Drinking Buddies (2013) Akşamdan Kalanlar

Joe Swanberg deyince akan sular durur, durmalı. Amerikan bağımsız sinemasının en yeni(likçi), en umursamaz, ne yaptığını en iyi bilen yönetmenlerinden biri kendisi. Sadece 2011’den bu yana düşük bütçeli tam 11 uzun metraj film çekip, yanına başarılı oyuncuları da almasını bilen bir yönetmene hayranlık duymamak elde midir? Üstelik her filminde sıradan insanların sıradan yaşantılarını ele alsın, bilindik senaryo tuzaklarından ve oyunlarından uzak dursun. Bir kafede oturduğumuzda karşı masada sohbet eden iki insanı seyreder gibi filmlerini seyredebilelim ve bu sadeliğe, bu tevazuya, bu duruluğa bakıp “sinema iyi ki var” diyebilelim. Swanberg bunları çok kısa sürede, çok fazla eseriyle başardı bile. Bize de onun bu sıcacık, mübalağadan uzak, kişiye kendini iyi hissettiren filmlerinden nasiplenmek düşüyor. Olivia Wilde, Anna Kendrick, Jake Johnson ve Ron Livingston’ın başrolleri paylaştığı Drinking Buddies de (Akşamdan Kalanlar) seyretmeye başlar başlamaz Swanberg’e ait olduğunu hissettiren bir yapım.

drinking buddies

Senaryolarını dallandırıp budaklandırmayı sevmeyen Swanberg, bir kez daha basit ve takip etmesi oldukça kolay, sansasyondan ve gösterişten uzak bir öyküyle karşımıza çıkıyor. Bir bira üretim tesisinde çalışan tek kadın olan Kate, zamanının çoğunu iş arkadaşı olan Luke ile içerek geçiren bir karakter. Kate’in çılgınlıklara elverişli, hoplayıp zıplayan kişiliğine tamamen zıt erkek arkadaşı Chris ve Luke’un çok sevdiği kız arkadaşı Jill de hikayenin diğer etkili elemanları. Dörtlünün çıktığı kısa tatilin ardından Chris Kate’i terk ederken Jill de Luke’a karşı olan duygularını sorgulamaya başlıyor, bu konuda daha detaylı düşünmek için ülke dışına kısa bir seyahata çıkıyor. Böylelikle iki karakter hikayenin bir köşesine çekiliyor. Seyirci de Kate ve Luke ile baş başa kalma fırsatını elde ediyor. Birlikte daha fazla vakit geçiren iki yakın dost, bir yandan flört ederken diğer yandan küçük aksaklıklara maruz kalan ilişkilerini onarmaya çalışıyor: Kimin kime ait olduğunu anlama çabası, Drinking Buddies’in basit hikayesinin esas noktasını oluşturuyor.

Swanberg bir kez daha karakterlerine fazla yük bindirmeden hikayesini kotarmaya çalışıyor. Filmlerinin akımını hiçbir zaman yarattığı tiplemelere hayat veren oyuncuların performansları üzerinden yakalamayan yönetmen, öyle çok gösterişli ve kendine hayran bırakacak güçlü senaryolara da imza atmıyor. Seyircinin hemen yanı başına bu yöntemi kullanarak oturmayı seçiyor. Onun filmleriyle henüz tanışmamış kesim için bir başlangıç yaptıktan sonra devamının kısa sürede gelmesinin sebebi de bu olsa gerek. Her şey o kadar sıradan, o kadar tanıdık ve o kadar iyi hissettiriyor ki Swanberg’in filmlerine kendimizi kaptırmamak için hiçbir geçerli sebebimiz olamaz. Drinking Buddies ise yönetmenin onca filmi arasında daha özel bir yere sahip çünkü bir başkasının elinde romantizmin kölesi olmuş bir drama dönüşebilecek bir hikayeyi Swanberg olabilecek en güzel şekilde kurgulayarak herkesi memnun etmeyi hedefliyor. Seyirci her an bir şeyler olsa da öykünün seyri değişse diye bekliyor ama bu tür umutlar Swanberg için fazla kurmaca. Sinemaya daha gerçekçi, daha doğal, daha samimi bakan bir yönetmenden bahsettiğimizi unutmamak gerek. Drinking Buddies çoktan senenin en başarılı bağımsızlarından biri olmuş, gerisi teferruat. Yönetmenin hiçbir filminden eksik etmediği muazzam müzikler de cabası.

Diğer yazıları Burak Hazine

El perro (2004) Köpek Bombon

Arjantin’in yükselen yıldızı Carlos Sorin, Historias mínimas ile edindiği şöhreti aynı o filmdeki gibi...
Devamı

1 Comment

  • Filmi çok beğendim. Sonuna kadar keyifle izledim aktı gitti resmen. Jake Johnson new girl dizisinden aşinayım, oyunculuğundan keyif aldığım için özellikle merak ettim. Olivia Wilde özellikle bu filmde çok iyiydi. Hani insanda çok etki bırakamasa bile güzel bir his bırakır ya bazı filmler benim için onlardandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir