Neposlusni (2014) Haylaz

Genç Sırp yönetmen Mina Djukic’in geçtiğimiz ay Sundance’te yarışma bölümünde de gösterilen ilk uzun metraj çalışması Haylaz, iki yakın çocukluk arkadaşının seneler sonra tekrar bir araya gelme öyküsünü anlatıyor. Lazar, babasının cenazesi gereği uzun yıllardır sürdürdüğü dünya seyahatini kesip doğup büyüdüğü kasabaya döner. Lazar’dan son üç senedir haber alamayan Leni ise çocukluk aşkının geri geldiğini duyunca ister istemez heyecanlanır. Fakat ikili karşılaştığında eskinin çekimini yakalamakta güçlük çekerler. Bir gün inatlarından vazgeçip bisikletlerine atlayıp kırlara doğru uzun bir yolculuğa çıkarlar. Bu yolculuk sırasında her ikisi de yasaklarını konuşturacak, bir yandan da onlara engel olacaktır.

NEPOSLUSNI-01

Lazar ile Leni’nin hikayesi, beyazperdede her zaman seyrettiğimiz genç aşıklar betimlemelerinden pek çok yönüyle ayrılıyor. Yönetmen Djukic, dram ile mizahı eşine nadir rastlanır bir şekilde harmanlamayı tercih ediyor. Çoğu zaman karakterlerini konuşturmak yerine vücut dillerini kullandırarak öyküyü genç ruhlar için duygusal kılıyor. Birbirlerine olan aşkı su götürmez olan Lazar ile Leni’nin çıktıkları yolculuk ise hem kendi bireysel gelişimleri hem de birbirlerine karşı olan hisleri için yapıcı ve yıkıcı etkiler doğuruyor. Gerek özendirici bisiklet yolculuğu gerekse karakterlerin içlerine ve birbirlerine dönük olarak yaptıkları yolculuk, Haylaz’ı seyretmesi zevkli yol filmleri kategorisine rahatlıkla sokuyor. İkilinin yaptığı çılgınlıklar seyircinin beklentilerini kolaylıkla şekillendirirken yönetmenin hissettirmeden vermeye çalıştığı ipuçları ile Haylaz’ın temel taşını zihnimizde oluşturmak için filmin sonuna kadar beklememiz gerekiyor. Sonu, başından belli olmayan bir film olması itibariyle de klişe genç aşıklar öykülerinden farklı bir noktada duran bu Sırp filminde yönetmen ne işin mizahi boyutunu abartıyor ne de seyirciyi hüzne boğacak kararlar vermeyi tercih ediyor. Bittikten sonra iyi-hissettiren-filmler sınıflandırmasına dahil etmekte güçlük çekmeyeceğimiz Haylaz, anlatım metodu ve işlenişiyle; bir anda nereden çıkacağı belli olmayan anlatıcı rolündeki yaşlı adamı ile, tarihin en eğlenceli düğün sahnelerinden birine ev sahipliği yapması dolayısı ile, çaresizliğin en saf hali küçücük bir çocuğu hikayede sekme yaratmayacak şekilde olay örgüsüne dahil etmesi ile kendini sevdirmekte hiç zorlanmıyor.

Djukic, karakterlerini film boyunca seyirci için bir belirsizlik kaynağı olarak sunmaktan çekinmiyor. İkilinin ne yapacağı, ne zaman yapacağı ve ne şekilde yapacağı hiçbir şekilde tahmin edilemiyor. İşin güzel yanı, seyirci, bu karakterleri yaptıkları hiçbir şey için yadırgamıyor ve sorumlu tutmuyor. Filmin merak uyandıran ve kafalarda soru işaretleri bırakan finali için bile memnuniyet katsayısının işlediğini söylemek mümkün. Haylaz, zamanın işlediği klasik bir öyküden ziyade anın tadını çıkarmanın, duygularının peşinden gitmenin perdeye yansımış hali.

Diğer yazıları Burak Hazine

Fransız Oscar’ları Cesar Ödülleri Adayları Açıklandı

Fransız Film Akademisi tarafından bu yıl 39. kez dağıtılacak olan Cesar Ödülleri...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir