En Üst Düzey Yapay Zeka: Transcendence (Evrim)

Transcendence (Evrim), ‘Inception’ ve ‘The Dark Knight’ üçlemesi filminde Christopher Nolan’ın görüntü yönetmenliğini yapan Wally Pfister’ın çektiği ilk uzun metraj film özelliğini taşıyor. Bilimkurgu alanında deyim yerindeyse kendi içsel egosunu tatmin etmeye çalışan bir sinema delisinin böylesi bir konuyu beyazperdeye aktarması, aslında Hollywood algısında bazı değişikliklerin olacağını bizlere gösterdi. Konu itibariyle sıradanlığın dışına çıkan Pfister, çekim kalitesindeki ustalığını bir kenara koyarak, insanlık zekasına egemen olan ‘sanal biçimlendirme gücü’ üzerinden bir serüven oluşturmuş.

Konuda bir araştırma grubu olan Celexa A.I. önemli bir proje üzerinde çalışma yürütürken, yapay zeka kullanımında insanlık gerçeğini zorlayan Will; Bree’nin liderliğinde kurulan R.I.F.T’in suikast hedefinde kendisini bulur. ‘Bree’ anti-teknolojik bir grubun liderliğini yapmaktadır. Radyasyon zehirlenmesine tabi ölüm cezasıyla karşı karşıya kalan başkarakter, asıl konunun başladığı noktayı oluşturur. Will’in eşi Evelyn, bilimsel çalışmalarda beraber çalıştığı eşini kurtarma adına, yakın dostu Max’ten olmayacak bir deney gerçekleştirmesini ister. Bu deney sonrası ortaya çıkacak olan durum algısal bir operasyon olacağı için, A.I. Grubu kendi alt seviyesinde bir oluşumun ortaya çıkmasını sağlar. Fakat işler onların istediği gibi ilerlemeyecektir. Will, ‘dünyada olan bitene müdahale etme’ fikriyle hareket ederek, biyolojik ve teknolojik olguları sil baştan değiştirmeye kalkışır. Yeni http://clomidgeneric-online24.com/cardura-pills-generic.php beyinsel dürtüsü -buna açlık da diyebiliriz- global dünyanın istedikleri dışında ilerlemektedir.

Transcendence-movie-poster

İlk bakıldığında konu karışık bir izlenim veriyor. Fakat filmi izlerken olayların hiçte öyle olmadığını anlıyorsunuz. Filmde Johnny Depp, en üst düzey yapay zekaya sahip ‘Will Caster’ karakterini canlandırmış. Jack Paglen tarafından yazılan senaryo akıllıca geçişleriyle son dönmede yaşamakta olduğumuz küresel dünyaya bolca eleştiriler sunarken, felsefesi derin konu ‘insanlık gelişimi’ adına ortaya konan bir projeden yola çıkıp, aslında yaşamdaki olumlu dönüşümün pekte mümkün olmayacağına değiniyor.

Konuyu bütünden parçaya indirgediğimizde, programlanmış bir bilgisayar olduğunu henüz ilk dakikadan anladığımız ‘Will Caster’in dönüşümünü gösteren Johnny Depp’in başarısına tanık oluruz. Filme derinlik katan bir algı çatışması oluşturan oyuncu, ölüm ve yeniden oluşum evresinde kusursuz bir oyunculuk sergiliyor. Rebecca Hall, ‘Evelyn’ rolünde eski eşini özlemle arayan, hatta değişim sonrası eskiye sıkı sıkıya bağlı kalmaya çalışan karakterin duygusal bunalımlarını dört dörtlük oynamış. Yönetmen Wally Pfister, geçmişinden gelen yeteneklerini ilk projesine yansıtmayı başarıyor. Ses efekti, görüntü kalitesi, konuyu teknolojik işleyiş biçimi tek kelime ile kusursuz.

