Das Merkwürdige Kätzchen (2013) Tuhaf Kedicik

Otuzlarının daha başında olan Alman sinemacı Roman Zürcher, ilk uzun metraj film denemesi Tuhaf Kedicik’te cumartesi akşamı verilecek bir yemek için gün içinde gitgide kalabalıklaşan bir evin mutfağına yerleştiriyor kamerasını. İki kardeş Simon ve Karin, bu önem arz ettiği belli yemek için ebeveynlerinin evine gelmiştir. Gün boyu bir odada uyuyan büyükanne, durduk yere attığı çığlıklarla neşe saçan(!) küçük haylaz bir kız, bozulan çamaşır makinesini tamir etmek için gelen çekici komşu ve onun oğlu, arkadaşıyla oyun oynayabilmek için evi ziyaret eden küçük bir çocuk yetmiş iki dakikalık filmde mutfağı bir şekilde ziyaret eden insanların bir kısmını oluşturuyor. Bunların yanında bir de öyküyü kendi gözünden seyrettiğimiz turuncu bir kedi ve kedinin mırıltılarını pür dikkat dinlemeye bayılan siyah bir köpek var.

Çoğunlukla evin mutfağındaki yemek hazırlıkları esnasında geçen bu öykü boyunca hikayeye katılan karakterlerin birbirleriyle olan gündelik diyaloglarını dinliyoruz. Zürcher’in filmi bu açıdan standart senaryo tekniklerinden çok farklı kurgulanmış. Diyaloglar o kadar sıradan mevzular üzerinden ilerliyor ki her an bir olay patlak verecek de öykünün seyri değişecek diye bekliyoruz fakat beklenen çıkış yalnızca küçük kızın anlamsız çığlıkları olabiliyor. Bu kadar gündelik bir hikayeyi kurmaca havayı bozacak her türlü abartıdan, oyundan ve detaydan uzak tutmaya çalışan yönetmen, bu minimalist bakış açısından faydalanarak seyirci için kendini bağımsız hissedebileceği bir ortama zemin hazırlamış oluyor. Yere düşen portakal kabukları ve anne karakterinin sinema salonunda yan koltuğunda oturan adamla yaşadığı manasız olay gibi arada bir karşımıza çıkan küçük hikayeler de bu gündelik ve samimi sohbetleri şekillendirici, yönlendirici, bazen de katkı sağlayıcı görevlerini görüyor.

tuhaf kedicik2

Tüm bu sıradanlıkların arasında ortada gezen bir kedi de filmin isim babası olma şerefine nail oluyor. Yönetmenin kediyi tuhaf adletmesinin altında bir kinaye aramak ise seyirciye bırakılıyor. Zira karakterlerin gündelik halleri resmedilirken bir kedinin özgürce, her türlü yönlendirmeden uzak şekilde etrafı dolaşması tam tersi bir senaryo oyununa işaret etmeye fazlasıyla meyilli, basit bir ters köşe numarası olabilir.

Zürcher hiç pan kamera kullanmadan, yakın çekimlerle süslediği sinematografisinde objeleri ve karakterleri asimetrik yerleştirerek her biri fotografik planlarla Tuhaf Kedicik’in sıradan öyküsüne sıradan bir anlatım ve teknikle eşlik ediyor. Kamerasını bir karaktere odakladığında diğeri adeta onun etrafında dans etmeye başlıyor. Tüm bunlar bir araya geldiğinde Tuhaf Kedicik, sinemanın dramatik yapısından uzak; eleştirmeyen, çözüm üretmeyen, şaşırtmayan ve bundan ötürü de ipleri seyircisinin eline bırakan bir eser. Filmin Altın Portakal Film Festivali’nde SİYAD en iyi film (uluslararası yarışma) ödülünü kazandığını da hatırlatalım.

Diğer yazıları Burak Hazine

Revenge of the Green Dragons Fragman

Yönetmen: Andrew Lau Oyuncular: Ray Liotta, Justin Chon, Kevin Wu, Harry Shum...
Devamı

1 Comment

  • Yaa hadı be. Bunu Turkiyeli bir yonetmen cekmis olsaydi filmi izlemezdiniz bile. Siyad odul vermis peh. Siyad mardindeki Diyarbakirdaki Turk filmlerini izlemek yerine sehri gezmekten baska bir ise yaramayan asalak bir grup. Film kotu hemde cok kotu haa mavi dalga bile bu filmden daha iyi film. Antalya film festivali gunden gune kotulesiyor. Neyse ki Adana Film festivali var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir