Oğul karakterin ruh hali her zaman filmin asıl meselesi gibi gösterilse de bir türlü karakteri içselleştiremiyor oluşumuz da sorunlu bir evladın asıl sebebinin sorunlu bir ebeveyn olduğu gerçeğine götürüyor. Böylelikle çözümlemeye çalıştığımız karakter aslında oğul olmaktan çıkıyor ve annenin kendisi haline geliyor. Kamera karşısında yaklaşık iki dakika boyunca göz hareketlerimize yön verenin anne karakteri olması ise bununla paralel değil, tezat bir mantık çiziyor. Yönetmenin hikaye kurgulamadaki başarısına, anlatım ve işleyişteki ustalığı da bu noktada kendini gösteriyor. Netzer’in kaleme aldığı senaryosunu perdeye yansıtma stili ise takip edilecek yönetmenler listesine bir yenisini eklememize yarıyor.

childspose

Çocuk Pozu’nda anne karakterine hayat veren Luminita Gheorghiu’nun filmin oyunculuk yönünü tek başına sırtlayarak zorlu bir işin altından bu şekilde kalkması hayranlık uyandırıcı. Üstelik kendisi, seyirci için empati kurmaya meyleden bir portre çizmeyen bir karakter ile bunu başarıyor -ki oyuncunun işinden övgüyle bahsetmek için bu bile başlı başına bir sebep olmaya yeter.

Berlinale’de bu sene başyapıt kıvamında bir film çıkmadığından şikayet edilse de jürinin büyük ödül için seçtiği Çocuk Pozu, yükselen Rumen sinemasına hizmet eden harikulade bir örnek. Netzer’in hikaye anlatıcılık becerileri üzerine övgüler sıralamanın sonu gelmez elbette fakat diğer birkaç önemli yapımın yanında Çocuk Pozu’nun Avrupa sinemasını sevmek için 2013’ün en geçerli sebeplerinden biri olduğu su götürmez bir gerçek.

Diğer yazıları Burak Hazine

Moneyball (2011) Kazanma Sanatı

En iyi takımı kurmak en pahalı oyuncuları satın almaktan mı geçer? En...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir