Dünya Sineması

Published on Ocak 9th, 2014 | by Burak Hazine

Gloria

Share Button

Gün geçtikçe büyüyen ve uzun süredir de kendine hayran bırakan Güney Amerika sineması en son geçtiğimiz sene Pablo Larrain imzalı No ile sinemaseverleri büyülemişti. Larrain’in hemşehrisi ve ülkesi Şili’de bilinen bir sinemacı olan Sebastian Lelio imzalı Gloria da aynı görevi içinde bulunduğumuz sezon dahilinde görmeye hazırlanıyor. Şili’nin süregelen çalkantılı politik ve sosyal dönüşümlerinden yola çıkan iki filmin benzer yönleri bununla sınırlı kalsın, Gloria ikinci baharını yaşayan bir kadının öyküsüne odaklanıyor. Aralarda yapılan sosyopolitik göndermeler dikkat çekse de Gloria, isminden de anlaşılacağı üzere bir kadın; daha dürüst olmak gerekirse kadınlığın filmi.

Gürültülü bir müziğin çaldığı bir bar sahnesiyle açılan Gloria, daha ilk saniyelerinde anlatacakları yönünde büyük mesajlar veriyor. Yaşı kemale ermiş yahut orta yaşı geçmiş insanların bir arada eğlendiği; fakat televizyon ve sinemanın zihnimizde oluşturduğu seviyeli çerçeveden çok uzak bir mekanda başlıyor film. Hemen dikkatler, yalnız başına duran olgun ve hayli alımlı bir kadının üzerine çekiliyor. Kadın oturduğu yerden kalkıyor ve dans pistinin ortasına geçip, çoğumuzun gençlikte dahi cesaret edemediğini yaparak bedenini müziğin ruhuna teslim ediyor. Kadının düşünceli bakışlarından vazgeçip kendini bu denli salması, o anda seyirci için bir başka malzemeyi doğuruyor: Bu kadın neler yaşamış olabilir?

Eşinden seneler önce ayrılan Gloria, iki çocuğuyla da pek yakın olmayan ve tek başına bir apartman dairesinde yaşayan bir kadın. Akıllarda yer edinmiş klişe tiplemenin aksine oldukça canlı, heyecanlı ve ikinci baharını yaşamaya hazır ve istekli bir portre çiziyor. Bu amaç doğrultusunda tanıştığı eski deniz subayı, şimdinin eğlence parkı sahibi Rodolfo ile yakınlaşıyor. Onu sevmiyor ya da aşık olmuyor fakat kendisinin de anlam veremediği bir biçimde bağlanıyor. Belki ne çevresine ne de seyirciye yansıtmadığı boşlukları doldurmak için bir araç olarak görüyor bu adamı, belki de vakit geçirmek ya da cinsel ihtiyaçlarını karşılamak için kullanıp atacağı herhangi bir beden. Ne Gloria ne de filmin yönetmeni Lelio bu ikilem üzerinde fazla durmayı tercih etmiyor. Cesur bir kadının hayatına yeni bir ivme kazandırmaya çalışıyormuş gibi yansıtılan portresini aslında ilk baharını yaşayan ve onca kaybı varmış gibi gözükmesine rağmen hayatında hiçbir değişiklik hissetmeyen/hissettirmeyen bir kadın olarak resmediyorlar.

14322_1366248990_477_14322

Gloria’nın belli bir kalıba sokmakta zorlanılan hikayesini seyrederken seyircinin pek çok konuda seçim yapması mümkün gözükmüyor. Yönetmenin yarattığı bu karaktere karşı ne hissetmemiz gerektiğini kestirmek bir hayli zor. Bazen ona acımamız gerektiğini düşünürken, zihnin bunu sorguladığı sırada Lelio ters köşeye yatırıyor. Aynı şekilde Gloria’nın başına gelen hiçbir şey için sevinemiyor seyirci. Bunlara rağmen film boyunca bir umutsuzluk bulutunun rengarenk ana karakterin üstüne çökmüş olduğunu hissetmek ise malum kararsızlıklar kadar zor değil. Lelio’nun filminin doyumsuz bir tat bıraktığını düşünmemin başlıca sebebi de bu zaten; Gloria, seyircini tek bir çizgi üzerinden idare etmek için uğraşmaktansa ona bir düzlem sunmayı ve doğruyla yanlışı, iyiyle kötüyü ayırt etme işini sonraya bırakmayı vaat ediyor.

Yardımcı karakterlerin zaman zaman olay örgüsüne dahil olduğu filmin tümünü Gloria’ya hayat veren Paulina Garcia sırtında götürüyor desek yeridir. Lelio’nun yaptığının zor bir film olduğu gayet açık ve bu zorluğun üstesinden gelen tek kişinin yönetmen olmadığını görmek Garcia’ya yaklaşık iki saat boyunca (hatta film bittikten sonra) hayranlığı üst seviyede tutmak için fazlasıyla yeterli bir sebep. Karakterini içselleştiriyor ve onu oynamaktan ziyade bizzat yaşıyor. Bu durum tek başına her performans için bir iyilik kriteri doğurmaz elbet fakat söz konusu karakterin omuzlarında başarılı bir eserin tüm yükü varsa işler büyük oranda değişir.

Bu sene Şili adına Oscar yarışına katılan Gloria, hiç şüphe yok ki ülkenin iki sene üst üste yabancı dilde en iyi film kategorisinde adaylık elde etmesine neden olacak derecede iddialı bir yapım. Sebastian Lelio’nun hiçbir tabudan kaçınmayarak, cesurluğunu konuşturduğu bu filmi daha uzun seneler boyunca dillerde ve zihinlerde kendine yer edinmeyi başaracaktır. Yaşlı insan algısını kökten değiştirmek konusunda kendine güvenen film sayısının ne kadar olduğunu düşününce muhtemelen tahmin edilenden de fazla olacak bu süre.

Gloria Burak Hazine
Senaryo
Teknik
Oyunculuklar
Yönetmen

Sonuç:

4.5


Kullanıcı Oyları: 3.5 (7 oy)


Yazar Hakkında

İstanbul’da doğdu. Liseyi bitirdikten sonra öğrenimini sinema üzerinde devam ettirmek istediyse de 6 sene sonunda tıp doktoru oldu. Biletsiz.com ve Sinema Kulübü‘nde yazdı. 2 sene süren Blogger macerasını sonlandırarak Sinematopya'yı kurdu. Şimdilerde ise junior bir hekim. Bir yandan mesleğini icra edip bir yandan da sinema konusunda kendini geliştirmeyi hedefliyor. E-posta: [email protected]



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