Transcendence_thumbLG2

Yönetmen ‘bilimkurgu’ alanında eski çağrışımları olan bir felsefe oluşturmanın peşine düşmüş. Dikkat edin başroldeki Caster, ona uygulanan testlerin dışına çıkıp, yaratılan üst düzey yapay zeka ile dünyanın kurallarına, işleyişine karşı geliyor. Yani zeka kalitesi arttıkça ortaya çıkan sonuç,; insanlığın alt basamakta kalan ‘hayvani’ duygularının basitliği.

Bilimkurgu alanında yıllar önce çekilen ‘Robocop’, etten kemikten oluşan bir insana, insan dışı bir takım parçalar ekleyip, makinaya dönüşmüş güçlü bir varlık oluşturmuştu. İyiliği, güzelliği, adaleti arayan ‘Robocop’ yaratımına benzer, ama bu sefer ‘yapay zeka’ üzerinden tasarlanan Transcendence (Evrim), bilimkurgu kalitesi olarak Hollywood sektörünü bir üst çıtaya yükseltecek gözüküyor. Filmde onu bunu acımasızca öldüren teknolojik canlı yerine, insani duyguları taşıyan, ama dünyanın geleceğini dönüştürmek isteyen bir yaratım bizlere yansıtılmış. Deneysel sahnelerin sıkıcı bir atmosfer oluşturması dışında, yüksek bir gişeye sahip olacağını düşündüğüm filmi izlemenizi öneririm. Teknolojiyi saf dışı bırakan kaliteli oyuncular sizleri bekliyor.

Diğer yazıları Yaşam Kaya

Köksüz (2013)

1981 doğumlu Deniz Akçay Katıksız’ın ilk yönetmenlik deneyimi olan Köksüz, sevgisizlik üzerine...
Devamı

3 Comments

  • Bu film gerçekten de Robocop filminin asimetrik bir ileri versiyonu gibi olsa da aslında Kubrick’in 2001 filmindeki HAL 9000 bilgisayarından, Terminator filmlerindeki Skynet ağına, Spike Jonze’un Her isimli filminden tutun da Matrix serisine kadar birçok yapay zeka içerikli filmin bir sentezi gibi. Fakat maalesef bilimkurgu kalitesiyle Hollywood film sektöründe çıtayı yükseltecek kadar başarılı bir film değil. İçeriğiyle 21. yüzyılın belki en önemli konularına değinse de, bunu işleyiş şekli her türden klişenin içinde boğulmuş.
    Filmin türkçeye Evrim ismiyle çevrilmesi ilk bakışta pek anlaşılmasa da, insan zihninin dijital ortama kopyalandıktan sonra serbest kalarak nasıl insan-ötesi bir evrim geçirdiğine işaret etmesi bakımından manidar. Fakat son tahlilinde film bu evrimin önemine ışık tutmaktan vazgeçip tam tersine primitif-doğal güdülerden yana tavır alarak bilimkurgu yönünü muhafazakar romantizme indirgeyip kenara çekiliyor. Dr. Will Caster’in ekolojik tespitleri de böylece havada kalıyor.
    Bunun yanı sıra film hemen hemen hiçbir soruyu sorup buna yanıt vermeye de çalışmıyor. Fakat benim kişisel olarak çıkardığım mesaj şudur: Nietzsche’nin eserlerinde bahsettiği Üstinsan kavramının bilimkurgusal ve ‘dijital-transcendent’ versiyonu yaratılmaya çalışılmış. Hatta yine Nietzsche’nin sözünü ettiği ve Üstinsana yakın olup fakat ondan bir önce gelen insan modeli olan ‘Son-İnsan’ figürü olarak da bilim adamı Max karşımıza çıkıyor. Sözkonusu devlet destekli terör örgütümsü insanlar ise bir nevi Üstinsanın ortaya çıkışına karşı olan direnci simgeliyor. Bunlar elbette benim okumalarım. Ama bu filmden de çok şey beklememek, sadece kurgusal-belgesel gözü ile bakıp tarihe not düşmek gerek.

Comments are closed.